Dolayısıyla, munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. Hukuka aykırılık, bir haksız eylem olduğundan ve haksız eylemlerde ayrıca ihtara gerek kalmaksızın, tazminat alacağı muaccel hale geldiğinden, davacı istemi gözetilerek belirlenen munzam zarar alacağının tamamı için dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, sadece masraf kalemleri üzerinden faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın davacı yararına düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalıların tüm davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bent gereğince temyiz edilen kararın “hüküm” başlıklı bölümünün (1) nolu bendindeki ikinci paragrafındaki "4.024,04 TL....
Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir....
Somut olaya dönüldüğünde, yukarıda izah edilen ilkelere dayalı bir inceleme yapılmadığı görülmektedir. Gerçekten de, işin tasfiyesine ilişkin olarak düzenlenen 09.06.1988 tarihli tutanakta, tasfiye nedeniyle davacı şirkete masraf ve hiçbir tazminat ödenmeyeceği ifade edilmiş olup bu kapsamda 8/505 sayılı kararname hükümleri doğrultusunda munzam zarar hesap ve talebi mümkün değildir. Bunun yanında davacı şirketin ayrı bir hükmî şahsiyeti bulunduğundan şirket aleyhine yapılan icra takipleri nedeniyle şirket ortaklarının veya yakınlarının mallarının satılması nedeniyle uğranılan zararların da munzam zarar hesabında dikkate alınması doğru olmamıştır....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/05/2024 NUMARASI : 2022/786 Esas - 2024/373 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Kaynaklanan Munzam Zarar İddiasına Dayalı Tazminat KARAR TARİHİ : 30/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan dava eser sözleşmesinden kaynaklanan munzam zarar iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; 16/11/2022 tevzi tarihli dava dilekçesi ile; davacı ile davalı arasında 13.09.2010 tarihinde ... Su Fabrikası Kaba İnşaat yapım İşine dair eser sözleşmesi, kaba inşaatın tamamlanmasını müteakip 17.01.2011 tarihli İkmal İnşaatı İşine ilişkin başka bir eser sözleşmesi akdedildiği, Ankara 18....
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, munzam zarar iddiasının afaki olduğunu, davacının munzam zarar talebinin koşullarının oluşmadığını, talebin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile emsal nitelikteki Yargıtay 11....
Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır....
Hukuk Dairesinin 2014/7944 esas sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleştiğini, Cihanbeyli İcra Müdürlüğünün 2015/579 esas sayılı takip dosyası ile takibe konulduğunu, ilam alacağının yasal faizi ile birlikte tahsil edildiğini, fakat motorinin dava tarihi itibariyle litre fiyatının bu miktarın üzerinde olduğunu, müvekkilinin bu kapsamda faizle karşılanmayan munzam zararının ortaya çıktığını belirterek, munzam zarar alacağının davalı idareden tahsili isteminde bulunmuştur. Davalı vekili; munzam zararın söz konusu olmadığını, kesinleşen mahkeme kararına dayalı olarak başlatılan icra takibinde, takip borcunun zamanında ödendiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur....
ile ilgili verilen ilk karar kesinleşmiş olmakla, davacılar makul süre içerisinde karara bağlanan davada, ilama dayalı olarak alacağını bütünü ile söz konusu davalıdan tahsil edebilecek olmakla, munzam zarar iddiası haklı değildir. Başlangıçta sigorta şirketine başvurulmadan açılan davada, yine makul sürede verilen karar, Yargıtay ilamında belirtilen haklı gerekçeler ile araştırmalı olarak bozulmuş olup, söz konusu eksiklikler giderilerek verilen karar nedeniyle davanın uzamasında davalı sigorta şirketine atfedilebilecek bir kusur bulunmamakla, davalı sigorta şirketi yönünden munzam zarar iddiası haklı olmamakla davanın reddi cihetine gidilmiştir....
Davalı vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, teminatın gecikme faiziyle birlikte davacı tarafa ödendiğini, munzam zarar şartlarının oluşmadığını ve açılan davanın uzun sürmesinde kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 383.330,59 TL tazminatın 17.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat (munzam zarar) istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı ... şirketine sigortalı olan davacılara ait binanın yıkılması nedeniyle zararın tahsili için 2001 yılında sigorta şirketine dava açılmıştır....
GEREKÇE: Dava, munzam zarar istemine ilişkindir. Munzam zarar, farazi zarar olmayıp; somut bir zarardır. 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesi uyarınca alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğraması gerekmektedir. Bu durumda borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür....


