WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 15 Haziran 2026

tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 42-2 maddesi gereği hizmet akdinden doğan hak ve borçları grevin sona ermesine kadar askıda olan davacı işçinin askı durumunun da bu tarihte sona erdiğini, davalı işveren tarafından .... dökümlerinde davacı işçinin 2009 Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında başka bir işyerinde çalıştığının tespit edildiğini, 6356 Sayılı Sendikalar vc Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 68. maddesinin 3.fıkrası uyarınca kanuni grev ve lokavt süresince işçinin başka bir işveren yanında çalışamayacağını bu durumun işveren tarafından haklı nedenle fesih sebebi oluşturduğunu, bu sebeple davacının sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur....

(Tüz m.3) 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu (Toplu GLK)'nun üçüncü maddesinde “ bir toplu sözleşmesi aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir” tümcesi ile esas olarak işyeri toplu sözleşmesini esas almıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurumu ve kuruluşlarına ait aynı kolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu sözleşmesi yapılabilir. Bu kanun anlamında yapılan sözleşme tipine işletme toplu sözleşmesi denir. Ancak, fıkrada ayrık bir düzenlemeye de yer verilerek, kamu kurum ve kuruluşlar için tek bir işletme toplu sözleşme yapılabilmesine olanak tanınmıştır. İşkolu kavramı sendikaların faaliyet alanlarını belirleyen temel bir öğedir. Birbirine benzer işler bir hukuki kalıp altında toplu hukukuna sunulmaktadır....

(Tüz m.3) 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu (Toplu GLK)'nun üçüncü maddesinde “ bir toplu sözleşmesi aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir” tümcesi ile esas olarak işyeri toplu sözleşmesini esas almıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurumu ve kuruluşlarına ait aynı kolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu sözleşmesi yapılabilir. Bu kanun anlamında yapılan sözleşme tipine işletme toplu sözleşmesi denir. Ancak, fıkrada ayrık bir düzenlemeye de yer verilerek, kamu kurum ve kuruluşlar için tek bir işletme toplu sözleşme yapılabilmesine olanak tanınmıştır. İşkolu kavramı sendikaların faaliyet alanlarını belirleyen temel bir öğedir. Birbirine benzer işler bir hukuki kalıp altında toplu hukukuna sunulmaktadır....

Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir. Bir toplu sözleşmesinin geriye etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi kural olarak mümkün olsa da sonraki toplu sözleşmesi hükümlerinin geriye etkili olabileceği en erken süre önceki toplu sözleşmesinin bitim tarihidir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler yönünden yapılacak değerlendirmede de bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır....

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, ilgili toplu sözleşmesinde öngörülen son ücret zammının (%4 oranındaki) Temmuz 2020 dönemine ait olduğudur. Bu tarihten sonraki dönem için zam (%4 oranında) yapılmış ücret aynen korunur ise de; sona eren toplu sözleşmesinin art etkisi söz konusu değildir. İşçinin toplu sözleşmesinin yürürlük süresinin bitim tarihi olan 31.10.2020 tarihinden sonra bir başka toplu sözleşmesinden yararlanması hâlinde, bu toplu sözleşmesi ve sözleşmesine göre belirlenen ücretin uygulanması gerekir. İşçinin yararlandığı herhangi bir toplu sözleşmesinin bulunmaması hâlinde ise sona eren toplu sözleşmesinin art etkisi bulunduğu kabul edilerek 31.10.2020 tarihinden sonraki dönem için bu toplu sözleşmesi hükümlerine göre hesaplama yapılması mümkün değildir....

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, 01.01.2021 tarihi ve sonrası için ücret farkı alacağının tespit edilirken, 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021 – 31.12.2022 dönemini kapsayan toplu sözleşmesinin “Ücret Zammı” başlıklı 33 üncü maddesi doğrultusunda hesaplama yapıldığı görülmektedir. Ancak arabuluculuğa başvuru tarihi 29.03.2021 ve dava tarihi de 11.08.2021 olup gerek arabuluculuğa başvuru gerekse dava tarihinde imzalanmış bir toplu sözleşmesi mevcut değildir. Bu açıklamalara göre davacının arabuluculuk tarihinde henüz imzalanmamış bir toplu sözleşmesinden yararlandırılması mümkün değildir. Mahkemece arabuluculuk başvuru tarihindeki koşullar göz ardı edilerek 01.01.2021 tarihinden sonraya ilişkin fark ücretin hesaplanmasında 08.09.2021 imza tarihli toplu sözleşmesinin “Ücret Zammı” başlıklı 33 üncü maddesindeki düzenlemelerin dikkate alınması hatalıdır....

Bölge Müdürlüğü'ne atandığı ve bu surette çalışmaya devam ettiğini, nakil sonrası toplu sözleşmesi hükümlerine aykırı olarak davacının yevmiyesinin belirlendiğini belirterek fark işçilik ücreti talebinde bulunmuştur. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının ücret seviyesinin toplu sözleşmesi hükümlerine uygun olarak tespit edildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Talebi: Davalı vekili, hükmedilen tutarlardan gerekli yasal kesintilerin yapılmadığını, kanun sebebiyle nakil söz konusu olduğundan ...'nün sorumluluğu bulunmadığını, emsal alınan işçilerde hataya düşüldüğünü belirterek mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur....

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nde görev yapan davacı tarafından; işverenler İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, ESHOT Genel Müdürlüğü ve İZSU Genel Müdürlüğü adına İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile çalışanlar adına … Sendikası (…) arasında 02/04/2020 tarihinde imzalanan Toplu İş Sözleşmesi uyarınca, … üyesi olmayan personelin Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanabilmesinin şartı olarak getirilen 'sosyal denge sözleşmesi aidatı' adı altında kesinti yapılmasına ilişkin 01/01/2020-31/12/2020 dönemi Toplu İş Sözleşmesi'nin (Sosyal Denge Sözleşmesi) ''Sözleşmenin Kapsamı ve Yararlanma Koşulları'' başlıklı 5.maddesinin (B) bendinin (f) alt bendinin iptali ile söz konusu Sözleşme hükmü nedeniyle maaşından yapılan kesintilerin kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir....

Diğer taraftan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 60/1 maddesine göre “Grev kararı, 50 nci maddenin beşinci fıkrasında belirtilen uyuşmazlık tutanağının tebliği tarihinden itibaren altmış gün içinde alınabilir ve bu süre içerisinde altı günü önceden karşı tarafa bildirilecek tarihte uygulamaya konulabilir. Bu süre içerisinde, grev kararının alınmaması veya uygulanacağı tarihin karşı tarafa bildirilmemesi hâlinde toplu sözleşmesi yapma yetkisi düşer”. 2822 sayılı kanunda süre grev veya lokavt kararının tebliğinden sonra işlerken, yeni bu düzenlemede artık uyuşmazlık tutanağının tebliğinden itibaren başlayacaktır. Grev kararı alınmıştır. Grev kararı almak ve uygulamak işçi kuruluşuna sağlanmışken, grevin uygulanmasını işyerinde çalışanların grev oylaması yolu ile önlemeleri olanağı da getirilmiştir. Ancak grev oylaması grevin zorunlu şartlarından değildir....

Köyünden ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ... ve 55 arkadaşı tarafından, yine tapu malikleri ... ailesi aleyhine 07.05.1952 tarihli dava dilekçesi ile 1952/42 sayılı dosyada Çiftliğe ait Eylül 1340 tarih 5 (gittisi Ocak 1962 tarih 1) nolu tapu kaydının iptali için açılan tapu iptali davası, Yargıtay bozma kararından sonra 1960/104 sayısını almış, davanın feragat ve sulh nedeniyle reddine ilişkin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.1961 gün ve 1960/104 E. 25 K. sayılı kararı 11.06.1961 tarihinde kesinleşmiştir. Bu dosyada zilyet iddiası olan davacıların avukatları ...'a toplu olarak verdikleri düzenleme şeklinde vekaletname metninde tasarruf ettikleri arazilerin ... Valide Sultan Vakfına ait olduğunu ve kendi adlarına tapu tescilini talep ettiklerini Noter huzurunda beyan ettikleri görülmüştür. Dava dosyasında mahkemece keşif yapıldığı ve zabıtların birlik dosyasında da mevcut olduğu görülmüştür....

UYAP Entegrasyonu