“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise; “ (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir....
Mali bilirkişi aracılığı ile davacı şirkte ait ticari defterlerin incelenmesinde; davacı şirket tarafından davalı tarafa----- adet fatura ile mal satışı yapıldığı, davalı tarafından da davacı tarafa ----adet fiyat farkı faturası kesildiği, davacı satıcının bu fiyat farkı faturalarını kabul ederek davalı tarafın alacağına kaydettiği davalının davacıya ----gönderdiği, yine davalının istemi üzerine davacının ---- tarihinde davalı tarafa banka yolu ile -----gönderdiğinin kayıtlı bulunduğu, davalı şirkete ait ticari defterlerin incelenmesinde de; davacı tarafın düzenlediği--- adet fatura ile kendisinin düzenlediği ---- adet fiyat farkı faturasının kayıtlı bulunduğu, bu faturalar yönünden her iki tarafın kayıtlarında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, davalı tarafın ---- yılında davacı borcuna kaydettiği ve ikinci kez düzenlediği --------- farkı faturası ile --- adet iade faturasının davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafın---- yılında davacı alacağına...
nin davalı şirket ile arasındaki ticari ilişki neticesinde akaryakıt bayilik sözleşmesinden doğacak borçların teminatı olması için adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 400.000,00 TL bedelli ipotek tesis ettirdiğini, müvekkilinin 18.09.2010 tarihinde bayilik sözleşmesini sona erdirip başka bir dağıtıcı firma ile sözleşme imzaladığını, bayilik sözleşmesinin 18.09.2010 tarihi itibariyle taraflar arasında yeni bir mutabakat sağlanmadığından geçersiz hale geldiğini, sona eren bayilik sözleşmesi kapsamında tesis edilen ipoteğinde 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, Rekabet Kurulu kararlarına rağmen davalı şirketin ipoteği terkin etmediğini, müvekkilin bayilik ilişkisi sonunda davalıya borcu bulunmadığını,Üsküdar 5.Noterliği'nin 01.10.2010 tarihli ihtarname ile ipoteğin fekkinin talep edildiğini, davalının hukuka aykırı şekilde ipoteği fek etmediğini, tarafların ticari defterlerin incelenmesi neticesinde borç bulunmadığının görüleceğini ileri sürerek ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep...
Davacının kendi ticari defter ve kayıtlarında açıkça yer alan ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden yapılan ödemelerin, alacak ve borç tutarlarının yazılı olduğu, fazladan yapıldığını ileri sürdüğü ödemenin kendi ticari defterlerine işlemediği ve fakat kendi ticari defterlerinde dahi kayıtlı olmayan fazla ödemenin iadesi istemiyle icra takibi başlattığı dikkate alındığında davacının haksız ve kötü niyetli davalı hakkında icra takibi başlattığı kanaatine varılarak davalının yerinde görülen kötü niyet tazminatı talebinin bu çerçevede kabulüne karar verilmiştir....
Bununla birlikte 7251 sayılı yasanın 23 maddesi ile değişik 6102 sayılı HMK'nın 222/3 Maddesi incelendiğinde, İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.), Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz....
Bilirkişi YMM ... tarafından tanzim edilerek dosyaya sunulan, 28/04/2021 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle de; "Davacı ve davalı şirkete ait ticari defterlerin açılış ve yevmiye defteri kapanış onaylarının yasal sürelerinde yaptırıldığı, her iki şirkete ait defterlerin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı kanaatine varıldığı, Davacı Şirket Ticari Defter Kayıtları İle İlgili olarak; Sunulan muavin defter dökümlerine göre; Dava konusu olmayan 10.11.2018 tarih, 47115 sayılı ve 34.810,00- TL tutarındaki davalı fatura bedelinin 14.12.2018 tarihinde, iş bu davaya konu edilen 05.12.2018 tarih, 47116 sayılı ve 45.135,00- TL bedelli fatura bedelinin ise 17.12.2018 tarihinde ödendiği, ticari defter kayıtlarında davalı şirket bakiyesinin bulunmadığı, Davalı Şirket Ticari Defter Kayıtları İle İlgili olarak da; sunulan muavin defter dökümünden de görüleceği üzere; davacı şirket kayıtlarındaki tüm işlemlerin davalı kayıtlarında da yer almakta olduğu, davacı...
Arabuluculuk son tutanağı dosya içerisindedir. 6100 sayılı HMK Madde 222- 1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır....
Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır....
Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır....
dava konusu çek bedeline ilişkin mal teslimi yapıldığını ispat etmesinin gerektiğini, yine taraflara ait ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi halinde tarafların alacak-verecek durumunun netleşecek olduğunu, zira taraflar arasındaki alışveriş durumunun, düzenlenen faturalar, yapılan ödemelerin ticari defterlerin incelenmesiyle ortaya çıkacağını, yukarıda anlatılan olaylar sonucunda davalı tarafın dava konusu çek kadar müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşmiş olup, talep edilen tutarın davalı taraftan tahsili için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını bu nedenlerle davanın kabulü ile talep ettikleri 47.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı aleyhine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir....


