Bu durumda mahkemece şartları varsa durdurma yönünde bir karar verilmesi gerekirken takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan tedbir kararı çekin 1.000.000,00 TL'si için verilmiş olup, bu hususta gözardı edilerek takibin tümden iptali de doğru görülmemiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Buna göre, Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin usulsüz tebliğ şikayeti karar gerekçesi isabetsiz görülerek, sonuçta usulsüz tebligat şikayeti kabul edilerek borçlu yönünden ödeme emri tebliğ ıttıla tarihi düzeltildiğinden, sonucu isabetli bulunan mahkeme kararına yönelik alacaklıların tüm istinaf başvurularının, HMK'nun 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiş ise de; Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nun 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmemesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Alacaklıların temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2016 tarih ve 2016/39 E. 2016/64 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA) ve ... 1....
tarihin tebliğ tarihi sayılacağı, usulsüz tebligatı öğrenen muhatabın tebliği öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde İİK 16/1 maddesi kapsamında İcra Mahkemesine usulsüz tebligat sebebiyle şikayet yoluna başvurması ve aynı süre içerisinde icra dosyasına usulsüz tebligat ve yeni muttali olma tarihi belirtilerek itiraz dilekçesi sunması gerekmektedir....
Somut olayda, borçlu vekilinin icra müdürlüğüne 14.12.2015 tarihinde sunduğu dilekçe ile usulsüz ödeme emri tebliğinden 08.12.2015 tarihinde haberdar olduğunu belirterek ödeme emrine, borca ve ferilerine itirazda bulunması üzerine, tebligat usulsüzlüğü itirazının icra müdürlüğünce değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle 24.12.2015 tarihinde itirazın reddine karar verildiği, yine borçlu vekilinin icra mahkemesine 25.12.2015 tarihinde yaptığı başvuruda da usulsüz tebligattan 08.12.2015 tarihinde haberdar olduğunu belirttiği görülmüştür. Bu durumda, borçlu vekilinin icra mahkemesine 25.12.2015 tarihinde yaptığı usulsüz tebliğ şikayetinin 7 günlük süre içerisinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, şikayetin ve dolayısıyla borca itirazın bu gerekçe ile süreden reddi gerekirken, esası incelenerek yazılı gerekçe ile reddi yerinde değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sultanbeyli İcra Hukuk MahkemesiTARİHİ : 19/06/2007NUMARASI : 2007/99-2007/124 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :Mahkemece kısa kararda ".... usulsüz tebligat nedeniyle gecikmiş itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına..." gerekçeli kararda ise "... tebligatın usulsüz olması nedeni ile ve davacı tarafta gecikmiş itiraz olarak kabulünü talep ettiğinden tebligat usulsüz olması nedeni ile tebligatın iptaline ve tebligatın öğrenme tarihinin tebligat tarihi olarak kabulüne...." şeklinde karar verilerek kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır....
İİK.nun 134/son maddesinde; "Tescil için tapu idaresine yapılacak tebligat, şikayet için muayyen müddetin geçmesinden veya şikayet edilmişse şikayeti neticelendiren kararın kesinleşmesinden sonra yapılır" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddenin başlığı "İhalenin neticesi ve feshi" sözcüklerini taşımaktadır. Maddede sözü edilen şikayet, ihalenin feshi istemini ifade etmekte olup, somut olayda icra müdürü tarafından ihale kesinleştirilerek 16.05.2012 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazılmış, taşınmaz 17.05.2012 tarihinde ihale alıcısı adına tescil edilmiştir. İhalenin kesinleşmesinden (ihale usulsüz kesinleştirilmiş olsa bile) sonra, icra müdürünün tapuya yazdığı tescil yazısının iptali mümkün bulunmamaktadır. Tescil işlemi, ancak ilgilisi tarafından genel mahkemede açılacak tapu iptali ve tescil davası sonucunda alınacak bir ilam ile ortadan kaldırılabilir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte, takip talebi ve ödeme emrinde icra dairesine ait banka adı, hesap numarası ve Iban numarası bulunmadığından, takip talebi ve ödeme emrinin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek, ödeme emrinin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, belirtilen eksikliklerin sonradan tamamlanabilir eksiklikler olduğu gerekçesi ile ödeme emrinin iptali isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6352 sayılı Yasanın 10.maddesi...
HD’nin 2021/775 esas, 2021/933 karar sayılı 10.06.2021 tarihli, 2018/2398 esas, 2021/811 karar sayılı 27/05/2021 tarihli, 2018/2138 esas, 2021/623 karar sayılı, 01/04/2021 tarihli emsal birçok ilamında “7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur.İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı ve takibin devamı mahiyetinde dava türüdür. Somut olayda; davalılar vekili aracılığıyla İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde borca itiraz ettiğinden ve vekile ait vekaletname takip dosyası içinde bulunduğundan, itirazın iptali davasında, tebligatın vekile yapılması gerekirken asile yapılması doğru değildir....
HD’nin 2021/775 esas, 2021/933 karar sayılı 10.06.2021 tarihli, 2018/2398 esas, 2021/811 karar sayılı 27/05/2021 tarihli, 2018/2138 esas, 2021/623 karar sayılı, 01/04/2021 tarihli emsal birçok ilamında “7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılması zorunludur.İtirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı ve takibin devamı mahiyetinde dava türüdür. Somut olayda; davalılar vekili aracılığıyla İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde borca itiraz ettiğinden ve vekile ait vekaletname takip dosyası içinde bulunduğundan, itirazın iptali davasında, tebligatın vekile yapılması gerekirken asile yapılması doğru değildir....
den sorulduğunda nerede olduğunun bilinmediği, sözlü beyanından anlaşıldığından tebliğ evrakı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince ...Muhtarı ...'na teslim edilmiş olup 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapsısına yapıştırılmış ve en yakın komşusuna haber verilmiştir.'' şerhiyle tebliğ edilmiştir. Tebligat mazbatasına, muhatabın adreste bulunmama sebebi ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği, beyanda bulunan kişinin imzadan çekinme durumu belirlenmeden ve 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılıp evrak muhtara teslim edilerek tebliğ işlemi tamamlanmıştır. Bu hali ile belirtilen tebliğ işlemi Tebligat Kanunu'nun 21/1. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 30 ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmamış olmakla usulsüz olduğu gibi, muhatabın daha önce yerleşim yeri adresine çıkartılmış bir satış ilanı tebliği olmadığından bu adrese TK'nun 21/2.maddesine göre tebligat yapılması mümkün değildir....


