WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

ın mirasçılarının, davacılar adına davayı takip eden avukata verdikleri bir vekaletname bulunup bulunmadığı, varsa davaya muvafakat edip etmedikleri araştırılmadan ve muvafakat sağlanmazsa TM'nın 640. madddesi uyarınca davacı tarafa tereke temsilcisi atanması için dava açmak üzere süre verilmeden; farklı bir ifadeyle, davanın görülebilirlik koşulu yerine getirilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.09.2017 gününde oybirliği ile karar verildi....

Miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle TMK.nun 701. maddesine göre tereke elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi bulunmaktadır. TMK.nun 702.maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay ve payları olmayıp, haklarının taşınmazın tamamı üzerine yayılmış bulunduğu ve tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliği ile hareket etmeleri gerektiği ifade edilmiştir. Dava açmak da tasarrufi bir işlem olduğuna göre, davaya diğer mirasçıların muvafakatları alınarak ya da tereke temsilcisi atanması suretiyle devam edilmesi gerekirken, dava koşulu yerine getirilmeksizin yargılamaya devam edilmesi de doğru değildir. Kabul şekline göre de; davacı niza konusu taşınmaz bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesi isteğinde bulunduğu halde, yalnız davacı adına tescile karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır....

Davacının kendi miras payı ve tüm mirasçılar adına tescil istemiyle ilgili tereke temsilcisi atanması yönündeki müracaat reddedildiğine ve mahkemece işin esası bu şekilde incelendiğine göre dava konusunun davacının miras payı oranında iptal ve tescil olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. O halde, çekişmeli taşınmazın keşfen belirlenen değeri olan 376.848,50 TL üzerinden davacının 1/4 miras payına isabet eden 94.212.12 TL. değer üzerinden davalı vekili lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken neye göre hesaplandığı belli olmayan miktar üzerinden kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına fazla nispi vekalet ücreti tayin edilmesi doğru değildir. Ne var ki; değinilen hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; hükmün davalı vekili lehine verilen vekalet ücretine ilişkin 5....

ın vefatı nedeniyle mirasçıları Şükrü ve ... aleyhine dava açılmış ancak mirasçıların davadan önce mirası reddetmiş olmalarının anlaşılması üzerine tereke temsilcisi atanması sağlanarak davaya devam edilmiş ve mahkemece terekenin resmen tasfiye süreci beklenmeden hüküm kurulmuştur. Bu durumda mahkemece terekenin resmen tasfiyesinin sonucu beklenerek tasfiye sonucuna göre muris ...'ın terekesi hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. 2-)Bozma ilamının kapsamına göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir....

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’in 22.07.2005 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu ... ile, dava dışı çocukları ... ve ...’i bıraktığı, mirasbırakanın dava konusu 703 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını 10.04.2001 tarihinde torunu olan davalıya satış suretiyle temlik ettiği, davacı tarafından temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak yapıldığı ileri sürülerek tapu kaydının iptali ile tüm yasal mirasçılar adına tescil istendiği, bu nedenle mirasbırakan ...’nin terekesi için 13.12.2018 tarihinde tereke temsilcisi atandığı, 20.03.2019 tarihinde ise kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere Türk Medeni Kanunu'nun 640 ıncı maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır....

T.. oturumlara katıldığına göre tereke ortaklarından A.. T.. - T.. T..-T.. T.. bakımından takip etmedikleri gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi tereke temsilcisi M.. T.. hükümden sonra öldüğüne göre H.. T..’nın miras şirketine yeni tereke temsilcisi atanması, usuli işlemin ikmalinden sonra yetkili kılacağı vekil aracılığıyla davanın yürütülmesi öte yandan; M.. T.. davada kendi adına da asaleten yer aldığına ve hükümden sonra öldüğüne göre veraset belgesi veya mirasçılarını gösterir aile nüfus kayıt örneğinin temin edilmesi, mirasçıları tam olarak belirlenerek davaya dahil edilmesi için usulünce süre verilmesi, belirlenen süre içerisinde anılan usulü eksiklikler tamamlanarak taraf teşkilinin bu yönden sağlanmasından sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir....

MAHKEME KARARI Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli ve 2009/36 E. 2015/50 K. sayılı kararıyla; davacının taşınmazların mirasbırakanından intikal ettiğini iddia ettiği, kendi adına tescil talep ettiği, diğer mirasçıların muvafakatı ya da tereke temsilcisi atanması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.05.2017 tarihli 2015/8089 E. 2017/3382 K. sayılı kararıyla; "...davanın usulden reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç hatalı olmuştur....

Dosya içeriğinden, 18.02.2014 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, “Davacı vekiline bozma ilamı doğrultusunda TMK 640 madde gereğince davada yer almayan mirasçıların davanın oluru alınması yada mirasçı şirketine dava açması için 2 haftalık süre verilmesine, dava açıldığının bildirilmesi halinde dosyanın incelenmek üzere celbine,” şeklinde ara karar kurulduğu, davacılar vekilinin 04.03.2014 havale tarihli dilekçesi ile dava dışı mirasçılar ... ve ...’un davaya olurlarının bulunup bulunmadığının saptanması için isticvap edilmelerini istediği, mahkemece anılan kişilerin duruşmaya davet edilerek 17.06.2014 tarihli celsede dinlendikleri ve yazılı beyanda bulunmak için süre istedikleri, celse arasında verdikleri 20.06.2014 tarihli dilekçeleri ile davaya muvafakat etmediklerini bildirdikleri, takip eden 18.11.2014 tarihli celsede davacılar vekilince tereke temsilcisi atanması için dava açmak üzere süre talep edildiği, mahkemece bu talebin davacılar vekilinin tercih...

İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı ... vekili, yerel mahkemenin kanuni temsilcinin veya tarafların dava ehliyetine sahip olmadıklarını denetleme noktasında işlem yapmadığını, yerel mahkemenin gösterdiği kanun maddesi ile gerekçe içeriği birbiri ile çelişkili olduğunu, tarafların dava ehliyeti bulunmadığını, yerel mahkeme kararında her ne kadar tereke temsilcisi atanması noktasında taraflara süre verilmiş ise de tereke temsilcisi atanmasına ilişkin davalarda taraflar bazen temsilci atamakta zorlanmakta hatta bazı durumlarda barodan temsilci atanması için talepte bulunulduğunu, yerel mahkemenin temsilci atanmasına ilişkin dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar vermesi gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere tarafların dava açmaya zorlanamayacağına ilişkin hükümler bulunduğunu, yerel mahkemenin temsilci atanması noktasında tarafları zorlayıcı bir hal içine sokması kanunlara aykırı olduğunu, yerel mahkemenin yargılama yaptığı aşamada temsilci ile mal varlıklarının temsil...

ün davalı şirketlerdeki paylarını da içeren terekenin bütünüyle ve aynen paylaştırılmasının müvekkili mirasçı tarafından dava yoluyla talep edildiğini, terekenin aynen paylaştırılmasına ilişkin davanın derdest olduğunu, davacı mirasçı ile müvekkilinin kendi aralarında mirası anlaşarak paylaşamadıklarını, davacının davalı şirketlerin paylarına malik olan miras ortaklığının bir paydaşı olduğunu, bu bağlamda davacının paylar üzerinde tek başına tasarruf etme yetkisi olmayan, paylardan doğan haklarının tek başına kullanma yetkisi olmayan bir elbirliği ile malik olduğunu, açılan bu davanın müvekkili ile davacının ortak temsilcisi tarafından açılmadığını, derdest tereke davasında tereke temsilcisi atanması talebi olduğunu, henüz tereke temsilcisinin atanmadığını, tereke temsilcisinin, Genel Kurulu toplayacağını, şirket organlarını oluşturacağını, davalı şirketlerin sermayesini temsil eden payların da yönetimi TMK M.640 uyarınca yürüteceğini, bu nedenle davalı şirketlere yönetim kayyımı talep...

UYAP Entegrasyonu