CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davadan önce -------- verilen kesin hükme istinaden müvekkili tarafından davacı tarafa ödeme yapıldığını, poliçeden kaynaklı başkaca sorumluluklarının bulunmadığını, munzam zararın istenmesi için öncelikle alacaklının faiz talebi olması gerektiğini, sigorta sözleşmesinden kaynaklı munzam zarar talepleri ------ kapsamında tahkim yargılamasına konu edilemediğini, munzam zarar temerrüt tarihinden fiili ödeme tarihine kadarki dönemi kapsayacağını, tahkim yargılaması öncesinde ödeme yapılamaması müvekkilinin değil davacının kusuruna dayandığını, aracın onarımı veya değer kaybı hususunda müvekkili şirkete gerekli ihbarların yapılmaması nedeniyle kendilerine aracı inceleme ve hasarı tespit edebilme imkanı tanınmadığını, munzam zarara ilişkin olarak davacının ------ nezdinde aleyhlerine başlattığı ve henüz sonuçlanmış olan ilk munzam zarar dosyasında bu talep yönünden müvekkili şirket lehine karar verildiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere davacı...
Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Munzam zarar alacaklısı, 818 sayılı BK’nın 105. maddesine dayalı tazminat isteminde bulunabilmesi için, kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu ve illiyet bağını, eş söyleyişle bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, TBKnın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir. Hukukumuzda alacaklıya, zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın temerrüt faizini talep edebilme hakkı tanınmıştır. Ayrıca temerrüt faizi yükümlülüğünün doğumu için borçlunun ------sağlaması şart olmadığı gibi bu yararların iadesi amacı da bulunmaz. Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması şart değildir. Borçlu, bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamaz. Bunun yanında temerrüt faizi, sözleşmeden doğan para borçlarının yanı sıra, sözleşme dışı hukukî ilişkiden kaynaklanan para borçlarında da uygulama alanı bulur ------ Munzam zarara ilişkin düzenleme ise TBK’nın 122....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; davacıya ait aracın hasarlanmasından dolayı tazminatın geç ödenmesinden dolayı davacının munzam zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davalının bundan sorum olup olmayacağı ve zararın miktarı hususlarında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu kazaya karışan araçların trafik kayıtları, kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin sigorta hasar dosyası, sigorta poliçesi, tarafların bildirmiş olduğu deliller, ----------- dosyasının bir sureti dosya içerisine alınmıştır. Uyuşmazlık, davacının temerrüt faizi ile karşılanamayan zararının bulunup bulunmadığı ve munzam zararın koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı bankanın varsa zarardan sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Munzam (aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir....
K A R Ş I O Y Dava, temlik alınan alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zarar istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince temliknamede munzam zararın temlike konu gidilmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı ile alacağını temlik eden dava dışı kişi arasında düzenlenen temliknamede alacak tüm ferileri ile birlikte temlik edilmiştir. Munzam zarar, asıl alacağın ferisi olmamakla birlikte temlik tarihinden sonrası için oluşan munzam zarar temlik edenin değil, temlik alanın zararıdır. Bu nedenle temlik tarihinden öncesi için davacının munzam zarar talebinde bulunması mümkün değil ise de temlikten sonra oluşacak munzam zarar davacının zararıdır. O halde temlik tarihi ile dava tarihi arasında varsa davacının munzam zararının belirlenip sonucuna göre karar vermek gerekirken, tümüyle davanın reddi doğru olmadığından aksi yöndeki çoğunluk onama kararına katılmıyorum....
Ancak, taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesi zarar sigortası niteliğinde olup, dosya kapsamından da anlaşıldığı üzere sigortalı mal üzerinde hasar gerçekleşmiştir. Gerçekleşen hasar nedeniyle davacının tazminat talep etme hakkı vardır. Davacı taraf, hasar tarihi ile tazminatın ödenme tarihi arasında sürede yatın tamir masraflarının arttığını yapılan ödeme ve faizi ile karşılanamayan munzam zararı olduğunu iddia etmektedir. Bu durumda mahkemece, hasarlı yatın 27.07.2012 tarihi itibariyle tamir edilebilmesi için gereken tutarın piyasa rayiç fiyatlarına göre tespiti ile davacıya ödenen tazminatın karşılaştırılıp değerlendirilmesi suretiyle davacının munzam zararının mevcut olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir....
Munzam Zarar = Enflasyon Farkı - tahsil edilen avans faizi = 349.652,88-62.100,00= 287.552,88-TL olacağını, toplam (86.497,50-TL +287.552,88-TL=) 374.050,38 TL" munzam zarar olacağını, ayrıca davacının defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda; davalının 26.10.2019'da ödemesi gerekip 02.08.2022'de ödediği 50.000,00 TL ve 08.11.2019'da ödemesi gerekip 25.10.2022'de ödediği 141.600,00 TL nedeniyle, davacının çalışanını 03.02.2020 tarihinde işten çıkararak tazminat ödediği, 2019 yılı dönem sonu hesaplarını düşük karlılık ile 2020 yılını zarar ile kapattığı ancak takip eden yıllarda karlılığını artırdığının tespit edildiği, davacı şirketin davalı şirketten temerrüt tarihinde tahsil edemediği alacakları nedeniyle ekonomik zarar gördüğü belirtilmiş olup bilirkişi tarafından dosyaya sunulan kök ve ek rapor denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülerek, davacı tarafın, davalı ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı açılan davalar ve icra takibi sonucu davacı taraf alacağına...
etmeleri gereken tazminat alacaklarının yasal süresinde tahsil edilemediğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, TBK'nın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir."Türk Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir.Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir....
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, TBK'nın 122.maddesine dayalı munzam zarar istemine ilişkindir."Türk Borçlar Kanunu’nun 105. maddesine göre alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle mükelleftir.Kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsemiştir. Bu zararın karşılanması iki bölümde düşünülmüştür. Birinci bölüm, kanıtlanmadan ödenmesi talep edilecek zarar miktarıdır ki bu temerrüt faizidir. Diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığı yasal bir karine olarak kabul edilmiştir. Bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağı yasal olarak mevcut değildir....


