WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Davalı ... 29.12.2014 tarihli dilekçesi ile, davanın haksız ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek tereke temsilcisi adayı ...’ın tarafsız olmadığından bahisle terekeye temsilci olarak atanmasına itiraz etmiştir. Davalı ... katıldığı 2. duruşmada, temsilci adayına bir itirazının olmadığını beyan etmiştir. Hal böyle olunca, yukarıda değinilen HMK m. 312/2’nin şartlarının olayda sağlandığı söylenemez....

Hemen belirtilmelidir ki, terekeye temsilci atanması halinde mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkileri sona erer. Ne var ki somut olayda, mahkemece tereke temsilcisine davetiye çıkartılmaksızın yokluğunda yargılamaya devam edilerek sonuca gidildiği görülmektedir. Hâl böyle olunca; Nizip Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.07.2009 tarih ve 2007/619 Esas, 2009/448 sayılı kararının kesinleşmiş bir suretinin evrak arasına alınması, ondan sonra tereke temsilcisine davetiye tebliğ edilerek, tereke temsilcisi huzuru ile davanın görülmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, tereke temsilcisinin davada yeralması sağlanmadan sonuca gidilmiş olması doğru değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir....

ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Bahçe Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.03.2008 gün ve 63/97 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tereke temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı, dava dilekçesinde ada ve parsel numarası gösterilen 5 parça taşınmazın ortak miras bırakan ...’dan kaldığını, kadastro sırasında haksız olarak mirasçılardan ... Yaman adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptaliyle payları oranında ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının Sulh Hukuk Mahkemesi kararıyla terekeye temsilci olarak atanması üzerine aynı yöndeki beyanlarını tekrarlamıştır. Davalı ... ile davaya katılan diğer davalılar, yargılama oturumlarında davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır....

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle miras ortaklığı temsilcisinin (TMK. m. 640) özel kayyım niteliğinde olmasına; terekeye ait malların yönetiminde mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunması halinde Türk Medeni Kanununun 427. madde gereğince yönetim kayyımı gibi hareket etmek üzere tereke temsilcisi atanabileceğinin; somut uyuşmazlıkta Eynesil Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/101 esasında görülen mirasbırakan muvazaasına dayalı tapu iptal/tescil davasına, konu taşınmazın ise terekeye dahil olmadığı, mirasbırakan tarafından sağlığında mirasçılardan birine temlik edilen taşınmaza ilişkin olduğu ve bu davanın mirasçılar arasında görülmesi sonucu taşınmazın terekeye dönmesi söz konusu olmayacağından mirascıların birlikte hareket etmesini gerektiren bir durumun bulunmadığının; böylece Türk Medeni Kanununun 640/3. maddesi gereğince terekeye temsilci atanması gerekmediğinin anlaşılmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve...

un terekesi için temsilci atanması gerektiği, tutanağın edinme sütununda ve hükmün gerekçesinde 1994 yılında davalıya satıldığı belirtilmiş ise de murisin 1994 yılında ölü olması sebebiyle bunun mümkün bulunmadığı açıklanarak, taşınmaz başında yeniden yerel bilirkişilerin ve tanıkların dinlenerek davalı ve babasının taşınmazı hangi hukuki sesebe dayalı olarak tasarruflarında bulundurduklarının açıklattırılması, çelişkilerin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı tarafın taşınmazı sağlığında muris ...'un oğlu ...'a sattığını iddia etmiş olduğu, dinlenen tanıklar ile kardeşlerden ...'...

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.07.2014 gününde verilen dilekçe ile miras ortaklığına temsilci atanması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, miras ortaklığına temsilci atanması isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, muris ...'in terekesine ,...'nun temsilci olarak atanmasına karar verilmiştir....

Miras ortaklığı temsilcisi (TMK m. 640) özel kayyım niteliğindedir. TMK'nın 431. maddesi uyarınca vasi tayininde usul kayyım (mümessil) için de uygulanır. TMK'nın 422. maddesi gereğince vasinin sıfatına karşı yapılan itirazlar ve vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini inceleme görevi ile ilgili yasal hükümlerin mümessile yapılan itirazın ya da kaçınma sebeplerinin incelenmesinde de gözetilmesi zorunludur. Vesayet makamının itirazı reddetmesi halinde itirazı denetim makamının incelemesi gerekir. TMK'nın 422. maddesi uyarınca tereke temsilcisinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini inceleme görevi öncelikle vesayet makamı olan sulh mahkemesine, onun kabul etmemesi halinde denetim makamı olan asliye mahkemesine aittir (TMK m. 397)....

"İçtihat Metni" Davacı tarafından, davalılar aleyhine 10.04.2015 gününde verilen dilekçe ile terekeye temsilci atanması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.07.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, muris 15.09.2013 tarihinde vefat ettiğini, sayılı dosyada terekeye temsilci atanması için süre verildiğini belirterek terekeye temsilci atanmasını talep etmiştir. Mahkemece, temsilci atanmasına karar verilmiştir....

"Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın açıldığı tarih itibariyle kendisine kayyım atanması istenen şirket münferit ve ortak temsilcisinin vefat ettiği, kesinleşmemek ile birlikte mirasın mirasçılar tarafından ret olunduğu, bu şekilde mirasçılar ile miras arasında fiili bağın bulunmadığının mevcut dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 513/2 maddesi, “Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür” hükmünü içermektedir....

nın müteveffa ... yerine atanmasında hukuka aykırılık bulunmadığını, ayrıca tereke temsilcisinin talebi üzerine davaya konu genel kurul tutanağının 5. maddesinde ... tarafından yönetim kurulunda görev yapmakta olan ..., ...'ya ilaveten ...ve Tereke temsilcisi Av. İbrahim Bülbül yeni seçilecek yönetim kuruluna alındığını, davacı tarafın mali tabloları incelemesi için daha önce yasal süre verildiğinden genel kurulu erteleme talebi reddedildiği gibi özel denetçi talebinin de reddedildiğini, terekeden doğan tüm hak ve yetkilerin tereke temsilcisi eliyle kullanılacağından davacının kendisi tarafından vaziyet edilmesi mümkün olmayan paya dayanarak TTK’nın 439. maddesinde hesabı aştığını iddia etmesinin yersiz olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, sermayesi 300.000 TL olan davalının 1986 yılında bir aile şirketi olarak kurulduğu, kurucularının ... ve ... kardeşler ile ... çocukları; ..., ......

UYAP Entegrasyonu