A.Ş. vekili; davacının ayıba ilişkin iddialarının temelinin aracın üretiminden kaynaklı olduğunu, malzeme, işçilik ve montaj gibi konuları içerir üretim hatalarından diğer davalıların sorumluğunun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.07.2017 tarihli ve 2012/74 Esas, 2017/222 Karar sayılı kararı ile; düzenlenen bilirkişi raporuna göre araçta bulunan sorunun kullanıcı kaynaklı olduğunun ve üretim kaynaklı bir ayıp olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Bu minvalde Mahkemece, iş bu davada davalıya husumet yönetilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi isabetlidir.Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir....
Dava; Trafik kazasına bağlı maddi - manevi tazminat davasıdır....
talep etme haklarımızı saklı tutarak Dava niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olarak devam edilemeyeceğinden davacının talep sonucunu tam olarak belirlemesi için davacı tarafa kesin süre verilmesi bu süre içerisinde yerine getirilmemesi halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na aykırı davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Açıklanan bu gerekçelerle, davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir....
Yüklenici tarafından istenebilecek bedel, fesih iradelerinin birleştiği ya da bu şekilde bir irade birleşmesi yok ise fesih hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiği veya kesinleşen mahkeme kararına göre belirlenen fesih tarihi itibarıyla, imalatın mahalli piyasa rayiç değerlerine göre belirlenen bedelidir. Yüklencinin fesih halinde dahi olsa imalat bedeli isteyebilmesi için yaptığı inşaatın yasal ve arsa sahibinin yaralanabileceği nitelikte olması gereklidir. Hükmedilecek imalat bedelinin içerisinde bu iş ve imalatın yapılması için gerekli olan ve yüklenici tarafından ödenmesi gereken ruhsat, proje vs. gibi harcamalarda bulunmaktadır. Somut olaya gelince; taraflar arasında 11/12/2018 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, Sözleşmenin konusunun davacı şirkete ait olan ...Cd. N:2 ... / ... adresindeki ......
Ceza İnfaz Kurumu Yapım İşi Sözleşmesinden kaynaklı olarak idare aleyhine doğmuş olan eser sözleşmesinden kaynaklı taleplerimiz için ... Arabuluculuk Bürosu'na ... dosya numarası ile başvurulmuştur. Bununla birlikte müvekkil şirket tarafından yapılan hukuki başvurunun, huzurdaki uyuşmazlık ile doğrudan bir ilgisi olmayıp, müvekkil şirket ile dava dışı idare arasındaki sözleşmeden kaynaklı taleplerimize ilişkin olduğunu önemle belirtiriz" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldı. Davacıya yazılan yazıya verilen cevapta ... Ceza İnfaz Kurumu yapım işine ilişkin hak ediş raporlarının ve faturaların fotokopilerinin gönderilmiş olduğu görüldü....
Yargıtay 4.Hukuk Dairesi bir kararında (Esas: 2017/4528, Karar: 2017/7861, T. 04.12.2017) 96 75 hakkaniyet indirimi yapan yerel mahkeme kararını onamıştır. Bu karara uygun olarak sayın Mahkemeniz tarafından takdir edilecek bir hakkaniyet indiriminin uygulanmasının doğru olacağı düşünülmektedir." şeklinde görüş beyan edilmiş ise de; hukuka uygun işlemlerde bulunmamasının sorumluluğu kaldıran ve azaltan nedenler arasında kalacak bir olgu ispat edilmiş değildir. Kanuni nedenler (hata, hile, kortutma) arasında kalmayan/kaldığı ispatlanamayan siyasi baskı/üst yönetimin baskı iddiası açısından ise, hem ispatın yerine getirilmemesi hem de bu hususların sorumluluğu azaltacak, hakkaniyet indirimi yapılmasını gerektirecek nitelikte sayılamayacağı kanaatine varılmıştır. ... ... terekesi, ... AHM 2015/......
koşullarınında oluşmadığı dikkate alınarak manevi tazminat isteminin de aşağıdaki şekilde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir....
Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında verilen kararın hukuka aykırı fiilin varlığı noktasında delil teşkil ettiğini, müvekkili şirketin kazançtan mahrum bırakıldığını, davalılar tarafından sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin kazanç kaybına uğradığını, şirketin yapacak olduğu yatırımlar ile maden sahasının işletilmesinde kazanç ve kar elde edecek iken sözleşmenin erken feshi nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığını, kazançtan mahrum kaldığını, eski yöneticilerin müvekkili şirketin zararın artmasına yol açtığını, eski yöneticilerin müvekkili şirketin menfaatini gözetmediğini, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını belirtmiş ve öncelikle davacı müvekkil şirketin uğradığı Zzararların asgariye indirilmesi, mal kaçırmaların engellenmesi, davacı müvekkil şirketin haklarının korunması amacıyla bilcümle ve davalılara ait mal varlıkları üzerinde teminat aranmaksızın; ......


