Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK. nun 713/2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 – 2. maddesi uyarınca açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Eldeki davanın TMK.nun 713/2. fıkrası uyarınca ölüm sebebine dayalı olarak açıldığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık olmayıp, mahkemece de bu şekilde değerlendirme yapılmıştır. Somut olayda çözümlenmesi gereken öncelikli sorun; eldeki temyiz incelemesinin yapıldığı aşamada yerel mahkemenin kararına dayanak oluşturan hükmün TMK.nun 713/2. fıkrasındaki; “…ölmüş…” sözcüğünün Anayasa Mahkemesince iptaline ilişkin kararı ve bu karar yayımlanana kadar hükmün yürürlüğünün durdurulması kararının eldeki davaya etkisinin ne olacağı hususudur....
Dava konusu 441 ada 178 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, yapılan tespitin 23.10.1998 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, taşınmazın vekil edeninin dedesine ait olduğunu, dedesi ve babasından miras yoluyla taksimen vekil edenine intikal ettiğini açıklayarak tapu iptali ve tescil ile terditli olarak temliken tescil ve muhdesatın aidiyetinin tespiti ile bu istemi kabul görmez ise muhdesat değerinin tazminini talep etmektedir. Davacının tapu iptali ve tescile ilişkin ilk istemi kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve paylaşım hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine dayanmaktadır....
köyü ... mevkiine yakın ... mevkiinde bulunan 27368,75 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... VE ARK. vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 07/01/1981 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra 24/11/2000 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 26/09/1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmaları bulunmaktadır. Arazi kadastrosu ise 1960 yılında yapılmış ve çekişmeli taşınmaz Tapulama Hakimliği kararı ile orman sayılan yerlerden olduğundan tespit harici bırakılmıştır. Kadastro çalışmaları sırasında, tescil harici bırakılan taşınmazların tesciline dair davalarda 4721 sayılı Kanunun 713/3. maddesi uyarınca davanın, yasal hasım olan Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliğine birlikte yöneltilmesi zorunludur. Karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince, çekişmeli taşınmazın bulunduğu ......
Dava, dava dilekçesindeki açıklamaya göre 4721 sayılı Kanunun 713. maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği halde Hazine ve ... Yönetiminin karşı tescil (TMK 713/6 md) talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir, ayrıca yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazların niteliklerini, zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığını belirlemeye yeterli ve kanaat verici değildir. Şöyle ki taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafındaki ve dava tarihinden 20 yıl önceye ait hava fotoğraflarındaki görüntüsü incelenmemiş, incelendiği belirtilen 1973 yılı hava fotoğrafı yöntemine uygun şekilde incelenmediğinden denetlenememiştir. Bunlarla beraber taşınmazın neden tapulama harici bırakıldığı ve tapulama harici bırakıldığı tarih belirlenmemiştir. Keza ... Yönetiminin davacının ......
Medenî Kanunun 713/6. maddesine göre davalı idarelerin aynı dava içinde taşınmazın kendi adlarına tesciline karar verilmesini isteme hakları vardır ve ... Yönetimi de Hazine de bu bölümün ... niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istedikleri halde, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru değildir. SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle davacının taşınmazın (B) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu bölüme yönelik hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacıya yükeltilmesine, 2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; davalılar Hazine ve ... Yönetiminin taşınmazın (A) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu bölüme yönelik hükmün BOZULMASINA, davalı ... Yönetiminin yatırdığı temyiz harcının istek halinde iadesine 24/02/2015 günü oy birliği ile karar verildi....
Dava , TMK.nun 713/1 maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro tutanaklarındaki açıklamalara göre, dava konusu taşınmaz “kuyu ve arsası” vasfı ile 20 yıldan fazla süre ile köy tüzel kişiliği tarafından tasarruf edildiği açıklanmak suretiyle davalı köy tüzel kişiliği adına tesbit ve tescil edilmiştir. Öncesi tapusuz olan bu yerin koşulları bulunduğu takdirde davacı tarafından kazanılması ve tapuya tescil edilmesi mümkündür. Yerinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar bu yerin kadastro tarihi olan 2002 yılına kadar davacı ve ondan önce de eşi ve eşinin babası tarafından 20 yıldan fazla süre ile arsa olarak tasarrufta bulunulduğunu açıklamış iseler de; tarımsal amaçlı bir kullanımın hiç olmadığını ve halende bu nitelikte bir kullanımın bulunmadığını açıklamışlardır....
Tapulama Mahkemesinin 1970/65 - 1972/4 sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın orman olarak tapulama dışı bırakılmasına karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine ve fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A, B ve C) ile gösterilen sırasıyla 4441.43 m², 6803,98 m² ve 457.25 m² yüzölçümündeki taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.'nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1948 yılında yapılan orman kadastrosu, 23.10.1978 ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde ve 24.03.1988 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması bulunmaktadır....
Meralar Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan kamu mallarından olup, özel mülkiyete konu edilemez, üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın TMK. 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılamazlar. Hal böyle olunca, davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle usul ve kanuna aykırı olan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı ...nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava başlangıçta tapu iptali ve tescil davası olarak açılmış, ancak yapılan keşifte tescili istenen taşınmazın Fransız kadastrosunda tespit dışı bırakılan yer olduğunun anlaşılması üzerine dava kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinme yani tescil davasına dönüşmüştür. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerin “boş ve çakıllı arazi” niteliğinde bulunduğunu açıklamışlardır. Bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Dava konusu yerin belirlenen bu niteliğine göre, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir....


