Karar sayılı kararıyla bu takibin 575.391,00-TL'nin takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili bakımından devamına karar verilmiş olması, bu kararın kesinleşmesi ve mahkeme kararına konu bu tutarın villanın dava tarihindeki değerden daha yüksek olması karşısında davacının kalan karşılanmamış munzam zararının kalmadığı, bu yönüyle de talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmiş, davacının bu nedene dayalı maddi tazminat talebinin de reddi gerekmiştir. Munzam zarar para borcunun ödenmesinin gecikilmesi halinde istenebildiğine göre munzam zarar iddiasıyla açılan eldeki dava da manevi tazminat koşulları oluşmamıştır, bu nedenle istem yerinde değildir. Yukarıda izah olunan nedenlerle, davacının munzam zarar nedeniyle manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığı, sonuç olarak maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir" gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir....
Alacaklının, munzam zararını yasal delillerle kanıtlaması halinde borçlu; ya alacaklının bir zarara uğramadığını ya da borç zamanında ifa edilmiş olsaydı bile, alacaklının değeri düşmeyecek bir yatırım yapmayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. İkinci görüşe göre; munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faiziyle karşılanmayan zarar miktarını; zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamalıdır....
Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir....
-TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitlerini bildirmelerinin davayı kabul anlamında olmadığını, müvekkili şirketin tahkim yargılaması neticesinde yapmış olduğu ödemeler dolayısıyla munzam zarar söz konusu olmayıp bakiye tazminat borcu kalmadığını, tahkim yargılaması neticesinde yapılan ödemelerin amir genel mevzuata uygun olarak hesaplanmış olup bakiye tazminatı ve munzam zarar söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu başkaca bir tazminat ödemesi kalmadığını, yapılan ödemeler nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, munzam zarara hükmedilebilmesi için davacının zararını somut olarak kanıtlaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, dosyada öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, hesaplama yapılacak ise yürürlükte bulunan ---------- ekine göre yapılması gerektiğini, hesaplama yönteminin yanı sıra gerçek değer kaybının belirlenebilmesi için gerekli kriterlerin incelenmesi, ve bu incelemenin de alanında uzman bilirkişi kanalı...
geç ödenmesi sebebiyle uğradığını belirttiği icra, haciz, faiz vs. munzam zarar talebi yönünden, uğranıldığı belirtilen bu zararların doğrudan sigorta zararına ilişkin olmayıp TBK genel hükümlere göre talep edilmesi gereken zararlardan olduğu, zararın faizle karşılanıp karşılanamayacağının ve munzam zarar doğup doğmayacağının ve doğacaksa tutarının belirlenmesinin ancak işbu kararın infazı neticesi genel hükümlere göre yapılabileceği anlaşıldığından munzam zarar hesaplanması talebi bu yargılama içinde dikkate alınmamıştır. ” gerekçesiyle munzam zararlarımız sigorta tahkim yetki kapsamında olmadığından herhangi bir değerlendirme yapmadan genel mahkemelerde çözümleneceği kararına varıldığını, işbu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, 316.655,66 TL tutarındaki tazminat alacağımızın 05.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ( değişmesi halinde değişen oranlarda kademeli olarak hesaplanacak) ile birlikte davalıdan tahsiline karar...
Munzam zarar bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sonuç ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi (BK'nın 105/2) takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak da kabul edilemez. Hâl böyle olunca, asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşamı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz....
GEREKÇE: Dava, munzam zarar istemine ilişkindir. Munzam zarar, farazi zarar olmayıp; somut bir zarardır. 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesi uyarınca alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğraması gerekmektedir. Bu durumda borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür....
Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir....
Davaya konu olayda davacı taraf, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebine ilişkin iddiasını ispata elverişli deliller ortaya koymadığı zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığı anlaşılmakla dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da munzam zarara ait deliller bulunmadığı için dava tarihi itibariyle hesaplama yapıldığı görülmekle iş bu bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir....
Dava, TBK’nın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir. Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun alıkoyduğu paradan yarar sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur ----------- Munzam zarara ilişkin düzenleme TBK’nın 122....


