MUNZAM ZARARTEMERRÜT FAİZİ 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 103 ] 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 105 ] "İçtihat Metni" Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.09.2007 gününde verilen dilekçe ile munzam zarar nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.12.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, faizi aşan zarar (munzam zarar) tahsili istemiyle açılmıştır. Davalı, önceden davacı tarafından açılan ve reddedilerek sonuçlanan uyarlama davası bulunduğunu, bu davanın da reddi gerekeceğini savunmuştur. Mahkemece, dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Kural, borcun aynen ifasıdır. Edim imkansız hale gelmediği sürece borcun ifasına olanak vardır....
Davaya konu olayda davacı taraf, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebine ilişkin iddiasını ispata elverişli deliller ortaya koymadığı zararın ne şekilde oluştuğunu konusunda ispat külfeti üzerinde olan davacının munzam zararın varlığını somut deliler ile ispatlayamadığı anlaşılmakla dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da munzam zarara ait deliller bulunmadığı için dava tarihi itibariyle hesaplama yapıldığı görülmekle iş bu bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir....
tazminat alacağımız yasal süresinde tahsil edilemediği, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebimize ilişkin huzurdaki davayı açma zarureti doğduğu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür....
Nevar ki kira tazminatı yanında ayrıca munzam zarar karşılığı alacağın da tahsili istenilmiş ve mahkemece de istem aynen kabul edilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde düzenlenen munzam zarar, geçmiş günler faizinden fazla zararının kanıtlanması durumunda istenilebilir. Davada maktu kira dışında yasanın tanımladığı biçimde munzam zararın varlığı kanıtlanamadığından davacının buna yönelik isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bilirkişilerin sözleşmede cezai şart kararlaştırılmış olduğu görüşüyle bağlı kalınarak cezai şartı artan kiranın munzam zarar kabulüyle hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir....
tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekiline alacağın kaynağı davalının temerrüdünü (alacağın tahsili ve geç tahsili) illiyet bağını ve bu nedenle mal varlığında azalmanın neye dayalı ve ne şekilde olduğunu yani iddia ve buna ilişkin dayanak delillerini somutlaştırmak üzere süre verilmiş, davacı vekilince verilen beyan dilekçesinde neticeten mahkemenin somut olarak delil talebine sigorta şirketinin yasal süresinde ödeme yapmadığı, müvekkilinin alacağı paranın değer kaybettiği sigorta zenginleşirken müvekkilinin fakirleştiği, müvekkilin aktifinde ki azalmanın ortada olduğu, mahkemelerin davayı aydınlatma yükümlüğünün olduğu göz önünde bulundurularak dosyanın esasına girilerek bilirkişi atanarak zararın tespitinin talep edildiği görülmüştür.----- Karar sayılı ilamı ile; munzam zarara ilişkin yapılan yargılama neticesinde, TBK'nın 122.maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken...
Munzam (aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır....
olan ilk munzam zarar dosyasında bu talep yönünden müvekkili şirket lehine karar verildiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere davacı tarafın munzam zarar talebi soyut iddialara dayanmakta olup başvuranın aşkın zarara uğradığı ispat edilmediğinden talebin reddi gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak kaydıyla söz konusu davanın haksız fiile dayanması sebebiyle uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur....
İNCELEME VE GEREKÇE: Davacı dava dilekçesinde temerrüt faizi ile karşılanmayan munzam zarar talebinde bulunmuştur. Munzam zarar borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan durum arasındaki farktır. Başka deyişle; temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı zarar şekilde tanımlanabilir. Türk Borçlar Kanunun 122. maddesi kapsamında munzam zararın talep edilebilirliği bir şartı da alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir şekilde ispat etmesi gerekir. Faizi aşan zararın ödenebilmesi için uğranılan zararın varlığı ile miktarının ispatlanması gerekir. Bu açıklamalar ışığında davacının zararını somutlaştırarak zarar iddiasını ispat edecek delilleri ortaya koyması gerekir....
dilekçeyle dava dilekçesinde menfi zarar olarak talep ettikleri tutarın munzam zarar hukuki nitelemesiyle ıslah etmiştir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/151 Esas KARAR NO: 2023/890 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 03/03/2023 KARAR TARİHİ: 02/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Haklı davamızın kabulüne, uzman bilirkişi heyeti mahiyetince tespit edilecek olan munzam zarar tutarına bedel artırım yapma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'lik belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davalarındaki munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan tahsili edilerek tarafımıza verilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....


