WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

Tescil talebi tek taraflı bir tasarruf işlemi olduğundan tasarruf yetkisinin bulunması zorunludur. Kural olarak da tasarruf yetkisi o hakkın sahibine aittir ve hakkın bir unsuru olup, hakka doğrudan doğruya etki etme kudret ve ehliyetidir. Tasarruf yetkisi her ne kadar hak sahibine ait ise de kanunen yetkili kılınan kişiler aracılığı ile de kullanılabilir. Buradaki temsil iradi temsil olabileceği gibi veli ve vasi aracılığı ile kullanan kanuni temsil de olabilir. İradi temsilin söz konusu olduğu hallerde Noterlik Kanununa göre düzenlenmiş ve talep konusu işleri yapmaya yetkili olduğunu içerir vekaletname ibrazı gereklidir (TST m. 13/3). Vekil bu durumda vekaletnamenin kapsamı doğrultusunda tasarruf yetkisini kullanabilir (BK m. 388/3)....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması- 4320 Sayılı Yasayla İlgili Tedbir ve Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-4320 Sayılı Yasayla ilgili talepler hakkındaki temyiz incelemesinde; " Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir " (HUMK. md. 427). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir. 4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Aile Mahkemesi Hakimi tarafından ( 47875 S.K: md. 9/1) resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır....

KARŞI OY YAZISI Üzerinde aile konutu şerhi (TMK m. 194 f. III) bulunmayan ve davalı-malik olan eş adına kayıtlı taşınmazın davalı-malik olan eş tarafından, malik olmayan davacı eşin “açık rızası alınmadan” (TMK m. 194 f. I) ve rızayı sağlayamadığı veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmemesi söz konusu olmadığı için hâkimin müdahalesi de istenilmeden (TMK m. 194 f. II) * devredilmesi sebebiyle davacı-malik olmayan eş tarafından dava açıldığı ve yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır. Değerli çoğunlukla aramızdaki çekişme nedir? TMK m. 194 hükmü ile korunması hedef alınan malik olmayan eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemi “geçerli” sayabilir miyiz? Başka bir anlatımla “yoktan var çıkabilir mi?” Bilindiği üzere benzer çekişme Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne daha önce gelmiştir....

Hukuk Dairesinin 24/03/2015 gün ve 2014/9016 E., 2015/5407 K. sayılı kararı ile; "…Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194/1). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. Bu geçersizliği, rızası gereken eş, konutun bu vasfını devam ettirmesi koşuluyla ancak evlilik birliği süresince ileri sürebilir. Evlilik ölümle veya boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise, Türk Medeni Kanunun 194. maddesinin “aile konutuna” sağladığı koruma da sona erer ve rıza alınmadan yapılan tasarruf işlemi yapıldığı andan itibaren geçerlilik kazanır. Davacı ile aile konutu üzerinde ipotek tesis ettiren eşi İbrahim'in evliliği, İbrahim'in yargılama devam ederken 31.05.2012 tarihinde ölümü ile sona ermiştir. Evlilik ölüm ile sona erdiğine göre dava konusu taşınmaz aile konutu olma niteliğini kaybetmiştir....

Merkez Camii'nin müştemilatı olan ve davalı belediyece kira geliri elde edilen Merkez Mah. 430 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1626,17 m2 olup betonarme tabir cami ve 39 adet dükkan bulunduğu ve bu taşınmazdaki 18, 25, 26, 27, 29, 20, 22, 39, 21, 23, 24, 28, 30, 32, 36, 38, 17, 19, 31, 16, 33, 34, 35, 37, bağımsız bölümlerdeki davalının tasarruf yetkisinin davacı ...'nda olduğunun tespitine ve davanın bu yönden kabulü ile tasarruf yetkisinin ...'na bırakılmasına, davacının tazminata yönelik talebinin ise davalının dava tarihine kadar taşınmazı mülkiyet hakkına dayalı olarak kullandığından ve davacı tarafından temerrüde düşürülmediğinden bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ve davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 7....

Davalı banka vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece “Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m.194/1). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. Bu geçersizliği, rızası gereken eş, konutun bu vasfını devam ettirmesi koşuluyla ancak evlilik birliği süresince ileri sürebilir. Evlilik ölümle veya boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise, Türk Medeni Kanunun 194. maddesinin “aile konutuna” sağladığı koruma da sona erer ve rıza alınmadan yapılan tasarruf işlemi yapıldığı andan itibaren geçerlilik kazanır. Davacı ile aile konutu üzerinde ipotek tesis ettiren eşi İbrahim'in evliliği, İbrahim'in yargılama devam ederken 31.05.2012 tarihinde ölümü ile sona ermiştir. Evlilik ölüm ile sona erdiğine göre dava konusu taşınmaz aile konutu olma niteliğini kaybetmiştir....

Taşınmaz üzerinde tam bir yararlanma ve tasarruf etme yetkisi sağlayan mülkiyet hakkı Türk Medeni Kanununun 718 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İrtifak hakları da taşınmaz üzerinde hak sahibine o taşınmazdan yararlanma yetkisi sağlayan sınırlı bir ayni haktır. Ayni hak niteliğindeki mülkiyet hakkı gibi herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir etkiye sahiptir. Fakat hak sahibine taşınmaz üzerinde sınırlı bir hakimiyet sağlar. Bu sınırlı hakimiyet mülkiyet hakkının sınırlandırılması sonucunu da doğurur. Bu nedenle kazanılması da tıpkı mülkiyet hakkında olduğu gibi sıkı şekil koşullarına bağlanmıştır. Medeni Kanun, irtifakların iktisap ve tescili hususunda eşyaya bağlı irtifaklarda 704. maddesi, kişisel irtifaklarda ise Kanunun 718. maddesi ile mülkiyete ilişkin hükümlere yollama yapmıştır....

Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. Somut olayda, davacı davalı kadın dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu ve açık rızası alınmadan yapılan satış işleminin geçersiz olduğunu iddia etmiş, davalılar ise dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığını ve satıştan davacı davalının haberdar olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece tarafların boşanmaları sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, gerekçe belirtilmeksizin kadının tapu iptali ve tescil davasında yargılama giderlerinin davacı-davalı ... üzerinde bırakılmasına ve davalı-davacı ... yararına vekalet ücretine karar verilmiştir....

yetkisinin sınırlandırılması talebinin reddine karar verilmiştir....

'den intikal eden miras hissesini de kapsayacak şekilde iptal ve tescil kararı verilmesi doğru olmamıştır. 2-Davacının temyiz itirazlarına hasren yapılan incelemede; Davacı tarafından, taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulması talep edilmiş, mahkemece, “taşınmazın aile konutu olarak kabul edilmesi halinde diğer hissedarların tasarruflarının engelleneceği ve 3. kişilerin tasarruf yetkisinin kısıtlanacağı” gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Toplanan delillerden dava konusu taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. (TMK m. 194/3) Aile konutu şerhi konulmasının amacı, taşınmazın maliki olmayan eşin rızası olmaksızın, aile konutu olarak özgülenen taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunulmasını engellemektir. Bu sebeple davalı ...'...

UYAP Entegrasyonu