Her ne kadar mirasbırakanın yerleşim yerinin tespit edilememiş olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ise de tereke tesbiti istemli davalarda terekenin mevcudunun bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 43. maddesinde "Mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye deki son yerleşim yerindeki mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiyede olmaması halinde terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür" hükmü uyarınca yetkisizlik kararı verilmiş ise de; mahkemece davacının ikamet adresinin tespiti için kolluk gücü ile araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır....
Diğer taraftan hizmet tespiti kararı sonucunda, işverenin prim borcu doğacaktır. İşverenin vefatı halinde, tüm mirasçılar tarafından miras reddedildiğinde, SGK prim borcunu varsa terekeden tahsil edecektir. Oysa ki reddeden mirasçılara karşı dava yürütülmüşse, asıl davalı olması gereken tereke tasfiye memuruna husumet yöneltilmediğinden tereke temsil edilmiş olmayacaktır. Çünkü usulen terekeye, husumet yöneltilmemiştir. Mirası reddeden mirasçının ise terekeyi temsil görevi olmadığından, davada hasım gösterilmesi tereke aleyhine sonuç doğurmayacaktır. Bu nedenle verilecek kararda tereke taraf olmadığından karar terekeyi bağlamayacaktır. Sonuç olarak Mahkemenin kararı usule ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiği düşüncesindeyiz. Yüksek Daire'nin kararın düzeltilerek onanmasına yönelik çoğunluk görüşlerine katılmıyoruz....
Hüküm tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan M. K.'un "kağir ev arsalı vasıflı", 1.807 m2 büyüklüğündeki .. ada.. parsel sayılı taşınmazını 06.09.2006 tarihinde dava dışı Cemal'e, Cemal'in de 04.09.2007 tarihinde murisin oğlu olan davalı Hidayet'e satış suretiyle temlik ettiği, davaya konu edilen .. ada .. parsel sayılı taşınmazlarda ise murisin malik olmadığı gibi davalıya yapılan her hengibir temlikin de bulunmadığı, murisin 21.08.2009 tarihinde ölmüyle geride mirasçı olarak davanın tarafları ile dava dışı mirasçıları Melahat, Döne, Ömer ve Fatma Hacer'in kaldığı, Kozan Sulh Hukuk Mahkemesi 2011/ 1234E., 2012/209K., sayılı davası ile yapılan yargılama sonucunda davacının terekeye temsilci olarak atandığı anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidirki; davaya konu ... ada .. parsel sayılı taşınmazlar yönünden tarafların ortak mirasbırakanı M....
Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe veya tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır. Bu işlem, tespiti yapılan malvarlığı unsurlarının terekeye ait olduğu, tespit edilmeyenlerin de terekeye ait olmadığına delil teşkil etmez. Mirasçıların, tespit olunanlara "onay" vermeleri veya benimsemeleri, onları tespiti yapılmamış olan borçlara ilişkin sorumluluktan kurtarmayacağı gibi, tespit edilmemiş olan tereke alacakları için de talepte bulunamayacakları anlamına gelmez. Yasanın 590/3. maddesindeki bir aylık süre aşılmış olsa dahi, koruma önlemi olarak terekenin tespiti ve yazımı işlemi, olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe, terekenin paylaştırılmasına kadar talep edilebilir....
İstek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 589 ve devamı maddeleri gereğince terekenin tedbir niteliğinde tespiti, defterinin tutulması ve hak sahiplerine intikal etmesini sağlamak için alınması gereken tedbirlere ilişkindir. Hak sahiplerinin alacak davası açmaları her zaman imkan dahilindedir. Tereke tespiti, delil tespiti niteliğinde olduğundan, bu davaya asli veya feri müdahalede bulunulması da söz konusu olamaz. Öte yandan, bir kimseye ihbar yoluyla taraf sıfatı verilmesine olanak bulunmadığı gibi, hüküm, davada taraf sıfatı olanların lehinde veya aleyhinde kurulmaktadır. Davada taraf sıfatı olmayan hakkında hüküm verilemeyeceği tartışmasızdır. Maliye Hazinesi vekilinin davada taraf sıfatı bulunmadığından hükmü temyiz etmekte hukuki yararı yoktur. Temyiz edeninin taraf sıfatı bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir....
dahil olduğunun ve davalı ...’ın tereke karşısında 3.kişi olduğunun göz önüne alnması; şayet dava konusu taşınmazın Süleyman'dan kaldığı belirlenirse davacı ile miras bırakan Süleyman arasında ırsi ilişkinin bulunmadığı hususlarının göz önünde tutulması gereğine....” değinilmiştir....
'un doğum tarihi, mirasçılık durumu, tereke TMK'nın 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu gözetilerek, tutanakların edinme sebebindeki satış doğrulansa bile, böyle tek başına yapılan satışın hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı hususları üzerinde durulması, elbirliği mülkiyetinde terekeye dahil taşınmazlar üzerinde bir veya birkaç mirasçının sürdürdüğü zilyetliğin tüm mirasçılar adına sürdürüldüğü ilkesinin göz önünde tutulması, yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasındaki çelişkinin HUMK'nın 265. (HMK'nın 261.) maddesi gereğince giderilmesi ve toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi“ gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların davalı adına olan 1/2 payının iptali ile davacı ... adına 1/2 hisse ile tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Özdemir’in 22.09.2011 havale tarihli dilekçesinde davaya katılmak istemediğini ve açılan davaya icazette vermediğini beyan ettiği gözetildiğinde, iştirakin sağlanması bakımından terekeye temsilci atanması, bu şekilde davanın görülebilirlik koşulu sağlandıktan sonra bozma ilamı doğrultusunda işin esasının incelenmesi gerektiği " gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak tereke temsilcisi davaya dahil edilmek suretiyle yapılan yargılama neticesinde mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, mirasbırakanın işlem tarihinde ehliyetli olduğu ... Kurumu raporuyla saptanmak suretiyle ehliyetsizlik iddiası yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur....
Dava, ...’ın lehtarı bulunduğu bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Murisin ölüm tarihine göre terekesi iştirak halinde olduğundan davanın tüm mirasçılar tarafından el birliği ile açılması ya da terekeye temsilcisi tayin edilip, tereke temsilcisi vasıtası ile davanın yürütülmesi gerekmektedir. Bu husus dava şartlarından olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir. 6100 sayılı HUMK.’nun 115. maddesine göre dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise hakim noksanlığın giderilmesi için kesin süre verir. Somut olayda dava, bir kısım mirasçılar tarafından açılmıştır. Ancak, mirasçılar arasında ihtilaf bulunduğu da dosya içeriğinden anlaşılabilmektedir....
Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/26 Tereke dosyası ile yönetildiğini, bununla birlikte ... da yine 2018 yılında vefat etmiş ettiğini, ikame edilen İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/80 Tereke sayılı dosyası tevhit edilerek İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/26 Tereke sayılı dosyası ile yönetildiğini, böylelikle murislerin malvarlığının aynı tereke dosyası üzerinden yönetildiğini, hâlihazırda derdest olduğunu, anılan tereke dosyasına temsilci sıfatı ile Av. ......


