Dava koşullarının yargılama sırasında tamamlanması halinde, artık ön koşul yokluğundan reddi mümkün değildir.(HMK'nun 115/3) Bu halde işin esasına girilerek 6183 sayıl Yasa'nın 24 ve devamı madde koşullarının somut olayda oluşup oluşmadığı araştıralarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalılar hakkındaki takibin kesinleşmediğinden bahisle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mirasçılardan ... mirasın reddin iptalini kabul etmediğinden tüm mirasçıların mirasın reddinin iptalini kabul ettiği söylenemez. Bu durumda davanın reddi gerekirken kabule karar verilmesi doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Dava, mirasın gerçek reddinin irade bozukluğu nedeniyle iptali isteğine ilişkindir....
Maddi Hata Sebepleri Mirasçılar ... ve ... vekili maddi hata istemli dilekçesinde; davacıların mirası reddettikten sonra mirasçı olmadıkları gerekçesiyle mirasçılık belgesinin iptali istemli dava açtıklarını ve davanın kabul edilerek kesinleştiğini, bu ilamın davacı ...'a bizzat tebliğ edildiğini, artık bu ilamın davacı yönünden kesin hüküm teşkil ettiğini, daha sonra açılan tüm mirasçılık belgesinin iptali dosyalarında taraf olarak yer almasına rağmen mirası reddetmediğine dair beyanın bulunmadığını, mirasın gerçek reddi dosyasında verilen kararı tüm mirasçıları hukuki açıdan doğrudan etkilemesi bakımından müvekkillerinin hukuki yararı bulunduğunu, temyiz dilekçesinin reddine dair verilen kararın maddi hataya dayalı olduğunu ileri sürmüştür. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasın gerçek reddi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ......
ilamları da aynı doğrultudadır)kabule göre de; bu tür davaların dinlenebilirlik koşullarından birinin de borçlu hakkında yapılmış takibin kesinleşmiş olmasıdır.Dosya kapsamından; gerek borçlu muris, gerekse mirasçıları hakkında yapılmış bir takip bulunmadığından davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin de isabetli olmadığı gereğine değinilmiştir....
Davalılar ... kendi adına asaleten ...’a velayeten iki davanın hukuki sebepleri farklı olduğundan birleştirme kararının kaldırılarak dosyaların tefrikini, esas davanın süre yönünden, birleştirilen davanın muris ...’ın terekesinin borca batık olması nedeniyle mirası reddettiklerinden esastan reddini savunmuştur. Davalılar vekili davanın süre yönünden reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma toplanan delillere göre, birleştirilen davanın bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, esas davanın MK’nun 617 maddesi gereğince hakdüşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Esas dava İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Kural olarak mirasın reddi bağışlama sayılmaz. Ancak borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla mirası reddetme işlemi tasarrufun iptali davasına konu olabilmektedir....
Bu hüküm çerçevesinde, mirasın hükmen reddi bir süreye tabi olmayıp, mirasçılar, alacaklılara karşı açacakları tespit davası ile terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilecekleri gibi, mirasçılara karşı açılacak davada defi olarak da her zaman terekenin borca batık olduğu ileri sürülebilecektir. Davalılar vekili savunmalarında murisin pasifinin aktifinden fazla olduğunu ve borca batık olduğunu, bu nedenle mirasın hükmen reddi hükümlerinin uygulanması gerektiğini savunmuş, mahkemece ölüm tarihindeki murisin varlığı hususunda bir takım araştırmalar yapılmış ise de terekenin borca batık olup olmadığı, murisin aciz içinde ise mirasın hükmen reddi şartlarının var olup olmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmiştir....
Bu durumda, anılan mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Açıklanan nedenlerle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm isabetli görülmemiştir. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmamaktadır. (Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145, 1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) 2-Dahili davalılar vekilinin (1) nolu bentte yer alan nedenler ile temyiz talebinin kabülüne karar vermek gerekmiştir....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mirasın reddinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 609 uncu maddesi şöyledir; "Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir." 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 617 nci maddesi şöyledir; "Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler....
miras süresi içerisinde -----Sayılı Mirasın Reddi davası açıldığını ve söz konusu davada 27.05.2015 tarihinde Mirasın Reddi kararı verilmiş olup iş bu karar 06.07.2015 tarihinde kesinleştiğini, bunun üzerine müvekkili ---------- dosya münderecatında da görüleceği üzere reddi miras kararı da olan, mirasın gerçek reddi kararı nedeniyle takibin durdurulmasına ilişkin bir itiraz dilekçesi gönderdiğini, Ancak bu itiraz süresi geçtiği gerekçesiyle ilgili icra müdürlüğü ve tarafından davalı banka tarafından dikkate alınmadığını ve takibe devam edildiğini, borcun kaynağı müvekkilinin babası ile davalı banka arasında akdedilmiş olan müvekkilinin babası tarafından alınmış olan ticari araç nedeniyle bankanın vermiş olduğu ticari kredi olduğunu, bu borca karşılık davalı bankanın öncelikle---- Sayılı Dosyası ile müvekkilinin eşi müteveffa-------------------- hakkında --------- icra takibi başlattıklarını, daha sonra karşı tarafın bu sefer aynı miktar üzerinden müvekkili aleyhine -------- Sayılı Dosyası...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 19.02.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.04.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkillerinin, muris ...’ın mirasçı olduklarını, davacıların ...’ın vefat ettiğini, davalı ... Elektrik Perakende Satış A.Ş.’nin alacaklısı olduğu İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2015/475 Esas sayılı dosyasından gönderilen icra emri ile öğrendiklerini, murisin terekesinin borca batık olduğunu belirterek mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, İzmir 15....


