Zamanaşımı itirazı ile ilgili olarak yapılan incelemede; Takip borçlusunun takibin işlemsiz bırakıldığını iddia ettiği dönem, takibin kesinleşmesinden önceki devreye ilişkin olup, başvuru bu hali ile İİK'nun 169a/4-5. maddesine göre takibin kesinleşmesinden önceki dönemde bononun zamanaşımına uğradığına yönelik itiraz niteliğindedir. Mahkemece, takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımının gerçekleştiği kabul edildiğine göre, İİK'nun 169a/4-5. maddesi gereğince zamanaşımı itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, takibin iptaline hükmedilmesi isabetsiz olduğu gibi, sadece muteriz borçlu yönünden takibin durdurulması gerekirken diğer borçluları da kapsayacak şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, hükmün belirtilen nedenlerle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan icra takibinde, borçlu icra mahkemesine başvurarak, takibin kesinleşmesinden önceki dönemde bonoların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş, mahkemece istem yerinde görülerek takibin durdurulmasına ve alacaklı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmiştir....
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu bu haliyle İİK'nun 169/a-5. maddesine göre takibin kesinleşmesinden önceki dönemde bononun zamanaşımına uğradığı iddiasına dayalıdır. Alacaklı, borçlunun icra mahkemesine yapmış olduğu başvuruya karşı alacağın zamanaşımına uğramadığı, itirazların yerinde olmadığını iddia ederek takibi sürdürme iradesini ortaya koymuştur. Ödeme emri tebliğ edilmese dahi alacaklının takibi sürdürme iradesi olduğundan borçlunun itirazda bulunması mümkündür. O halde, mahkemece, hakkında başlatılan takipten haberdar olan borçlunun, itirazı yasal süresinde kabul edilerek zamanaşımı itirazının esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
Mahkemenin aynı yönde verdiği 07.10.2011 tarih 2011/858-1055 E.K sayılı önceki kararı Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 10.05.2012 tarih 2011/3218 E- 2012/16235 K. sayılı kararı ile “nafaka borcu için ödendiği açıklamasını içermeyen, alacaklının hesabına yatırılmayan, aylık nafaka miktarı ve bunun katları şeklinde olmayan ve takibin kesinleşmesinden önceki dönemde yapılan ödemelerin ahlaki ödeme olanak kabulü ile nafaka borcundan mahsup edilemeyeceği belirtilerek kesin nitelikte bu kararı ile bozulmuş, Mahkemece anılan karara uyulmasına karar verilmiştir. Mahkemece hükümleri yukarıda belirtilen bozma ilamına uyulduğu ve dosyaya yeni bir delil ibraz edilmediği halde bozma gereğinin yerine getirilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4....
Takip borçlusunun takibin işlemsiz bırakıldığını iddia ettiği dönem, ödeme emri tebliğinden ve dolayısıyla takibin kesinleşmesinden öncesine ilişkin olup başvurusu bu hali ile, İİK'nun 169/a maddesine göre takibin kesinleşmesinden önceki dönemde bononun zamanaşımına uğradığı iddiasına dayalıdır. Takip kesinleşmediğinden bu gibi hallerde, mahkemece İİK'nun 71. maddesi değil, 169/a maddesi koşullarında inceleme yapılmalıdır. Bu durumda zamanaşımı itirazının, takibin kesinleşmesinden önceki devreye ilişkin olarak İİK.nun 168/5. maddesi gereğince yasal 5 günlük sürede yapılması zorunludur. Somut olayda ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihe göre icra mahkemesine yapılan başvuru yasal süresindedir. Bononun vade tarihi itibariyle uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK'nun 690. maddesi uyarınca poliçedeki zamanaşımına ilişkin TTK'nun 661 ve 663. madde hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından (10) adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlu şirketin takibin kesinleşmesinden önceki dönemde takip konusu bonoların zamanaşımına uğradığından bahisle takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, icra takibine ihtiyati haciz kararına binaen yasal süreler içerisinde başlanıldığı, takip dosyasındaki işlemlerin yasal süreler içerisinde yapıldığı ve zamanaşımına uğrayacak kadar dosyanın işlemsiz bırakılmadığı gerekçesi ile itirazın reddine...
Takip borçlusunun takibin işlemsiz bırakıldığını iddia ettiği dönem, takibin kesinleşmesinden önceki devreye ilişkin olup, başvuru bu hali ile, İİK'nun 169a/4-5. maddesi kapsamında, takibin kesinleşmesinden önceki dönemde bononun zamanaşımına uğradığı iddiasına dayalıdır. Takip dayanağı belge, kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, olaya, tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 Sayılı TTK'nun 690. maddesi göndermesiyle 661, 662 ve 663.maddelerinin uygulanması gerekir. TTK'nun 661/1. maddesi gereğince, poliçeyi kabul eden muhataba (bonoyu düzenleyen keşideciye) karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren üç yıldır. Aynı Kanun'un 662. maddesinde; zaman aşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır....
Takibin kesinleşmesinden önceki dönemde işleyecek zamanaşımı süresi İİK'nun 39. maddesine göre 10 yıl olup, bu süre 04.08.2003 tarihinden itibaren takip tarihine kadar olan sürede dolmadığından, Mahkemece ilamın zamanaşımına uğradığı yönündeki itirazın reddine karar verilerek, diğer şikayet nedenlerinin esasının incelenmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle takibin zamanaşımı nedeni ile icrasının geri bırakılmasına karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 20.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir....
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu, takibin kesinleşmesinden önceki dönemde bonoya dayanan alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasına ilişkin olup, başvuru bu hali ile İİK'nun 168/5. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğindedir. Bononun vade tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 690. maddesinin yollaması ile uygulanması gereken aynı Yasa'nın 661/1. maddesi gereğince, bonoda, keşideciye karşı yapılacak takiplerde zamanaşımı süresi üç yıldır....
Bu nedenle her ne kadar mahkemece hamilin cirantalara karşı ibraz bitim tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde takibe geçilmediğinden müracaat hakkının düştüğünden bahisle takibin iptaline karar verilmiş ise de; anılan düzenlemeler karşısında somut olayda hamilin, borçluya karşı haiz olduğu müracaat hakkı ibraz müddetinin bitiminden itibaren 3 yıl olup, 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından bu nedenle zamanaşımı itirazının reddi ile sair itirazların incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabululü isabetsizidir. Kabule göre de; mahkemece, takibin kesinleşmesinden önceki dönemde zamanaşımının oluşması halinde İİK'nun169/a-5. maddesi hükmü uyarınca itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, İİK'nun 170/a gereği takibin iptaline karar verilmesi de doğru görülmemiştir....


