Bu yönüyle dava Borçlar Kanunu'nun 18. maddesinde düzenlenmiş bulunan danışık (muvazaa) iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler, danışıklı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarara verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak üçüncü kişilerin danışıklı işlem ile haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için, onların, danışıklı işlemde bulunandan alacakları bulunmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunmalıdır. Davacının bu hakkı ayni değil şahsi sonuç doğuracağından, danışıklı işlemin kanıtlanmış durumunda tapunun iptaline değil kıyasen icra ve iflas Kanunun 283/1. Maddesi gereğince tapu iptali ve tescile gerek olmaksızın taşınmazın haciz ve satışına karar verilecektir....
e satış suretiyle devrettiğini, anılan devirlerin muvazaalı olduğunu ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olarak yapıldığını ileri sürerek tasarrufun iptali ile adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, dava konusu satış işlemlerinin semen ödenerek yapılan gerçek devirler olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Dava dışı 2078 ada 2 parsel ve 2078 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili muvazaa iddiasına dayalı olarak ... 3....
Açılan dava 818 sayılı BK’nın 18. maddesinde düzenlenmiş bulunan muvazaa iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler, muvazaalı işlem nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü muvazaalı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak üçüncü kişilerin muvazaalı işlem ile haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için, onların, muvazaalı işlemde bulunandan alacakları olmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış bulunmalıdır....
aleyhine 23/01/2017 gününde verilen dilekçe ile muvazaa iddiasına dayalı tasarrufun iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/07/2018 günlü karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair verilen 08/04/2019 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü....
İlk derece mahkemesince; davaya konu vasiyetname düzenlendikten sonra, mirasbırakan ile davalı arasında 05/07/2010 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlendiği ve vasiyete konu taşınmazın sözleşmeye konu edildiği; muvazaa iddiasına dayalı olarak açılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali davasının ise reddine karar verildiği, mirasbırakanın bahse konu sözleşme ile davaya konu vasiyetinden döndüğü, bu nedenlerle vasiyetnamenin iptaline karar verilemeyeceği gibi tenkis talebinin de incelenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur....
Dava, İİK.’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilirken gerekçe olarak edimler arasındaki fahiş fark gösterilmiştir. Yasanın 278/2. maddesinde edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde yapılan tasarrufun bağışlama hükmünde sayılacağı ve bunun sonucu olarak iptale tabi olacağı öngörülmüştür. Borçlu ... Yem Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin davaya konu 4 parça taşınmaz için satış bedeli olarak tapuda gösterilen bedelleri ile bilirkişi raporunda belirlenen bu taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek rayiç değerleri dikkate alındığında ilk bakışta edimler arasında fahiş bir farkın bulunduğu gözükmekle beraber, satışla ilgili resmi akit tablosunda taşınmaz kaydı üzerinde birden çok ipotek ve haciz kaydı da bulunmaktadır ve 3. kişi ... Nakliyat İnş. Tur. San. ve Tic. A.Ş. taşınmazı üzerindeki ipotek ve haciz kaydını da kabullenerek taşınmazı satın almıştır. İpotek taşınmazın aynını takip eder....
İcra Müdürlü-ğü'nün 1999/2610 sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, alacağın karşılanamadığını, ancak borcun doğumundan sonra borçlunun, Mersin Bahçe mahallesi 108 Ada 22 parselde 1 no'lu mesken ile, aynı ada 89 parselde 5 no'lu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerini alacaklıyı ızrar kastıyla 24.7.1998 tarihinde davalı Ömer'e, bu kişinin de 29.9.1998 tarihinde diğer davalı Hasöz'e temlik ettiğini ileri sürerek, muvazaaya dayalı bu temlik işlemlerinin geçersizliği ile, bu taşınmazlar yönünden davacı-alacaklıya haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı Aslan vekili, davanın niteliği itibarıyla İİK'nun 277. maddesi kapsamında "Tasarrufun iptali" davası olup, geçici veya kati aciz belgesi ibraz etmeyen davacının davasının reddini savunmuştur....
Davalılar vekili, davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, kardeşler arasında yapılan tasarrufun tek başına muvazaa sebebi oluşturmayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece iddia, savunma toplanan delillere göre; davacı tarafın talebinin yerinde olmadığı, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, davacının, tapusunun iptalini talep ettiği taşınmazların maliki, mirasçısı ve alanı/satanı olmadığı, bu itibarla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin muvazaalı yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. HMK'nin 33. maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur....
Davalı alacaklı taraf ise 21.10.2009 ve 11.11.2009 tarihli cevap dilekçelerinde davanın istihkak olarak kabul edilmesi halinde İİK’nun 97/17. maddesi uyarınca tasarrufun iptali istemlerinin de bulunduğunu dile getirmiştir. Karşı dava için de Harçlar Kanunu’nun 6, 16, 30. maddeleri gözetilerek peşin karar ve ilam harcı için davalı alacaklı tarafa süre verilip, yatırması halinde tasarrufun iptali ile ilgili bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi de hatalı olmuştur ve bu durum, Anayasa’nın 36/1. maddesinde teminat alınan savunma hakkı ile (18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih,89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde de düzenlenen) adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil etmektedir....
Şti olduğu, davanın muvazaa iddiasına dayalı tasarrufun iptaline ilişkin olduğu, davalı Özenler şirketi tarafından davalı Çelikkol şirketine yapılan satışa ilişkin tasarrufun iptaline ve davacıya Denizli 4....


