Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptal tescil, bedel iadesi, tazminat istemine ilişkindir. 2....
İnşaat'ın defalarca işi bırakması için baskı yapmaya başladığını, 15.11.2012 tarihinde emrivaki şeklinde bir fesih sözleşmesi imzalatıldığını, davacının kendisinden daire satın aldığını ve daire bedeli olan 150.000,00 TL'nin tamamını davacıdan aldığını beyan etmiştir. Mahkemece, dava konusu ... No: 4 'de bulunan taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve tesciline ilişkin davasının tüm davalılar yönünden reddine, Davacının taşınmaza ilişkin bedel iadesi davasının davalı ... İnş. Ltd Şti yönünden kabulü ile, 19/02/2015 havale tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen değeri olan 200.000,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... İnş. Ltd Şti'den tahsiline, Davacının, diğer davalı ... İnş. Ltd Şti açısından bedel iadesi davasının reddine, karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı ... İnş. Ltd....
ın vefat ettiği için mirasçılarının muvafakati ve talimatı ile tapuda devrin adına yapıldığını, yapılan devrin sadece gerçekte bedeli ödenmek suretiyle alınan yerin gerçek hak sahiplerine iadesi amacı taşıdığını,, temlik harici terekenin de bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2018 tarihli ve 2016/187 Esas, 2018/298 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın varlıklı olduğu, dava konusu taşınmazın satış tarihinde tapuda gösterilen bedel ile gerçek bedeli arasında aşırı fark bulunduğu, her ne kadar taşınmazların dava dışı ... ve davalı tarafından yurt dışından gönderilen paralarla alındığı savunulmuş ise de tanık anlatımlarına göre mirasbırakanın de katkılarının olduğu, ödeme makbuzunun ibraz edilmediği, taşınmazın ... ve davalının katkıları ile alınması durumunda mirasbırakanın ...'ın mirasçılarına da pay vermesi gerektiği, ...'...
Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 12/10/2020 tarih ve 2020/103 - 2020/407 sayılı kararının kaldırılmasına, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşmenin iptali ve bedel iadesi isteminde bulunduğu anlaşıldığından, dava dilekçesinde taleplere göre kararın kesin olduğu kabul edilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunmayan 08.10.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz talebi esasa yönelik olarak incelenmiştir. Dava, devre mülk sözleşmesinin iptali ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, harici sözleşme sonucu yapılan taşınmazın hisseli olarak tapu devrinden sonra davacının sözleşmenin feshini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 12/10/2020 tarih ve 2020/103 - 2020/407 sayılı kararının kaldırılmasına, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşmenin iptali ve bedel iadesi isteminde bulunduğu anlaşıldığından, dava dilekçesinde taleplere göre kararın kesin olduğu kabul edilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunmayan 08.10.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz talebi esasa yönelik olarak incelenmiştir. Dava, devre mülk sözleşmesinin iptali ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, harici sözleşme sonucu yapılan taşınmazın hisseli olarak tapu devrinden sonra davacının sözleşmenin feshini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır....
Asliye Hukuk Mahkemesinin (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) 12/10/2020 tarih ve 2020/103 - 2020/407 sayılı kararının kaldırılmasına, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşmenin iptali ve bedel iadesi isteminde bulunduğu anlaşıldığından, dava dilekçesinde taleplere göre kararın kesin olduğu kabul edilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunmayan 08.10.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz talebi esasa yönelik olarak incelenmiştir. Dava, devre mülk sözleşmesinin iptali ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, harici sözleşme sonucu yapılan taşınmazın hisseli olarak tapu devrinden sonra davacının sözleşmenin feshini talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır....
Bu sözleşmeye göre davacılar, maliki oldukları taşınmazı (daireyi) 120.000,00 TL bedel karşılığında davalı şirkete satmışlardır ve satış bedeli de davacılara ödenmiştir. Satış nedeniyle sözleşmeye konu dairenin mülkiyeti, hiç bir ihtilaf olmaksızın davalı şirkete geçmiştir. Sözleşmeye göre dairenin, -inanç sözleşmesinin tanımında olduğu gibi- davacılara iadesi söz konusu değildir; zira, dairenin bulunduğu bina kentsel dönüşüm kapsamında yıkılacak ve yerine yeni bir bina yapılacaktır. Ancak, yine sözleşmeye göre "mal sahipleri" yani davacıların yeni yapılacak binadan daire satın almak istemeleri halinde davalı alıcı, nitelikleri belirtilen, ancak bağımsız bölüm numarası belli olmayan bir daireyi aynı bedelle (yani 120.000,00 TL bedelle) davacılara satacaktır. Alıcı davalı, yapacağı binada kat irtifakı kurulduktan sonra yazılı olarak bildirimde bulunacak ve satıcılardan, 30 gün içerisinde bu opsiyonu kullanmalarını isteyecektir....
Parsele kayıtlı taşınmaz olduğunu, sözleşmenin imzalanmasındaki gerçek iradenin bu taşınmazın satışının vaadi olduğundan sözleşmenin aslen Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi olduğunu, tarafların kanuni yükümlülüklerinden ve özellikle değerli olan taşınmazın devri neticesinde ortaya çıkacak intikal vergisinden kaçınmak amacıyla sıkça başvurdukları yollardan biri olan taşınmaz satışı yerine şirket hisselerinin devrinin gerçekleştirilmesinin taraflar arasında da mevcut olduğunu, tarafların asıl iradesinin taşınmazın satışı konusunda ileri bir tarihte devir vaadi oluşturduğunu, ancak Türk Borçlar Kanunu madde 237 hükmünce taşınmaz satış vaadi resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağını, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için şekil şartına uygun olarak resmi şekilde yapılması gerektiğinden sözleşmenin geçersiz olduğunu, bahse konu sözleşme nedeniyle müvekkilinin, ......
Davacı, 12.08.2015 tarihli ve satış protokolü başlıklı gayrimenkul satış vaadi içeren adi sözleşmeye ve sözleşme gereği taşınmaz devrinin yapılmadığı iddiasına dayalı olarak yapılan ödemenin istirdadını amaçlayan itirazın iptali davasıdır. Gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi’nin noterden düzenleme şeklinde yapılması bir geçerlilik şartı olup,taraflar arasında imzalanan adi sözleşme geçersizdir.Geçersiz sözleşmeye göre taraflar birbirlerine verdiklerini iade etmek zorundadır. Ancak davacı, davalı ...’e bu sözleşme gereğince herhangi bir ödeme yaptığını ispat edemediğinden ilk derece mahkemesinin davanın reddine dair karar vermesi doğru olmuştur. Bu durumda İstinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun davalı ... yönünden de reddi gerekirken kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve itirazın 48.000 TL yönünden iptaline karar verilmesi doğru olmmış ve bozmayı gerektirmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince ödenen bedel ve imzalanan senetlerin cayma hakkının kullanılmasına dayalı olarak iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706 ncı maddesinin birinci fıkrası; “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.” şeklindedir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237 nci maddesi (BK'nın 213 üncü); "Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz....


