DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir....
e ait olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur....
getirilmemesi sebebi ile müvekkil kamu bankasının zararına sebebiyet verilmesi halinde, komiserler/ilgililer hakkında her türlü dava, şikayet ve tazminat talep haklarımızı saklı tuttuklarını, borçlu firmanın konkordato projesi bankalarınca değerlendirilerek iltihak süresi içerisinde red oylarını Konkordato Komiserliği'ne sunduklarını, 23.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda borçlu şirketin borca batık olduğu, projenin gerçekleşemeyeceğinin belirtildiğini, borçlu şirketin 30.06.2020 tarihi itibariyle hazırlanan rayiç değerler bilançosuna göre; özkaynaklarının 36.200.275,26-TL olduğu ve borca batık olduğunun ve konkordatonun teklif edilen tutarın konkordato talep eden borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartının gerçekleşmediği sonucuna varıldığını, komiser heyeti nihai raporunda 23.10.2020 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmadan çelişkili rapor hazırlandığını rapora itiraz dilekçelerinin de nazara alınmadığını, komiser raporlarında borçlu firmanın rayiç değerlere göre düzenlenmiş...
beyanla; Huzurdaki davanın ticari dava olmadığının kabulü ile öncelikle görevsizlik kararının verilerek reddine, ktk m.99 ve karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamında dava şartı olarak düzenlenen sigortaya başvurunun usulüne uygun yerine getirilmemesi sebebiyle sigortacıya başvurunun yapılmamış olduğunun kabulü ile işbu davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafından üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
DAVA TÜRÜ: Tazminat KARAR TARİHİ: 10/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde ve birleşen davada mahkemeye sunduğu 25/07/2018 tarihli birleştirme talepli dilekçesinde özetle; Sigortalı işyerinde 30/07/2017 tarihinde, davalı tarafından üretilen, piyasaya sürelen ve servis hizmeti sağlanan ... marka klimadan çıkan yangın sonucunda yangına bağlı hasarlar meydana geldiğini, ......
vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...'...
Yerel Mahkeme neticeten davanın kabulüne karar vermiş ve Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 21.06.2021 tarihli ilâmı ile kararı bozmuştur. Bozma ilâmında gelişmeler sonrası, davalı ... tarafından davacıya yapılan ödemenin, TBK'nın 131 inci maddesi gereğince borcu sona erdirmesi sebebiyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yanlış bulunmuştur. Genel kurulda yapılan tartışmalar itibarıyla, davacıya bilahare, davadan önce yapılan ödemenin "borcu sona erdirip-erdirmediği" konusu önem arz etmektedir. TBK'nın 131 inci maddesi (eski BK md. 113); "Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi" başlığını taşımaktadır. Olayımızda edimi yerine getiren davacı (tüketici) olup, asıl borçlu olan taraf ise davalı Belediyedir. Belediyenin asıl borcu, arsa ile ilgili taahhüdünü yerine getirerek, tapuda arsayı davacıya devretmek olacaktır. Davacımız asıl edimin yerine getirilmemesi sebebiyle, davamızda rayiç bedeli talep etmektedir....
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket ortaklığından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar, davalılardan, birlikte kurdukları, sonradan hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldıkları davalı şirkete ilişkin aralarındaki anlaşmaya aykırı davranışlar sebebiyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır....
Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir." (Örnek:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı kararı). Öte yandan, Mahkeme kararı belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır....


