Kural olarak, İİK'nun 83/a maddesi uyarınca maaş haczinde muvafakatin geçerli olması için “takibin kesinleşmesinden” ve şikayete konu haciz tarihinden sonra yapılmış olması zorunludur(HGK. 31.3.2004 tarih 2004/12-202 E.196 K, 31.3.2004 tarih 2004/12-167 E. 185.K.). İİK'nun 83/a maddesi gereğince borçlunun hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. 4857 Sayılı Kanunun 35. maddesine göre, işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez, maaş üzerinde birden fazla haciz bulunması halinde dahi kesinti ¼’ten fazla olamaz. Borçlunun sıra beklenmeksizin kesinti yapılmasına, bir diğer anlatımla 1/4'ü aşar şekilde maaşına haciz uygulanmasına muvafakati, şikayete konu takip dosyasındaki hacizden (kesinti yapılmasından) önce olup geçerli değildir. İİK'nun 83/2 fıkrasına göre borçlunun maaşında birden fazla haciz var ise sıraya konur....
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, işin esasının incelenmesinden önce davacı-borçlu şirket vekilinin temyiz dilekçesinde belirtildiği şekilde takibin, bir başka şikâyet üzerine iptal edilip edilmediği ve takibin iptalinin eldeki dosyaya etkisinin ne olacağı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 71'inci maddesi takibin kesinleşmesinden sonraki aşamada icranın geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre borçlu, borcun ödendiği (itfa) ya da alacaklının kendisine ödeme için süre verdiği (imhal) iddiasını icra mahkemesi huzurunda ispatlayarak takibin iptalini ve talikini isteyebilir. İkinci fıkra ise takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde borçlunun, borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi hâlinde aynı Kanunun 33/a maddesinin kıyasen uygulanacağını ifade etmiştir....
Mahkemece, ödeme emrinin borçluya 13.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği, takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun 15.04.2008 tarihinde SSK emekli maaşından her ay 400,00 TL kesilmesine muvafakat ettiği, 16.04.2013 tarihinde ... emekli maaşının haczedildiği ve kesintilerin yapılarak dosyaya gönderildiği, 24.10.2013 tarihinde dosya hesabı yapılarak borçlunun muvafakatı doğrultusunda bakiye borç için 30.10.2013 tarihinde aylık 400,00 TL için haciz konduğu ve işlemde yasaya aykırılık bulunmadığından şikayetin reddine karar verildiği kararın şikayetçi- borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 56.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasanın 93.maddesine göre; Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez....
Kural olarak, borçlu, İİK'nun 83/a maddesi uyarınca, haciz sırasında ya da haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilir (HGK. 31.3.2004 tarih 2004/12-202 E.-196K, 31.3.2004 tarih 2004/12-167 E.-185.K.). Ancak 5510 sayılı yasanın 93. maddesine eklenen yukarıdaki hüküm gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri yönünden, İİK. nun 83/a maddesinde ki genel kuralın aksine, takibin kesinleşmesinden sonra olmak koşulu ile borçlunun haciz tarihinden önceki muvafakatinin geçerli olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu düzenleme usule değil, esasa ilişkin olup, İİK.nun 83/a maddesi karşısında özel hüküm sayılacağından ve öncelikle tatbik edilmesi gerekeceğinden, anılan düzenlemenin, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca hak sahiplerine verilen, gelir, aylık ve ödeneklerin haczi hakkında uygulanması zorunludur. Somut olayda, şikayetçi borçlunun, ... 5....
hükmedilen 250 YTL nafakanın, kararın kesinleşmesinden sonraki dönemlere ilişkin olarak talep edilebileceği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir....
, takibin taraflarından değildirler....
Ödeme emrine itiraz etmemiş (böylece zamanaşımını ileri sürmemiş) olan borçlu, takip konusu alacağın takip talebinden önceki dönemde zamanaşımına uğramış olduğunu bildirerek menfi tespit davası açamaz. (Prof. Dr. Baki Kuru, Menfi Tesbit Davası ve İstirdat Davası, Ankara, 2003, Sh 40) Borçlunun zamanaşımı def'ine takibe itiraz aşamasında dayanmamış olması, bundan vazgeçtiği anlamına gelir ve takip öncesi dönemde borcun zamanaşımına uğramış olduğunu bildirerek menfi tespit davası açamaz. (YHGK'nın 15.04.1972 tarih ve 265 E., 242 K; 11. HD'nin 07.07.1975 tarih ve 2912 E., 4679 K; 21.12.1979 tarih ve 5603 E., 5827 K; 15. HD'nin 21.05.1993 tarih ve 3966 E., 2466 K; 20.03.2000 tarih ve 68 E., 1964 K; Dairemizin 19.06.2015 tarih ve 3361 E., 4744 K. sayılı ilamları bu yöndedir.)...
Ödeme emrine itiraz ederken takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmeyen veya ödeme emrine süresi içerisinde hiçbir itirazda bulunmayarak ödeme emrinin kesinleşmesine sebebiyet veren borçlu, takip konusu alacağın, alacaklının takip talebinden önceki bir tarihte zamanaşımına uğradığından söz ederek menfi tespit davası açamaz. Takip konusu alacağın takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımına uğramış olması halinde borçlu, İİK'nın 71, 33-a ve 33. maddeleri uyarınca zamanaşımını ileri sürebilir.(Prof. Dr. ......, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara, 2014, Sh 149) Borçlunun "borcun zamanaşımına uğradığının" tespiti için menfi tespit davası açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığı kabul edilmektedir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bir adet çeke dayalı olarak yapılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe karşı borçlu vekilinin, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde takip dayanağı çekin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek icranın geri bırakılması talebi ile icra mahkemesine başvurduğu; mahkemece şikayetin kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verildiği; alacaklı vekilinin temyizi üzerine mahkemece verilen ek karar ile icranın geri bırakılmasına ilişkin kararın İİK'nun 363. maddesine göre kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile temyiz talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır....
Davalı vekili, davacı tarafın icra hukuk mahkemesinin kararın kesinleşmesinden itibaren 10 günlük süre içerisinde yetkili icra dairesine dosyayı göndermediğini, yetkili icra dairesinde takibini 19.07.2013 tarihinde başlattığını, açılan icra takibinin yeni bir icra takibi olduğundan ve bu dönemde ana para borcu ödenmiş olduğundan müvekkilinin borcun ferilerinden sorumlu olmadığını, 21.06.2010 tarihli protokolde herhangi bir ihtar ve ihbarda bulunulmadan yasal faiz işletileceğine dair herhangi bir hüküm olmadığını, talep edilen faiz miktarının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini ve % 20 kötü niyet tazminatı istemiştir....


