İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle, bonoya dayalı alacağın geç tahsil edilmesi sebebiyle TBK m.122 hükmüne dayalı aşkın zararın tazminine yönelik belirsiz alacak davası şeklinde açılan tazminat davasıdır....
Taraflar arasındaki temel ilişkinin gemi kira sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturalara istinaden başlatılan takibin tahsilatla kapatılması neticesinde TBK 122 maddesine dayalı munzam zararın tahsili istemi olup TTK 1352/1-f maddesinde gemi kiralaması neticesi oluşan her türlü alacağı deniz alacağı olarak nitelendirilmiş olup bu kapsamda munzam zarar iddiasında temel ilişkiye dayalı olarak ve gemi kiralamasının TTK 5.kitabında düzenlendiği nazara alınarak Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatı ile İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi bakmaya görevli ve yetkili olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M /Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraflar arasındaki temel ilişkinin gemi kiralama sözleşmesinden kaynaklı munzam zarar iddiasına dayalı istem olup mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-HMK.nun 20....
O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.1996 gün ve 1996/5-144 esas 1996/503 karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farzedilen) gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır....
Başka deyişle; temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı zarar şekilde tanımlanabilir. Türk Borçlar Kanunun 122. maddesi kapsamında munzam zararın talep edilebilirliği bir şartı da alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir şekilde ispat etmesi gerekir. Faizi aşan zararın ödenebilmesi için uğranılan zararın varlığı ile miktarının ispatlanması gerekir. Bu açıklamalar ışığında davacının zararını somutlaştırarak zarar iddiasını ispat edecek delilleri ortaya koyması gerekir. Ancak dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlar uyarınca, sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeni ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zararın ispatı için yeterli değildir. Kaldı ki ekonomik olumsuzluklar karine olarak kabul edilip davacıyı somut zarar ispat yükümlülüğünden de kurtarmamaktadır....
Başka deyişle; temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı zarar şekilde tanımlanabilir. Türk Borçlar Kanunun 122. maddesi kapsamında munzam zararın talep edilebilirliği bir şartı da alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir şekilde ispat etmesi gerekir. Faizi aşan zararın ödenebilmesi için uğranılan zararın varlığı ile miktarının ispatlanması gerekir. Bu açıklamalar ışığında davacının zararını somutlaştırarak zarar iddiasını ispat edecek delilleri ortaya koyması gerekir. Ancak dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlar uyarınca, sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeni ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zararın ispatı için yeterli değildir. Kaldı ki ekonomik olumsuzluklar karine olarak kabul edilip davacıyı somut zarar ispat yükümlülüğünden de kurtarmamaktadır....
Davalı vekili, zamanaşımının gerçekleştiğini, davacının ihtarnameyi davalı ile vekalet ilişkisi kalmayan avukata gönderdiğini, davacının munzam zarar isteme şartlarının oluşmadığını, BK 105 maddeye göre açılan bu davada davalının kusurunun oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir....
Sigorta'nın üstüne düşen sorumluluğu eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davanın hukuka aykırı şekilde belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, aksi halde davacının hukuka ve usule aykırı bir şekilde sebepsiz zenginleşeceğini, dolaylı zarar niteliğinde olan munzam zarar talebinin teminat kapsamı dışında olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, Mahkemece, hesaplama yapılacak olması halinde ... Sigortanın sorumluluğunun 43.000,00 TL olan teminat limiti ile sınırlı olduğunun, yapılan ve yapılacak hasar ödemelerinin teminat limiti kapsamını aşmaması gerektiğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, alacaklının borçludan munzam zarar talep edebilmesi için borçlunun kusurlu olması ve aşkın zarar ile borçlunun temerrüdü arasında nedensellik bağı bulunması gerektiğini, ancak, meydana gelen zararda ......
Bunun dışında alacaklının uğradığı zarar, temerrüt faizinin üstünde gerçekleşmiş olması durumlarında ise davada uygulanması gereken B.K.nun 105. maddesi gündeme gelir. B.K.nun 105. maddesi kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma imkanına sahiptir. Munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanamayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki munzam zarar, tazminat davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü....
Davacı dava dilekçesinde temerrüt faizi ile karşılanmayan munzam zarar talebinde bulunmuştur. Munzam zarar borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan durum arasındaki farktır. Başka deyişle; temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı zarar şekilde tanımlanabilir. Türk Borçlar Kanunun 122. maddesi kapsamında munzam zararın talep edilebilirliği bir şartı da alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir şekilde ispat etmesi gerekir. Faizi aşan zararın ödenebilmesi için uğranılan zararın varlığı ile miktarının ispatlanması gerekir. Bu açıklamalar ışığında davacının zararını somutlaştırarak zarar iddiasını ispat edecek delilleri ortaya koyması gerekir. Ancak dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlar uyarınca, sadece ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeni ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın munzam zararın ispatı için yeterli değildir....


