WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

Sarıömeroğlu; "Sayın çoğunluk ile aramızdaki sorun; sanığın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu mu, yoksa 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40. maddesinde düzenlenmiş olan kimliği bildirmeme kabahatini mi oluşturduğu noktasında toplanmaktadır. TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunda; resmi belge düzenleyecek bir kamu görevlisinin huzurunda ve resmi belge düzenlenirken yalan beyanda bulunmanın gerekliliği açıktır. Belge düzenleme, belgenin içeriğine göre bir çok şekilde gerçekleşebilir. Belge düzenleme; ifade alma, herhangi bir fiilin, olayın veya olgunun kamu görevlisince tutanağa bağlanması şeklinde olabilir. Suçun failinin, belge düzenlenirken ifade almaya, olaya, olguya, tespite yönelik beyanı tutanağa geçilirken yalan beyanda bulunması gerekmektedir....

H.D kararında; mal beyanı dilekçesinin gayrımenkul malı bulunup bulunmadığı açıklaması içermediği için bu dilekçenin usulüne uygun mal beyanı dilekçesi olmadığı kabul edilmiş ve dolayısıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir. Oysa İ.İ.K'nın 74. maddesinin sözü ve özü birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca 163 nolu ödeme emrindeki ihtarat gözönünde tutulduğunda olması gerekenin borcu karşılayacak nitelikte ve yeterlilikte malların bildirilmesidir. Bilerek eksik mal bildirme de yalan beyan suçunu oluşturur. Somut olayda borçlunun mal beyanı dilekçesinde gayrımenkulünü belirtmemesi alacaklıdan mal kaçırma kastından, dolayısıyla kötü niyetinden kaynaklanmaktadır. Bilerek yalan beyanda bulunmuştur. Aksinin düşünülmesi iyi niyetli alacaklının cezalandırılması kötü niyetli borçluların korunması ve ödüllendirilmesi sonucunu doğurur ve ayrıca bu sonuç yasa koyucunun amacına da aykırı bir değerlendirme olur. Açıkladığım nedenlerle Ankara 9....

H.D kararında; mal beyanı dilekçesinin gayrımenkul malı bulunup bulunmadığı açıklaması içermediği için bu dilekçenin usulüne uygun mal beyanı dilekçesi olmadığı kabul edilmiş ve dolayısıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir. Oysa İ.İ.K'nın 74. maddesinin sözü ve özü birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca 163 nolu ödeme emrindeki ihtarat gözönünde tutulduğunda olması gerekenin borcu karşılayacak nitelikte ve yeterlilikte malların bildirilmesidir. Bilerek eksik mal bildirme de yalan beyan suçunu oluşturur. Somut olayda borçlunun mal beyanı dilekçesinde gayrımenkulünü belirtmemesi alacaklıdan mal kaçırma kastından, dolayısıyla kötü niyetinden kaynaklanmaktadır. Bilerek yalan beyanda bulunmuştur. Aksinin düşünülmesi iyi niyetli alacaklının cezalandırılması kötü niyetli borçluların korunması ve ödüllendirilmesi sonucunu doğurur ve ayrıca bu sonuç yasa koyucunun amacına da aykırı bir değerlendirme olur. Açıkladığım nedenlerle Ankara 9....

A.Ş'nin hissedarı olduğu iddia edildiğinden suç tarihi itibarıyla asıl borçlunun anılan şirketin ortağı olup olmadığı araştırılarak, ortağı olduğunun saptanması halinde asıl borçluya karşı sanığın üçüncü şahıs sayılamayacağı eş anlatımla adı geçen sanığın üçüncü şahıs olmaması nedeniyle kendisine İİK'nun 89/1. maddesine göre birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi yasal olarak mümkün bulunmadığından, buna verilen cevabı da geçersiz kabul etmek gerekir....

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, 1-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 338 maddesinde yer alan yalan beyanda bulunma ve İcra ve İflas Kanunu'nun 89/4 maddesinde yer alan tazminata ilişkin kurulan hükümlere yönelik incelemede; Sanığın ortağı olduğu borçlu şirkete olan şahsi borcunun haczinin mümkün olması nedeniyle, öncelikle borçlu şirketin kayıtlı olduğu vergi dairesinden muhasebecisi belirlenip buradan veya zabıta marifetiyle ticari defterler ve banka hesapları temin edilerek, borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları üzerinde, birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle sanığın borçlu şirkete şahsi ve muaccel bir borcu bulunup bulunmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayini ve tazminat talebi konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet ve tazminatın kabulü kararı verilmesi, Kabule göre de; 2-) 02.12.2016...

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, 1-2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 338 maddesinde yer alan yalan beyanda bulunma ve İcra ve İflas Kanunu'nun 89/4 maddesinde yer alan tazminata ilişkin kurulan hükümlere yönelik incelemede; Sanığın ortağı olduğu borçlu şirkete olan şahsi borcunun haczinin mümkün olması nedeniyle, öncelikle borçlu şirketin kayıtlı olduğu vergi dairesinden muhasebecisi belirlenip buradan veya zabıta marifetiyle ticari defterler ve banka hesapları temin edilerek, borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları üzerinde ,birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarih itibariyle sanığın borçlu şirkete şahsi ve muaccel bir borcu bulunup bulunmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayini ve tazminat konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet ve tazminatın kabulü kararı verilmesi, Kabule Göre de; 2-) 02.12.2016...

Değerlendirme 1- Davacı alacaklı vekili temyiz itirazlarının değerlendirilmesinde; Bölge Adliye Mahkemesi’nce; haciz ihbarnamesine vekil aracılığıyla itiraz edilmesi halinde vekilin fiilinden dolayı asilin cezalandırılamayacağı, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu ile birlikte İİK’nın 89/4. maddesi uyarınca talep edilen tazminat isteminin haksız fiile dayanan bir tazminat olduğu, somut olayda gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun oluşmadığı gözetildiğinde ortada bir haksız fiil bulunmadığından tazminat talebinin reddolunacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden düzelterek esastan reddine karar verilmiş ise de; Somut olayda, her ne kadar davaya konu haciz ihbarnamesine vekil tarafından itiraz edilmiş ise de; vekil tarafından yapılan itiraz ancak ceza hukuku anlamında suçun oluşumunu ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince vekilin beyanlarından dolayı asilin cezalandırılmasını engeller....

,” düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır....

İİK'nun 89/4. maddesinde; "Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra mahkemesi tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder" düzenlemesi yer almaktadır. Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK'nun 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir....

Haciz isteme hakkı kural olarak alacaklının borçluya karşı başlatmış olduğu takibin kesinleşmesi ile doğar. Takip alacaklısı üçüncü kişinin tebliğ edilen haciz ihbarnamesine verdiği cevabın (itiraz) aksini ispat ederek cezalandırılması ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Ancak bu sorumluluğun doğabilmesi, borçluya karşı kesinleşmiş bir icra takibinin mevcudiyetine bağlıdır. Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine karşı yalan beyanda bulunması cezai bakımdan suç, hukuki bakımdan haksız fiildir. Haksız fiil aynı zamanda suç teşkil edebilir. Somut olayda üçüncü kişiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesine itiraz tarihinde icra takibinin kesinleşmediği görülmekle geçerli bir itiraz bulunmadığından üçüncü kişinin haksız fiilinden söz edilemez....

UYAP Entegrasyonu