Yani, müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durum ile eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olup, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur; bu durumda sözleşme ortadan kalkmamakta, yalnızca alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Diğer bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır....
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi......
Maddesi hükmüne göre bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %15'inin şirkete ceazi şart olarak ödeneceğinin davalı tarafça kabul ve taahhüt edildiğini, öte yandan, davalı bayinin ikicin adreste faaliyet gösterdiği istasyon için de aynı taahhütte bulunduğunu, taahhütname uyarınca sözleşme süresi içinde anılan istasyonda her yıl için 475.000 litre beyaz ürün ve 2 ton madeni yağın müvekkili şirketten satın alınacağının taahhüt edildiğini, bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda her bir yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyatı üzerinden hesaplanacak tutarın %5'nin şirkete cezai şart olarak ödeneceğinin davalı tarafça kabul ve taahhüt edildiğini, müvekkil şirket kayıtlarının incelenmesinde davalı şirketin, ... Sivas adresindeki bayilik yönünden 16.09.2011-16.09.2012 2. taahhüt dönemi, 16.09.2012-16.09.2013 3....
Sanayi Site İşletme Kooperatifi yasal süresinde istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, istinaf harçları ve avansının yatırılması amacıyla tebliğ edilen muhtıra gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle mahkemenin 15/10/2021 tarihli ek kararı ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olup anılan ek kararın davalı kooperatif vekiline tebliğ edildiği, ancak ek karara yönelik bir istinaf başvurusunun olmadığı görülmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, meydana gelen hırsızlık olayında davacının kusursuz olduğu, davalıların ise kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı istinaf eden davalı ... ... Koruma ve Eğitim Hiz. Ltd....
sigorta poliçesi ile bağlı aracın kusurlu olduğunun tespiti halinde tazminat hesabı için davacının gerçek gelirinin tespitinin gerektiğini, dosyada CMK m. 253 kapsamı gereğince uzlaşma olup olmadığının tespit edilebilmesi için kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın dosyaya kazandırılmasının gerektiğini, uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini defaten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verileceğini, edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verdiğini, erteleme süresince zamanaşımının işlemediğini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171.maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davasının açıldığını, uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davasının açılamayacağını, açılmış...
eser sözleşmesinden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı yönünden inceleme yapılmayıp hak çatışması yaratılmadığından sadece tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle davalının faturalar nedeniyle alacaklı bulunduğunun değerlendirildiğini, hatalı değerlendirme ile kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir....
Davacının çalışma yaptığı ve zarar verdiği mera alanlarını eski haline getirmekle yükümlü olduğu, ancak eski hale getirme bedelinin ot bedelinden farklı bir kalem olduğu ve davacıdan eski hale getirme talep edilmesine rağmen yerine getirilmemesi halinde eski hale getirmenin idarece gerçekleştirilerek bu bedelin davacıdan ayrıca tahsilinin sağlanacağı da açıktır. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince verilen ve hüküm fıkrası itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bu kısmının yukarıda yer verilen gerekçe eklenerek onanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır....
hatalı olduğunu, müvekkilince davacının siparişine karşılık teminat sunmasının istenmesinin mal alım talebinin reddinin hukuka uygun olduğunu, davacının dava dışı 3.kişi firmayla, davalı ile imzaladığından farklı yeni ve başka bir ticari ilişkiye dair sözleşme imzaladığını, farklı miktar ve nitelikte mal alışlarının bulunduğunu, davacının dava dışı 3.kişi ile yeni bir ticari ilişki kurduğunu, müvekkili ile olan sözleşmenin yerine getirilmemesi iddiasında doğan zararın tazmini taleplerinin hukuka ve ticari ahlaka aykırı kötü niyetli alacak yaratma çabası olduğunu, dosya kapsamında inceleme yapılması ve bilirkişi raporu alınması talepleri dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının zarar iddiasının incelenmeden kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür....
Şu halde teslim ediminin 07/01/2016 tarihli sözleşmenin bağıtlanmasından yaklaşık dört ay sonra 30/04/2016 tarihinde yerine getirilmesi, teslimin en geç bu tarihte gerçekleşmesi davacı açısından sözleşmenin sübjektif açıdan esaslı noktasıdır. Öyle ki edimin belirlenen vadede yerine getirilmemesi hali ceza-i şarta bağlanmıştır. Bu saptama karşısında davacı açısından sözleşmenin olmazsa olmaz unsuru, sübjektif açıdan esaslı noktası olan fiili teslim tarihi ve ceza-i şarta ilişkin hükümlerin geçerliliğinin de resmi şekle tabi olduğu kabul edilmek gerekir. Başka ifade ile bu hükümlerin geçerli olabilmeleri için; ya 07/01/2016 tarihli satış vaadi sözleşmesinin noterde yapılmış olması, yahut bu hükümlerin tapuda yapılmış resmi satış sözleşmesinde yer almaları gerektiği açıktır....
KTK'nın 97. maddesi ile getirilen başvuru koşulu da tamamlanabilir bir dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece bu dava şartı yerine getirilmeksizin dava açıldığının tespiti halinde, davacı vekiline 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde öngörülen başvuruya ilişkin eksikliği gidermesi için kesin süre verilmeli, başvuru yapılması halinde başvurunun akıbeti beklenmeli, sigorta şirketince 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması halinde dava şartının yerine getirildiği kabul edilerek davanın esasına girip deliller toplanıp değerlendirilerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmeli, kesin süre içinde başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmemesi halinde ise bu kez dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir....


