WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Bu itibarla, söz konusu görüşe göre, salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak munzam zarar ileri sürülemez. İddia edilen munzam zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe salt enflasyon vs., munzam zararın kanıtı olarak kabul edilemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK m. 194 kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm delillerin ortaya konulması gerekmektedir. Soyut ispat yönteminde ise, alacaklı, somut yöntemde olduğu gibi uğradığı munzam zararı somut vakıalar ile ispat etmek zorunda değildir. Bu yönteme genellikle paranın alım gücünün azalması yüzünden başvurulmakta ve alacaklılar temerrüt tarihi ile ifa tarihi arasında geçen sürede paranın uğradığı değer kaybına dayanarak uğradıkları zararın tazmin edilmesini istemektedir....

Davacı tarafın talebi eski Borçlar Kanunun 105. maddesi (Yeni T.B.K nun 122. maddesi) uyarınca munzam zarar alacağının tahsilidir. Davacı alacaklının munzam zarar isteyebilmesi için borçlunun kusurlu olması şarttır. Davacının vekalet ücreti alacağının tahsili için açtığı dava sonucunda vekalet ücreti alacağının 23.000 TL olarak 9.11.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair karar 3.05.2011 tarihinde verilmiş, Yargıtay 13.hukuk dairesinin 19.09.2012 tarihli ilamı ile onanıp, 5.12.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Davacının vekalet ücreti alacağının geç tahsil etmesi, yargılamanın uzamasından doğmakta olup, bundan dolayı davalıya atfedilecek bir kusur bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davada munzam zarar istenmesinin koşulları bulunmamaktadır. Mahkemece, bu yön gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir....

Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır....

Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir....

Dava, B.K'nun 105. maddesinden kaynaklanan munzam zarar tazmini istemine ilişkindir. Yasa uyarınca, alacaklının geçmiş günler faiziyle karşılanamayan zararlarını, borçlu kusurlu olmadığını ispat edemedikçe tazmine yükümlüdür. Borcun kaynağı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup, davalı sigorta şirketi mahkeme ilamı ile belirlenen ve kesinleşmiş tazminat tutarını icra takibi sırasında ödemiş ancak davacı tarafından tazminatın geç ödenmesi nedeni ile geçmiş günler faizi ile karşılanmayan zararı olduğu ileri sürülmüştür. Uyuşmazlık, davacının geçmiş günler faizinden fazla zararının varlığını somut delillerle ispat etmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır....

Zarar kanıtlandığı takdirde borçlu, ödemenin geç yapılmasında kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını kanıtlaması halinde bu zararı ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. O halde, munzam zararın ödenmesi söz konusu olduğunda kusur, bir unsur olarak yer almaktadır. Kısacası, munzam zarar davasında davacı, zararın varlığını ve miktarını; davalı ise, borcun geç ödenmesinde kusurunun olmadığını kanıtlayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.1996 gün ve 1996/5-144 esas 1996/503 karar sayılı kararında da değinildiği üzere; bu konuda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarardır. Alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumundadır. Doğaldır ki bu zarar paranın zamanında ödenmemesinden dolayı mahrum kalınan olası (muhtemel) kar ya da varsayılan (farzedilen) gelir değildir....

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/744 Esas KARAR NO : 2023/557 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/09/2022 KARAR TARİHİ : 27/09/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ......

İcra Dairesinin 2020/10634 esas sayılı dosyasında ilama dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, davalının icranın geri bırakılması kararı aldığını, istinaf incelemesi sonucunda kararın kesinleştiğini ve dosyaya davalı tarafından yatırılan tazminat bedelinin 08/02/2023 tarihinde taraflarına ödendiğini, davacıya ödemekle yükümlü olunan miktarın dayanak dava tarihi itibari ile belirli olduğunu, günün enflasyonist ortamı, yatırım araçları olan altın, döviz vesaire gibi unsurlardaki artış gözetildiğinde davalının belirli olan alacağı uzun süren yargılama sonucunda ödemesinin davalı yararına olduğunu, mahkeme kararı ile ödenmesine hükmedilen yasal faiz ile davacının zararının karşılanmadığını, Türk Borçlar Kanununun 122. maddesi kapsamında talep edilen alacağın munzam zarar alacağı olduğunu, davalının belirli olan alacağı ödememek suretiyle sebepsiz olarak zenginleştiğini belirterek 10,00 TL munzam zararın 09/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat avans faizi ile birlikte...

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/147 E. sayılı dosyası ile açtıkları tazminat davasının sonunda davanın kabulüne karar verildiğini, Mahkeme kararı ile hükme bağlanan alacak için icra takibi başlattıklarını ve toplam 40.051.844,03 TL tahsil ettiklerini, müvekkillerinin davalı bankadan olan alacağının 15 yıl sonra ödenmiş olması nedeniyle yüksek miktarda munzam zararlarının oluştuğunu ileri sürerek Mahkemece belirlenecek munzam zarar alacağının şimdilik 1.000,00 TL'sinin avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiştir. II....

Buna göre, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsa idi, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda oluşan durum arasındaki fark; temerrüt faizi ile karşılanamayan zarar olarak tanımlanabilir. Böyle bir zarar, her somut olayın özelliğinden kaynaklanabilir. Munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını, bu alacağının geç ifa edilmesinden dolayı faizle karşılanamayan zararını ve miktarını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Borçlu ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamakla sorumluluktan kurtulabilir. Munzam zarar temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar geçecek zaman içinde artarak devam eden yeni bir borçtur. Asıl borcun kaynağı haksız fiil, nedensiz zenginleşme veya sözleşme olduğu halde bu borcun hukuki sebebi asıl alacağın temerrüde uğraması gibi hukuka aykırılıktır....

UYAP Entegrasyonu