WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

KARŞI OY YAZISI Üzerinde aile konutu şerhi (TMK m. 194 f. III) bulunmayan ve davalı-malik olan eş adına kayıtlı taşınmazın davalı-malik olan eş tarafından, malik olmayan davacı eşin “açık rızası alınmadan” (TMK m. 194 f. I) ve rızayı sağlayamadığı veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmemesi söz konusu olmadığı için hâkimin müdahalesi de istenilmeden (TMK m. 194 f. II) *üzerindeki hakların sınırlandırılması sebebiyle davacı-malik olmayan eş tarafından dava açıldığı ve yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır. Değerli çoğunlukla aramızdaki çekişme nedir? TMK m. 194 hükmü ile korunması hedef alınan malik olmayan eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemi “geçerli” sayabilir miyiz? Başka bir anlatımla “yoktan var çıkabilir mi?” Bilindiği üzere benzer çekişme Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne daha önce gelmiştir....

Karısının rızasını almayan (TMK m. 194 f. II), rızanın verilmeyişinden rahatsız olup ta hakimin müdahalesini talep etmeyen (TMK m. 194 f. II) başka bir anlatımla diğer eşin izni ve hakimin yetkilendirmesi olmaksızın adeta 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda yer alan düzenlemeleri “hiçe sayan”/”umursamayan” koca bu davada “seyirci” statüsünde kalmıştır. Buna karşılık kadın ise; gerçekleştirilen işlemlere hiçbir katılımı bulunmadığı halde yapılmış hukuki işlemde (=Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın üzerine ipotek tesisi) “açık rızasının” alınmaması sanki geçerli ve meşru imişcesine başka bir anlatımla ortada geçerli bir hukuki işlem varmışçasına hareket edilmektedir....

(TMK. md. 688/1) Paydaşlardan her biri, kendi payı bakımından malikin hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Ve kendi payını devredebilir. (TMK.md.688/3) Paylı mülkiyete konu ve “arsa” niteliğinde olan taşınmazın üzerinde fiilen, birkaç bağımsız bölümden müteşekkil bir yapı mevcut olsa bile, bu yapıdaki bağımsız bölümler üzerinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti tesis edilmedikçe, yapının tamamı paydaşlardan birine ait olsa da, bu paydaşın, binanın belirli bölümleri üzerinde tasarrufta bulunma olanağı bulunmamaktadır. Paydaş, ancak payı üzerinde tasarruf hakkına sahiptir. O halde, davacının; davalının talebi üzerine tapu sicil memurluğunca taşınmazın tapu kaydı üzerine konulmuş olan “aile konutu şerhi” nedeniyle, aynı binadaki fırın ve dükkan üzerindeki tasarruf yetkisinin de sınırlandığını ileri sürmesinin hukuken önemi bulunmamaktadır....

Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2021/840 Esas, 2022/810 Karar sayılı kararıyla; davacı kadının tazminat miktarlarına, aile konutu şerhi konulmasına ve tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına yönelik istinaf talebinin kabulüne, tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesiyle kadın yararına 40.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminata, usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından aile konutu şerhi konulması ve tasarruf yetkisinin sınırlandırılması hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı kadının sair, davalı erkeğin tüm istinaf taleplerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2....

tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kararın gerekçesinde yer alan "ilgilinin gayrimenkül malları ile bankalardaki paradan oluşan malvarlığını yönetme yetkisinin, gelirleri üzerinde dilediği gibi tasarruf hakkı saklı kalmak kaydıyla kaldırılmasına" ilişkin tedbire Türk Medeni Kanununun 429. maddesinin (son) fıkrasındaki düzenlemenin imkan verdiğinin anlaşılmasına göre tarafların işin esasına yönelik temyiz itirazları yersizdir.2-Atanan yasal danışmanın sıfatına yönelik itiraza gelince;Türk Medeni Kanununun 431. maddesi uyarınca vasi tayininde usul yasal danışman için de uygulanır....

İNCELEME VE GEREKÇE : Davanın, hukuki tasnifi mahkemeye ait olup, bu çerçevede yapılan incelemede davanın, ---- yönetici yetkisinin kaldırılması ( şirketin müşterek diğer yetkilisi---- yetkisinin kaldırılması ) ve yönetici atanmasına ilişkin olduğu; davacı iki ortağın şirketteki toplam hissesinin %50 olduğu, kalan %50 hissenin ise dava dışı ----ait olduğu; ayrıca --------şirketin müşterek yetkililerinden biri olduğu ancak yukarıda izah edilen fiiller ile şirketin genel kurulunun toplanmasını engellediği, yönetim kurulunun karar alması ve toplantı yapmasını engellediği ve şirket aleyhine haksız icra takibi yaptığından bahisle yetkisinin kaldırılmasının talep edildiği; onun yetkisi kaldırıldığında davacı .-------- tek yetkili olarak atanması, bu kabul edilmezse dışarıdan bir kişinin tek yetkili olarak atanmasının talep edildiği; bu nedenle ihtilafın, ----- yönetici azlinin ( ya da yönetici yetkisinin sınırlandırılmasının ) mahkemece yapılıp yapılamayacağı, yapılabilecekse şartların oluşup...

KARŞI OY 6102 sayılı TTK 393/1 maddesinde "Yönetim kurulu üyesinin, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve kayin hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamayacağı" düzenlenmiş. 6100 sayılı HMK 308/2 maddesinde "davayı kabulün, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğuracağı " vaz edilmiş, 4721 sayılı TMK 426/1 maddesinde de "ergin bir kişinin hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse" vesayet makamının temsil kayuma atayacağı öngörülmüştür....

Şerhler, şahsi hakların kuvvetlendirilmesi, malikin bazı tasarruf yetkilerinin sınırlandırılması, çekişmeli bir hakkın korunması, bir tescil işleminin geçici olarak tapuya yazılması için gerçekleştirilen tapu işlemidir. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 46 ncı ve devamı maddelerinde şerhler düzenlenmiştir. Eşya hukukunda tapu kütüğüne yapılan diğer kayıtlar gibi şerhler bakımından da sınırlı sayılı ilkesi benimsenmiştir. Kanunlarda belirtilen haller dışında tapu kütüğüne şerh verilemez. 4721 sayılı sayılı Kanun'un 1010 uncu maddesinde taşınmazların tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına dair şerhler ve 1011 inci maddesinde ise geçici tescil şerhleri düzenlenmiştir. Tapu kaydına yazılan şerhler taşınmazın ayni hak durumunda bir değişiklik yaratmazlar. Şerhler ilgili oldukları hususu aleni hale getirirler. Bu nedenle de tapuda işlem yapanlar şerh edilen hususu bilmediklerini ileri süremezler. Çekişme konusu yapılan hususun, sonradan hak iktisap eden üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini sağlar....

Taraflar arasındaki tasarruf yetkisinin sınırlandırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 199 uncu maddesi gereğince davalının tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III....

Davalı, kiralanan taşınmazın denizden doldurulduğunu ve sit alanı içerisinde kaldığını, Belediye Kanunu uyarınca tasarruf yetkisinin kendilerinde olduğunu, açılan davanın da idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; davacı ile kendisine dava ihbar olunan Hazine arasında kira sözleşmesi bulunduğu, davacının bu kira sözleşmesine dayanarak kiralananı kullanmakta olduğu anlaşılmaktadır. Kira sözleşmeleri, kiracıya kişisel hak sağlar ve kuşkusuz tarafları arasında hüküm ve sonuç meydana getirir. Kiralanan şey kiracıya teslim edilince, kiracı fer’i zilyet durumuna girer ve bu zilyetlik yasa tarafından korunur hale gelir (TMK. m.974,981,984)....

UYAP Entegrasyonu