WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Bilindiği üzere Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz ... miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer. Somut olayda, davacının yargılama aşamasında 09.04.2016 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davalı oğlu Sebahattin, davacı eşi ..., davacı çocukları ... ile ...'in kaldıkları, Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/242 E- 2018/137 K sayılı kararı ile davacı ...'nın terekesine ...'ün temsilci olarak atandığı, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın tereke temsilcisine 26.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, ancak tereke temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulmadığı anlaşılmaktadır....

ın vefatından sonra ikame edilen murise ait terekenin tespiti istemli davada her ne kadar tereke memuru atanmışsa da ... ... M.'nin hissedarı bulunduğu şirketlerdeki hisse ve paylarını temsil etmek üzere tereke memuruna yetki verilmediğini, davacının bu yöndeki talebinin Sulh Hukuk Mahkemesince daha sonra değerlendirilmesine karar verildiğini, temyiz incelemesine konu 16.05.2018 tarihli Genel Kurul tarihi itibari ile tereke memurunun ... ... M'nin müvekkil şirket nezdinde bulunan hisse ve paylarını temsil etme yetkisi bulunmadığının açık olduğunu, istinaf mahkemesi kararında her ne kadar terekeye genel kurul çağrısı yapılmadığından bahsetmişse de temsile yetkili olmayan tereke memurunun da genel kurula davet edilmesi usulen mümkün olmadığını, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, genel kurulun gündem maddelerine geçmeden önce davacılardan .. M.'nin davacı ... M.'...

Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; şirket yöneticileri aleyhine dava açılabilmesi için alınmış yönetim kurulu kararı bulunmadığına ve davacının yönetim kurulu başkanı sıfatıyla tek başına dava açamayacağından ve dava konusu şirketin de yer aldığı muris terekesi hakkında Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/12 sayılı tereke sayılı dosyasında terekeye temsilci atanmış olduğu, taksim edilmediği sürece tereke iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, murisin terekesine atanan temsilcinin davaya icazet vermediği gözetildiğinde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yöneticilerin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkindir....

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Tereke Tespiti ve Terekeye Temsilci Atanması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davalı ... kendi adına asaleten, diğer davalı ...'a ise vekaleten Av....'a verdiği vekaletname ile davada kendilerini temsil ettirmişlerdir. Ancak dosya içinde davalı ...'in, .... adına vekil tayin edebileceğine dair herhangi bir belge ( yetki vs.) yoktur. Mahkemece davalılardan ....'in, Şükran adına vekil tayin edebilmesine olanak sağlayan dayanak belgenin istenilerek dosya arasında alınması, aksi halde; Av. ...'dan davalı ...'ı temsili yönünden vekaletname sunup sunmayacağı sorularak vekaletname verilmesi halinde dosyaya eklenmesi, vekaletname verilmemesi durumunda ise mahkeme kararının davalı ...'...

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Terekenin Tesbiti-Tedbirlerin Alınması-Resmi Defter Tutulması-Terekeye Temsilci Atanması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz; mahkemenin 06.06.2012 tarihli duruşmasında ara karar ile verilmiş olan tedbirlerin kaldırılması isteğinin reddine yönelik ara kararın (ek karar) temyizine ilişkindir. Dava terekenin tespiti, gerekli koruma önlemlerinin alınması, mirasın kabul veya reddine yönelik olarak defterinin tutulması (TMK.md.619) ve terekeye temsilci atanmasına yönelik olup mahkemenin 06.06.2012 tarihli ara kararı ile verilen tedbirlerin tarafların itirazı ile ya da mahkemece re'sen kaldırılması veya değiştirilmesi mümkün olan terekenin korunmasına yönelik geçici önlemlerden olup (TMK.md.589) temyizi kabil olmadığından mirasçı ...'...

Davalı tarafça murisin vasiyetnamesi'nin açıldığı ve vasiyetnamenin iptal edilmediği sürece geçerli olduğu savunulmuş ise de; vasiyetnamenin iptaline ilişkin davanın derdest olduğu, terekeye konu hak ve borçlar ile, davalı şirkette murise ait hisseler üzerindeki payların, miras paylaşımı yapılmadıkça mirasçılara kendiliğinden geçmeyeceği, dayanak vasiyetnamenin de henüz tenfiz edilmediği, uyuşmazlık konusu vasiyetnamenin tenfizinin ancak dava yolu ile sağlanabileceği, tereke üzerinde miras ortaklığının devam ettiği açıktır. Öte yandan iş bu dosyanın davacısı olan Mukbil ... tarafından açılan ve derdest bulunan terekenin tespiti davasında, mahkemece terekeye temsilci atanmış olması karşısında, terekeye dahil hak ve alacaklar yönünden tüm işlemler miras ortaklığı adına tereke temsilcisi tarafından gerçekleştirilmek durumundadır....

İştirak halinde mülkiyetin gereği miras yoluyla terekeye dahil olan taşınmaz ile ilgili açılan dava ortaklardan birkaçı tarafından dava edilmiştir. Mirasçıların bir kısmı tarafından dava açılması nedeniyle mirasçılar kendi açtıkları bu davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davanın bütün mirasçılar ile birlikte yürütülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, açılan iş bu davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların davaya katılmalarının sağlanması veya TMK. 640/3 maddesi gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için davacılara uygun bir süre vermesi gerekir. Eğer diğer mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermezler ise bu durumda davayı açan mirasçıların terekeye bir temsilci tayin ettirmesi gerekir (MK.640/3). Terekeye atanan temsilci, bir kısım mirasçının açtığı davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir....

Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tereke temsilcisi temyiz talebinde bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Tereke temsilcisi temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro çalışmaları sırasında tespiti harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü 16 ncı ve 17 nci maddeleri; 4721 sayılı ... Medeni Kanunu 713 üncü maddesi 3....

Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Terekenin mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Miras bırakanın saklı payı zedeleyip zedelemediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Somut olayda, tereke hesabına esas alınan 550 parseldeki taşınmaza davacı ile dava dışı mirasçı arasında bir değer belirlenmiş ve belirlenen bu değer üzerinden davacı yasal payını almıştır....

Dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti hukuksal nedenine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 605/2.maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde murisin ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Bu maddeye dayanan talepler süreye tabi olmayıp, mirasçıların iyiniyetli ya da kötü niyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması; terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir. Ancak, tereke borca batık olmasına rağmen Türk Medeni Kanununun 610/2 maddesinde açıklandığı şekilde tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya kendine maleden mirasçı, mirası reddedemez....

UYAP Entegrasyonu