a sattıklarını öne sürerek satış işlemine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir. Davalılar, satış işleminde muvazaa bulunmadığını ve iyi niyetli olduklarını gerçek satış bedelinin ayrıca ödendiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz hakkındaki satışa ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, İ.İ.K.’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilirken gerekçe olarak edimler arasındaki fahiş fark gösterilmiştir. Yasanın 278/2. maddesinde edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde yapılan tasarrufun bağışlama hükmünde sayılacağı ve bunun sonucu olarak iptale tabi olacağı öngörülmüştür....
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, dava dışı müteahhit ... ile yaptığı daire alım satım sözleşmesi karşılığında, davaya konu 162 ada 10 parsel sayılı taşınmazı üzerindeki villa ile birlikte müteahhitin anlaşmalı olduğu taşeronluk yapan davalı ...'a teminat olarak tapuda devrettiğini, davalı ...'...
'ya satışına ilişkin muvazaalı olduğu kabul olunan işlemin davacı açısından iptaline ve davacı yönünden dava konusu taşınmaz üzerine cebri icra yetkisi tanınmasına,Muvazaa nedeniyle ipotek kurulmasına ilişkin tasarrufun, davacı bakımından iptaline, karar verilmiş; hüküm, davalı .... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemlerin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre davanın niteliği itibarıyla TBK'nın 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olduğu açıktır. Davacı vekili, dava dilekçesi ile hem davalı borçlu ...’nın oğlu davalı ...’ya sattığı taşınmaz yönünden 26/08/1999 tarihli satışın hem de davalı ...’nın anılan taşınmaz üzerine davalı .... lehine 17/10/2006 tarihinde koydurduğu 162.588,00 TL ipoteğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir....
in dünürünün kardeşi olması nedeniyle borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek durumda bulunmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin muvazaalı yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. HMK'nin 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.Somut olayda; davalı borçlunun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı tasarrufun Borçlar Kanunu 18 veya İİK'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince iptali istenmiştir....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle İcra ve İflas Kanunu’nun 284 ncü maddesi uyarınca açılan tasarrufun iptali davası hakkında verilen red kararının kesinleşmiş olmasına; iptali istenen sıra cetvelinin daha evvel 16.08.2004 tarihinde düzenlenen ve Beyoğlu 2. İcra Mahkemesi’nin 16.08.2004 ... ve 2004/504–441 E.K. sayılı kararı ile iptal edilen sıra cetveline konu paranın paylaşımına yönelik bulunmasına göre, davacı banka vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 04.12 .2008 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının babasının kesinleşmiş tasarrufun iptali davasında tanık olarak vermiş olduğu beyanına göre ipoteğe konu borcun 15.000,00 TL olduğu, bunun 14.100,00 TL’sinin ödendiği, bakiye 900,00 TL borç bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıya 20.000,00 TL ödenmesine ilişkin derece kararının iptaline, davalıya 900,00 TL ödenmesine, bakiye 19.100,00 TL’nin sıraya göre ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir. Davalının alacağı 06.05.2004 tarihli ipotek belgesine dayanmaktadır. Resmi belge niteliğindeki ipotek belgesinin aksi ancak resmi nitelikteki delillerle kanıtlanabilir. Mahkemece bu ilke göz ardı edilerek, davalının babası...’ın ... 2....
Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, inançlı işlem iddiasına dayalı tapu iptali-tescil; bu istek kabul edilmediği takdirde, cezai şartın tahsili isteğine ilişkindir. Davacı, davaya konu 271 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının davalıya satıldığını, ancak ifraz zorluğundan ötürü tamamının tapusunun devredildiğini ve bu konuda harici sözleşme düzenlendiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı ise, taraflar arasında ilk sözleşmeyi ortadan kaldıran ikinci bir sözleşme yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasındaki inançlı işlemin yazılı sözleşme ile kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....
a danışıklı olarak satıp devrettiğini belirterek, tapunun iptali ile davalılardan ... adına tescilini istemişlerdir. Davalılar ise; satış işleminin gerçek olduğunu ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, yasal koşulları bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Davacıların istemi danışık iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak üçüncü kişiler, danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratıldığı takdirde, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü danışıklı işlem olan bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak, danışıklı işlem ile üçüncü kişilerin haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onların, danışıklı işlemde bulunandan alacaklarının var olması ve o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlem yapılmış olması gerekir....
Mahkemece, davanın BK'nun 18.maddesine dayalı olarak açılan muvazaa sebebi ile icra takibinin iptali istemine ilişkin olduğu, davalılar arasındaki borç ilişkisinin ve takibin 2003 yılında başladığı, boşanma davasının ise 2005 yılında açılmış ve 2009 yılında kesinleştiği, davalılar arasındaki alacak ve borç ilişkisinin bundan önce doğduğundan ve muvazaa olgusunun somut delillerle ispatlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Dosya içerisinde mevcut olan ve muvazaalı olduğu ileri sürülen .......
Mahkemece, davanın İİK’nun 277.maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olduğu, bu davanın görülebilmesi için gerekli aciz belgesinin sunulmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 33.maddesine göre Hakim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur....


