Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde taleplerinin 6183 sayılı Kanunun 24 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali olduğunu beyan etmiştir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.10.2012 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, inançlı temlik nedeniyle tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir....
ye düşen hisseler üzerinden müvekkiline cebri icra yetkisi tanınmasına karar verildiğini, akabinde dava konusu taşınmazlar üzerine aynı icra dosyası nedeniyle yeniden haciz konulduğunu ileri sürerek icra mahkemesinden alınan yetki belgesine dayalı olarak ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiş; bir kısım davalılar vekili ise tasarrufun iptaline ilişkin kararın henüz kesinleşmediğini belirterek bu davanın sonucunun beklenmesini istemiştir. Sözü edilen tasarrufun iptaline ilişkin İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2010 tarihli 2009/200 Esas 2010/269 Karar sayılı kararının ise derecattan geçmek suretiyle 13.01.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Tasarrufun iptali davasının kabul ile sonuçlanarak kararın kesinleşmesi üzerine de dava konusu taşınmazlarda elbirliği mülkiyeti sona ermiş olduğundan ve davalı borçlu ...'...
Söz konusu kararda; eski hukuka göre mümkün ve geçerli olan muvazaa ve nam-ı müstear iddialarının, Medeni Kanunun yürürlüğünden sonra taşınmaz mallar hakkında dinlenip dinlenemeyeceği tartışılmıştır. ../......
Söz konusu kararda; eski hukuka göre mümkün ve geçerli olan muvazaa ve nam-ı müstear iddialarının, Medeni Kanunun yürürlüğünden sonra taşınmaz mallar hakkında dinlenip dinlenemeyeceği tartışılmıştır....
Söz konusu kararda; eski hukuka göre mümkün ve geçerli olan muvazaa ve nam-ı müstear iddialarının, Medeni Kanunun yürürlüğünden sonra taşınmaz mallar hakkında dinlenip dinlenemeyeceği tartışılmıştır....
ın halen davalı ... yanında işçi olarak çalıştığı bu nedenle İİK 278 madde gereğince tasarrufun muvazaalı yapıldığı kanaatına ulaşıldığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 11.11.2002 tarih 2002/5701 Esas 2002/10298 Karar sayılı ilamında ortağın şahsi alacaklılarının ancak ortağa ait gelir gider farklarından yaralanabileceği aksi halde ona düşen payı haczedemeyeceği belirtildiğinden borçlu kooperatif üyesinin sermaye bakiyesinin haczedilebileceği anlaşıldığından davacı bankanın dava konusu kooperatif hisse devrine ilişkin tasarrufun iptali davası açmakta hukuki yararı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir....
İcra ve İflas kanunu'nun iptal davalarında yargıla usulü başlıklı 281. maddesinin 2. fıkrasında '' Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyadi haciz kararı verebilir.'' düzenlemesi mevcut olup burada düzenlenen, ihtiyati haciz kararı; tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında alacaklının talebi üzerine mahkemece tedbir niteliğinde verilmiş bir karardır. İİK'nun 281/2 maddesinde düzenlenen ihtiyadi haciz kararı, yalnızca iptale konu tasarrufa konu olan mal üzerine konulabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 283/1 maddesine göre tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde alacaklı tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder....
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; İİK'nun 283/1.maddesine göre tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde alacaklı, tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder. Davanın konusu taşınmaz ise üçüncü kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmaksızın taşınmazın satış ve haczi istenebilir....
iptali davalarında takip konusu borcun kesinleşmiş olması yanında alacağın da gerçek bir alacak olduğunun belirgin olması gerektiği, alacağın gerçek olmaması ya da ödenmiş olması gibi bir durum ortaya çıktığında tasarrufun iptali davasının temelinin kalmayacağı, uygulamada tasarrufun iptali davalarından sonra açılan menfi tespit davalarının sırf davayı uzatma amaçlı olduğu gerekçesi ile beklenmesine gerek görülmez iken iş bu davada menfi tespit davası ciddi bulunarak birleştirildiği ve yargılamaya devam olunduğu,bundan dolayı artık menfi tespit davasının sonucunun tasarrufun iptali davasını etkileyebileceğinin de kabulü gerektiği, somut olayda birleştirilen menfi tespit davası yazılı usule göre sürdürülecek bir dava olup tasarrufun iptali davaları ise basit yargılama usulüne tabi davalardan olması nedeniyle iki davanın birlikte görülme imkanı bulunmadığı, hal böyle olunca açıklanan hususlar nazara alınarak iki davanın tefrik edilerek menfi tespit davasının sonucunun beklenmesi ve hasıl...


