WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından 17.12.2014 gününde verilen dilekçe ile terekenin tespiti ve resmi tasfiyesi ile terekeye yönetim kayyımı atanması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, muris ...'nun tüm yasal mirasçıları tarafından mirasın reddi talebinde bulunulduğunu ileri sürerek terekeye temsilci atanmasına ve murisin terekesinin resmi tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/968-1000 E....

Sulh Hukuk Mahkemesi'nce; tereke eşyaları ve parası ile ortaklık sözleşmesi gereğince davacıya verilmesi gereken hissenin verilmesi talep edildiğinden, HMK'nın 2. maddesi gereğince asliye hukuk mahkemesinin görevi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir Asliye Hukuk Mahkemesi ise; alacağın temelinin terekenin paylaşımına yönelik olduğu, bu tür uyuşmazlıların HMK'nın 4/1-b ve 382/c-b maddelerine göre, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur. 4721 sayılı TMK’nın 634. maddesinde “resmi tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir tasfiye memuru tarafından yapılır “hükmü, aynı Kanunun 640/2. maddesinde ise “Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler” hükmü yer almaktadır....

Ölümden sonra hesaba yatırılan aylıklar terekeye dahil olmadığından, başka bir anlatımla murisin borcu kabul edilemiyeceğinden mirasçıların halefiyet yoluyla müteselsilen sorumluluğundan sözedilemez. Somut olayda; davacıların, sağlığında murisle ilişkileri bulunmadığı ve ondan ayrı yaşadığı anlaşılmış olup, murise ait bankamatik kartının da davacılarda bulunduğu davalı tarafından inandırıcı delillerle ortaya konulamadığından davacıların davasının kabulü gerekirken, sadece mirasçılık sıfatına dayanılarak davacıların çekilen yaşlılık aylıklarından sorumlu tutulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....

Bu düzenlemeler göstermektedir ki, miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir. Miras ortaklığını oluşturan mirasçılar, terekedeki malvarlığı değerleri üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hükümleri gereğince malik oldukları için, kural olarak tek başlarına veya birkaçı birlikte hareketle terekeye dahil hakkın biri üzerinde tasarrufta bulunamazlar. Hal böyle olunca, tüm mirasçıların terekeye dahil olan bir hak veya malın terekeye iadesi için birlikte dava açmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri veya TMK’nun 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması gerekir. Ne var ki, bu ilkeler ve açıklamalar, mirasçıların davacı olmaları halinde geçerli olup, davalı olmaları halinde durum farklıdır....

İstinaf Sebepleri Davalı ... ve ... vekili, terekenin tespitine ilişkin davanın henüz sonuçlanmadığını, ayrıca hem taraflar arasında hem de üçüncü kişilerle tereke arasında pek çok derdest davaların olduğunu, bu haliyle tereke kapsamının, terekedeki taşınmazların ve davacının payına karşılık gelecek nakdin terekede olup olmadığının belirsiz olduğunu, vasiyetnamenin 5 inci maddesindeki seçimlik hakkın "tespit edilmiş" değerler üzerinden belirleneceğinin ve "mirasın taksimi sırasında" kullanılacağının hüküm altına alındığını, tereke belirlenmeden, terekeye dahil taşınmazların güncel değerleri tespit edilmeden, mirasın taksimi sırası gelmeden müvekkillerinin seçimlik haklarını kullanmaya zorlanamayacaklarını, haklı itirazlarının dikkate alınmaması nedeniyle hakimi reddederek şikâyet ettiklerini ve hakim aleyhinde açılan dava nedeniyle aralarında husumet doğan yasaklı hakimin verdiği kararın yok hükmünde olduğunu, tespit davasının hukuki yarar yokluğundan reddinin gerekeceğini, zira davacıların...

Öte yandan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 11.maddesinde; “Aşağıdaki davalar müteveffanın ikametgahı mahkemesinde görülür. 1.Terekenin taksimine ve kısmetin butlan ve feshine ve mirasçılar arasında terekenin idaresine ait iddialar, 2.Terekenin taksimi katisine kadar tereke aleyhine ikame olunan davalar….” hükmü yer almaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde bu iki maddenin birlikte değerlendirilip yorumlanması gerekmektedir. Buna göre; vasiyetnamenin yerine getirilmesi (tenfizi) ile ilgili dava; lehine vasiyet yapılan kişi tarafından doğrudan doğruya diğer mirasçılara (miras ortaklığına, terekeye) karşı açılıyorsa ve tereke taksim edilmemişse, bu davanın miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinde açılması gerekir. Öte yandan taksim tamamlanmadan terekedeki bir mal hakkında açılacak istihkak davası ile terekenin yazım ve tespiti davaları malın bulunduğu yerde, mirasçılık belgesi verilmesi davası ise mirasçılardan her birinin sakin olduğu yerde açılır....

ın yasal mirasçısıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesine göre; “Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.", 641. maddeye göre ise; “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar...”. Anılan yasal düzenlemeler ve davalı yanca mirasın reddine ilişkin herhangi bir iddia da ileri sürülmemiş olduğuna göre terekeye dahil olmuş ve tereke borcu olan paradan da davalının (mirasçı sıfatıyla) sorumlu tutulması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 24/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Tereke Tespiti Resmi Defter Tutulması ve Mirasın Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Dönmez Debriyaj Sanayi'ye yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 60.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15.07.2010(Prş)...

Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümüyle bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (TMK m.565) Miras bırakanın TMK'nin 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır....

Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 3 aylık iaşe bedeli, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Medeni Kanun'un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edilip edilmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır....

UYAP Entegrasyonu