na devrine ilişkin tasarrufun iptali ile davalıların hisseleri üzerinde müvekkili bankaya cebri icra yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ......
Dava, Borçlar Yasasının 18. maddesinde düzenlenmiş bulunan danışık (muvazaa) iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler, danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü; danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak, üçüncü kişilerin danışıklı işlem ile haklarının nazara uğratıldığının benimsenebilmesi için, onların, danışıklı işlemde bulunandan alacakları bulunmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olmalıdır....
Mahkemece, bu dava ile taşınmazların tapularının iptali ile taşınmazların katılma alacağına eklenmesinin amaçlandığı, mal tasfiyesi için açılan dava sonucunda da taşınmazların katılma alacağına ekleneceğinden bahisle hukuki yarar olmadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler....
dayanarak dava açmasına engel olmadığı, açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre, davanın İİK'nın 277. ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu yolundaki mahkemenin kabulüne katılma imkanı bulunmadığı, o halde mahkemece danışıklı işlemin var olup olmadığı konusunda toplanan ve toplanacak taraf delilleri değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetli olmadığı gereğine değinilmiştir....
a satışına ilişkin tasarrufun iptaline, davacıya İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2011/10362 E. sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı kalmak kaydı ile satış ve cebri icra isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan nam-ı müstear niteliğindeki tasarrufun iptali istemine ilişkindir....
Bu tür davaların kabulü halinde takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilir (İİK'nun 283/1). İhtiyati haciz kurumuna ilişkin detaylı düzenlemelere 2004 sayılı İİK’nın 257 ve devamı maddelerinde de yer verilmiş olup hangi hallerde ihtiyati haciz kararı verilebileceği genel ifadelerle belirlenmiş ve bunun dışında herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir. Diğer taraftan tasarrufun iptali davasının kabulü halinde uygulanan ihtiyati haczin kesin hacze dönüşeceği, davacı alacaklının verilen ilam ile cebri icra işlemine devam edeceği gözetilmeden ihtiyati tedbir kararı verilmesi doğru değildir. Nitekim anılan tasarrufun iptali ve genel muvazaaya dayalı iptal davalarında taşınmazın aynı tartışmalı olmadığından geçici hukuki koruma olarak ihtiyati haciz kabul edilmiş, ihtiyati tedbir öngörülmemiştir....
TMK 557.maddesinde, vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar; 1- Ehliyetsizlik, 2- Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, 3- Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması, 4- Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması olarak dört tanedir. Murisin, işlem tarihinde fiil ehliyetine haiz bulunup bulunmadığına ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış, bu raporun incelenmesinden, murisin vasiyeti düzenlediği tarihte fiil ehliyetine haiz olduğu anlaşıldığından dolayı, ehliyetsizlik iddiasına dayalı olarak, vasiyetnamenin iptali talebine ilişkin verilen red kararında bir isabetsizlik görülmemiştir....
Davacı da dilekçesinde "düzeltme işleminin hatalı olduğu ve iptalini istediği" şeklinde bir açıklamada bulunmamış; aksine, paylaşımda kendisine daha az yer verildiğinin anlaşıldığı ve davalıların haksız kazanç elde ettikleri iddiasına dayanarak tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. O halde, dava 3402 sayılı Yasa'nın 41. maddesine temas eden "düzeltme kararının iptali" davası değil, mülkiyet iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda ise görevli mahkemeler, 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin, davanın niteliği konusundaki kabulü ve buna bağlı görevsizlik kararı isabetsizdir.” gerekçesi ile bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde iddianın ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi ...’ın raporu okundu, düşüncesi alındı....
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İİK’nun 282. maddesi hükmü gereğince bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Yargılama devam ederken borçlu ... 29/03/2018 tarihinde ölmüştür. HMK'nun 50 maddesine göre davada taraf ehliyetine sahip olabilmek için, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmak gerekir. Yine anılan yasanın 55.maddesine göre yargılama sırasında taraflardan birinin ölümü halinde mirascılar mirası kabul veya red etmiş ise bu hususta kanunda belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Gecikmesinde sakınca bulunun hallerde davayı takip için kayyım atanır. Öte yandan taraf teşekkülünün sağlanması mahkemenin resen ele alması gereken konulardandır. Bu durumda, mahkemece ölü davalı ......
iki davalı arasında hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak şekilde muvazaalı bir ilişkinin söz konusu olduğuna dair bir kayda rastlanmadığı, her iki davalının bu yönde işlem yaptıklarına dair başkaca da bir yazılı delilin dosya kapsamı arasında bulunmadığı, kaldı ki organik bağın da tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanması için yeterli olmadığı, zira bu kurumun istisnai olduğu, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin sınırlı sorumluluk ilkesinden kötüniyetle yararlanmak isteyen şirket ortaklarına yönelmeyi sağlayan bir teori olduğu, ancak işbu davada organik bağ iddia edilen şirketin ortak ve yetkililerine dava yöneltilmeyip sadece şirket tüzel kişilikleri bünyesinde dava açıldığı, kötü niyetle ve mal kaçırma gayesi ile mevcudu eksiltmeye yönelik tasarruflarla ilgili olarak yasal şartların varlığı halinde tasarrufun iptali, muvazaa nedeniyle işlemin iptali gibi hukuki sürecin işletilmesinin mümkün olduğu ve davacı bankanın da zaten bazı taşınmazlar için tasarrufun iptali...


