Tüm dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; dava konusu taşınmazın orman tahdidi içerisinde orman sayılan yer olması nedeniyle tesbit dışı bırakıldığı, davacıların dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazı yüzyılı aşkın süredir kullandıklarını, ancak davalıların kendi zilyetlerinde olan bu taşınmazı kullanmalarına engel olduklarını belirttikleri anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazdaki bu belirlemeler ve dava dilekçesindeki açıklama dikkate alındığında dava, zilyetliğin korunmasına ilişkindir. TMK.nın 981, 982 ve 983. ve devamı maddeleri; mal üzerinde zilyetlikten başka hiçbir hakkı bulunmayan kişilerin zilyetliğinin korunması için konulmuş hükümleri ihtiva etmektedir. TMK.nın 973.maddesinde zilyetlik “bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” biçiminde tanımlanmıştır. TMK.nın 982 ve 983.maddelerinde zilyetlik herhangi bir hakka bağlı olmaksızın dava yoluyla korunmuştur....
O halde; temyiz edilen hükmün, gerek ilk dava gerekse birleştirilen dava yönünden, TMK. 981 vd. maddeleri uyarınca “zilyetliğin korunması” ve “zilyetliğe bağlı zararın giderilmesi” hükümleri uygulanarak, gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmek üzere bozulması gerektiğini düşünüyor; Değerli çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 26.03.2015...
Esas ve 2012/... Karar sayılı dosyasında görüldüğü ve reddedildiği fakat kesinleşmediği gerekçesiyle davanın HMK'nun 114/1-ı ve 115. maddeleri nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu ... parsel sayılı taşınmaz, 01.01.1996 tarihinde, hükmen, tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 1-Dava, TMK'nun 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması isteğine ilişkindir. Mahkemece, aynı konuda evvelce açılmış dava olup halen kesinleşmediği diğer deyişle aynı konuda derdest dava bulunduğu kabul edilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir. Elatmanın önlenilmesi davalarında her elatma ayrı bir davanın konusunu oluşturur. Diğer deyişle müdahalenin öğrenilmesinden sonra açılan tecavüzün meni ve zilyetliğin korunması davası o haksız eylemin sonlandırılmasına yöneliktir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin korunması ve tazminat ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki zilyetliğin korunması ve tazminat davasının reddine dair Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.06.2011 gün ve 374/234 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını bildirdiği Hazine adına tapuda kayıtlı iki parça taşınmazın zilyetliğinin vekil edenine muris babasından intikal ettiğini, diğer mirasçılar olan davalıların taşınmaz üzerindeki evi kiralayarak müvekkiline elde edilen gelirden pay vermediğini, taşınmazların yalnızca davalılarca kullanıldığını açıklamış; davalıların bu taşınmazlara müdahalesinin önlenmesini, miras payına isabet eden yerlerin vekil edenine teslimini, iki yıllık haksız kullanım ve evin kira bedeli olan 800 TL'nin yasal faiziyle davalılardan tahsilini istemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi - K A R A R - Dosya kapsamına, sav ve savunmaya, mahkemece saptanan hukuki niteliğe göre uyuşmazlık, gerçek kişiler arasındaki T.M.Y.'nın 981 ve devamı maddeleri gereğince açılan zilyetliğin korunması ve elatmanın önlenmesi isteminden kaynaklanmaktadır. 2797 Sayılı Yargıtay Yasasının 14. maddesi ve Başkanlar Kurulu kararı uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay Yüksek 8. Hukuk Dairesine ait olup, Dairemizin görevi dışındadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 8. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine 27.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi - K A R A R - Dosya kapsamına, sav ve savunmaya, mahkemece saptanan hukuki niteliğe göre uyuşmazlık, gerçek kişiler arasında T.M.K.nun 981 ve devamı maddeleri gereğince açılan zilyetliğin korunması ve elatmanın önlenmesine ilişkindir. 2797 Sayılı Yargıtay Yasasının 14. maddesi ve Başkanlar Kurulu kararı uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay Yüksek 8. Hukuk Dairesine ait olup, Dairemizin görevi dışındadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyanın görevli Yargıtay Yüksek 8. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine 27/12/2010 gününde oybirliği ile karar verildi....
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 06/10/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi....
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun 21. ve 22. Maddeleri gereğince ...Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 22.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Öte yandan, dava konusu taşınmazların 2002 tarihinde davacıya satılarak zilyetliğinin teslim edildiği tarihten, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu tespiti çalışmalarına kadar davalı yanca fiilen tasarruf edildiği ve üzerindeki muhdesatlarında davalı tarafça tesis edildiği de sabit olup, uyuşmazlığın 4721 sayılı TMK' nın 981 ve 987. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. TMK'nın 982. maddesinde, zilyetliği gaspedilen kimsenin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren iki aylık süre içersinde dava açabileceği düzenlenmiş olup, davacı tarafta önce 15.08.2002 tarihinde 3091 sayılı Kanun uyarınca zilyetliğinin korunmasını idari yoldan talep etmiş; buna rağmen davalı tarafın müdahalesini sonlandırmadığından bahisle 18.09.2002 tarihinde de eldeki dava açılmıştır. TMK' nın (zilyetliğin korunmasına ilişkin) 981 ve devamı maddelerinde söz konusu edilen, kişinin o an için ihlal edilen üstün zilyetliğinin korunmasıdır....
Somut olayda; dava konusu taşınmazın hazine adına tapuya kayıtlı olduğu, davacının taşınmaz üzerinde gecekondu inşa ettiği, davalının gecekonduya haksız olarak müdahale ettiği iddiasıyla müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil talep edilmiştir. Taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğu, tarafların kayıttan kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, TMK'nın 981. ve devamı maddelerinde düzenlenen 'zilyetliğin korunması davası' niteliğinde olduğu, HMK'nın 4/c maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK’nun 22. ve 23. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....


