"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil, katılma alacağı ve ecrimisil Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacılar ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali, tescil, katılma alacağı ve ecrimisil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, kısmen görevsizliğine dair İznik Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi'nden verilen 28.06.2012 gün ve 178/203 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı ... vekili ile davalı-karşı davacılar ... ve müşterekleri vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı-karşı davalı ... vekili, tarafların 1971 yılında evlendiğini, ortak miras bırakan ...’ün 14.02.2004 tarihinde öldüğünü, evlilik birliği içerisinde alınan 649,665 ve 161 ada 21 parselin alınmasına vekil edenin kişisel malı niteliğindeki minibüs hattını satarak katkıda bulunduğunu açıklayarak tapu kayıtlarının...
Mahkemece bu husus dikkate alınıp davalı ...’ın katılma alacağını azaltma, muvazaa ve mal kaçırma amacı ile hareket ettiği, devrin muvazaalı olduğu dikkate alınarak dava konusu meskenin davalı ...’e ait tapu kaydının iptali ve diğer davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile bu yönden davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Davacının katılma alacağı ile ilgili talebine gelince; Evlilik içinde 01.01.2002 tarihi sonrası eşlerden biri adına edinilen mal varlığı üzerinde diğer eşin yasadan kaynaklanan artık değerin yarısı oranında katılma alacağı isteme imkanı bulunmaktadır (TMK.nun 231, 236/1.m.). TMK.nun 222. maddesi gereğince, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bir eşin bütün mallarının aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilmesi gerekir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil-katılma alacağı ... ile ... ve ... aralarındaki tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde katılma alacağı davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ...2....
Hukuk Dairesinin 21.03.2016 tarih ve 2014/24441 Esas, 2016/5102 Karar sayılı kararı ile, anlaşmalı boşanma protokolündeki düzenlenmeler ile, boşanma davasındaki 10.03.2009 tarihli oturumdaki taraf beyanlarının mal rejiminden kaynaklanan alacak talebinden feragat niteliği taşımadığı ve tasfiye konusu taşınmazın 04.03.2009 tarihinde ferdileşme suretiyle davalı kadın tarafından edinildiği gözetilerek talebin değerlendirmesi ve taraf delilleri toplanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 29.11.2018 tarih ve 2016/434 Esas, 2018/938 Karar sayılı karar ile, tapu iptali ve tescil talebi ile katkı payı alacağı talebinin reddine, katılma alacağı talebinin kabulüyle 40.356,00 TL alacağın davalıdan tahsiline yönelik verilen karara karşı, süresi içinde davacı erkek vekili ve davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8....
Katılma alacağı ve terekeden kaynaklanan haklar arasındaki farklılıklar kabaca şöyle sıralanabilir; katılma alacağı bakımından; 1-Katılma alacağı şahsi hak niteliğinde bir nisbi alacak hakkıdır, 2-Katılma alacağı kanundan kaynaklanmaktadır, 3-Ölümle sona eren edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ölen eşin terekesinin paylaşılmasının bir ön koşulu olarak ortaya çıkmaktadır, 4-Katılma alacağı terekenin öncelikle ve peşin ödenmesi gereken borçları arasında yer almaktadır, 5-Katılma alacağı, miras bırakanın borcudur, 6-Miras bırakanın ölümü ile borçlu olma sıfatı mirasçılarına geçer ve mirasçılar TMK'nun 641.maddesine göre borçlardan müteselsilen sorumludurlar, 7-Davacı sağ eş, hem katılma alacağı nedeniyle tereke alacaklısı ve hem de tereke borcundan dolayı mirasçı sıfatıyla tereke borçlusudur....
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı, Tapu İptali ve Tescil N.. F.. ile Ş.. A.. dahili davalı A.....
Mahkemenin hesaplama yöntemi dosya kapsamına ve edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı hesaplama yöntemine uygun bulunmamaktadır. Gerek uzman bilirkişinin gerekse mahkemenin davalıya ait olup satılan 9404 ada 1 sayılı parseldeki ev bakımından da katkı payı alacağı olduğunu kabul ederek bu bağımsız bölümün satım tarihinde bilirkişilerce belirlenen değeri olan 26.000,00 TL göz önünde tutularak ayrıca katkı payı alacağı hesaplanmış ise de; davacı tarafın katkı payı alacağına ilişkin herhangi bir dava ve isteklerinin olmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı vekili, dava dilekçesinde katkı payı alacağından söz etmekte ise de; daha sonra yukarıda tarihi belirtilen dava dilekçesiyle isteklerini TMK.nun 236/1. maddesi gereğince katılma alacağının 1/2'sine ilişkin olduğunu bildirmiş ve isteğini bu şekilde sınırladığı saptanmıştır....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden yapılan incelemede; tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın edinilme tarihi itibariyle edinilmiş mal olduğu, dolayısıyla erkeğin dava konusu taşınmaz üzerinde katılma alacağı olduğu gerekçesiyle; asıl davanın kabulü ile 105.000,00 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kadından alınarak erkeğin verilmesine, birleşen davada mal rejiminden kaynaklanan alacak istemi yönünden yapılan inceleme ise her ne kadar kadın tarafından mal rejiminden kaynaklı alacak davası açmışsa da aynı zamanda taşınmazları için kullanıldığını iddia ettiği ziynetler yönünden de alacak davası açtığı, kadının, ziynet eşyalarının, erkek tarafından dava konusu taşınmaz için kullanılmak üzere alındığı ve kendisine iade edilmediği vakasını ispatladığı, dava konusu ziynet eşyalarının değerinin, taşınmazın değerinden daha yüksek olduğu...
Temliki yapan Mümin’in davalı oğluna karşı açacağı davalar ise taraf muvazaası ve inançlı işleme dayalı tapu iptali tescil davaları v.s. olup; eldeki olayda bağıştan ve gizli bağıştan söz etmek hatta bağıştan rücunun koşullarını aramak olanaklı değildir. Davacı kayıt maliki olmadığına göre davalı ile babası arasındaki işlemin muvazaalı ve inançlı işlem olduğunu ileri sürebilir. Böyle bir dava açılsa da 05.02.1947 tarih .../... sayılı ... İnançları Birleştirme Kararı uyarınca ispatlanması gerekir. Hal böyle olunca, Daire çoğunluğunun daha sonra açılacak davalar açısından bağlayıcı gerekçe gösterilerek ve niteleme yapılarak onama kararı verilmesi açıkladığım gerekçelerle doğru olmamıştır. Ancak, Dairenin yerel mahkemenin ret kararının onanmasına ilişkin düşüncesi sonuç itibariyle doğru olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle Sayın çoğunluğun onama gerekçelerine katılmam mümkün değildir. Ne var ki, sonucu itibariyle doğru olan karar onanmalıdır kanaatindeyim. ....01.2011...
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar göz önünde tutulduğunda, gerçekten dava dilekçesinin çok açık olmadığı, 4721 sayılı TMK.nun 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girdiği ve davanın da 14.04.2003 tarihinde açıldığı ve yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin ülkemizde yeni yürürlüğe girdiği hususu göz önünde tutulduğunda, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı ile 1.1.2002 öncesi yasal mal rejimi olarak kabul edilen mal ayrılığı rejiminden doğan katkı payı alacağı kavramlarının karıştırılmasının olağan olduğu kabul edilmelidir. Nitekim bu kavramlar hala da karıştırılmakta ve birbirlerinin yerine kullanıldığı dosyalardan anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinin 4 nolu bendinde yukarıda da açıklandığı üzere “…bütün bu değerlerin en az ½’sine davacının hak sahibi olması BK. 42 ve 43/1. maddeleri gereğidir…” ibaresi katılma alacağını çağrıştırmaktadır....


