Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının 2.8.1993 başlangıç tarihli ve 15 yıl süreli sözleşme ile davacıya ait hastanede kiracı olduğunu, hastanenin bütün teçhizat ve teferruatlarıyla birlikte kiralandığını ve hasılat kirası hükümlerine tabi olduğunu, sözleşmenin süresinin 2.8.2008 tarihinde sona erdiğini ve kiralananın tahliyesi için yasal sürede icra takibi yapıldığını, davalının tahliye emrine taşınmazın 6570 Sayılı Kanuna tabi olduğunu ve bu yasada sayılı olan tahliye sebeplerinden birine dayanarak tahliye isteyebileceğini bildirerek itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı vekili kiralananın işletme ruhsatının kiracı adına olduğunu, taşınmazın 6570 Sayılı Kanuna tabi olduğunu ve davanın reddini savunmuştur. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 2.8.1993 başlangıç tarihli ve onbeş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır....
Davacı alacaklı yetkili icra dairesi olan ...İcra Müdürlüğünün 2014/21123 esas sayılı dosyasında 23.07.2014 tarihli takip talebiyle aylık 800,00 TL’den ödenmeyen 2014 yılı Haziran ve Temmuz ayları kira bedellerinin haciz yoluyla tahsilini istemiş, takip talebinde tahliye istemine yer vermemiştir. Takip talebinde tahliye istemi bulunmadığı halde icra dairesince borçluya örnek 13 ödeme emri düzenlenerek gönderilmesi alacaklıya tahliye yönünden bir hak sağlamaz. Zira icra müdürlüğü takip talebiyle bağlı olup talebin dışına çıkılarak tahliye istemi bulunmadığı halde ihtarlı ödeme emri düzenlenmesi tahliye açısından hukuki sonuç doğurmaz. Hukuki sonuç doğurmayan ödeme emrine dayanarak tahliye kararı verilemez. Davacı alacaklının icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunabilmesi için takip talepnamesinde tahliye talebinin bulunması zorunludur....
Ödeme emrine davalı borçlu tarafından kısmı itirazda bulunulması üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak icra takibinde kabul edilen borç miktarı süresinde ödenmediğinden tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, alacaklının İİK 269. maddesi gereğince yasal süre içinde kira borçlarını ödemeyen borçlunun tahliyesine karar verilmesini icra mahkemesinden isteyebileceği, somut olayda borçlunun ihtaratlı ödeme emrine rağmen yasal 30 günlük sürede kabul ettiği miktar olan 8.600,00 TL lik kısmı ödemediği, dolayısıyla bu kısım yönünden temerrüde düştüğü gerekçesiyle davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.04.2012 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır....
Davalı 2009 yılı kira parasını banka hesabına yatırdığını, 2009 yılı öncesi için alacaklı ile mahsuplaştığını ve taşınmazı 15/01/2010 tarihinde tahliye ettiğini bildirerek ödeme emrine itiraz etmiştir. Bu durumda kira ilişkisi ve kira miktarı kesinleşmiştir. Kural olarak anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Yasal anahtar teslimi bizzat anahtarı kiralayana vermek suretiyle veya tevdi mahalli tayini suretiyle yapılır. Anahtar tesliminin davalı kiracı tarafından yazılı belge ile kanıtlanması gerekir Davalı kira borcunu ödediğini ve davacı tarafa taşınmazın anahtarının teslim edilerek taşınmazı tahliye ettiğini yargılamada kanıtlayamamıştır....
Davaya dayanak yapılan icra dosyasında, icra müdürlüğünce düzenlenen 18/07/2012 günlü örnek 13 nolu ödeme emrinde yedi günlük itiraz süresi yerine 30 gün, 30 günlük borcun ödenmesine ilişkin süre yerine yedi gün yazıldığı görülmektedir. İİK.nun 269/1. madde göndermesiyle olayımızda uygulanması gereken Türk Borçlar Kanunu'nun 315. maddesinde yer alan otuz günlük ödeme süresinin ödeme emrinde açıkça yazılması zorunlu olup, yasaya uygun olarak düzenlenmeyen ödeme emri hukuki sonuç doğurmaz. Hukuki sonuç doğurmayan ödeme emrine bağlı olarak tahliye kararı verilemeyeceğinden, istemin reddine karar vermek gerekirken, tahliye kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır....
Davacı vekili dava dilekçesinde; kira alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun haksız yere ödeme emrine itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre tarafların yerinde bulunmayan temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca ONANMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 03/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı nedeniyle tahliye istemli olarak başlatılan icra takibi sonucu ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğinden bahisle davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş karar davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesi davalı şirkete "adresinde muhatabın daimi sekreteri olduğunu beyan eden ... imzasına tebliğ edilmiştir" açıklamasıyla tebliğ edilmiştir. Bu tebligatın yöntemine uygun olmadığı görülmektedir. Tüzel kişilere yapılacak tebilgat Tebligat Kanunu'nun 12-13 ve Tüzüğün 17-18. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre öncelikle tebligatın tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılması, bulunmadığı hallerde ise bulunmama sebebi yazılmak suretiyle diğer ilgililere tebliğ edilmesi gerekir....
Davacı alacaklılar tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmeyerek takibin kesinleşmesi üzerine davacı alacaklılar icra mahkemesine başvurarak tahliye isteğinde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 1.3.2003 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesini ..., ..., ... ve ... kiralayan sıfatıyla imzalamış, icra takibi 23.4.2009 tarihinde bütün kiralayanlar tarafından yapılmış, dava ise icra takibinden sonra 26.5.2009 tarihinde kiralayanlardan ... ölmesine rağmen bu kiralayanın da adı belirtilmek suretiyle bütün kiralayanlar tarafından açılmıştır. İcra takibi kiralayanların tümü tarafından birlikte yapıldığına ve kiralayanlardan ...'...
Davaya dayanak yapılan ve UYAP üzerinden gönderilen icra dosyasında, icra müdürlüğünce düzenlenen 10.04.2014 günlü örnek 13 nolu ödeme emrinde 7 günlük itiraz süresi ile 30 günlük borcun ödenmesine ilişkin sürelerin yazılmadığı görülmektedir. İİK.nun 269/1. madde göndermesiyle olayımızda uygulanması gereken TBK’nun 315. maddesinde yer alan otuz günlük ödeme süresinin ödeme emrinde açıkça yazılması zorunlu olup, yasaya uygun olarak düzenlenmeyen ödeme emri hukuki sonuç doğurmaz. Hukuki sonuç doğurmayan ödeme emrine bağlı olarak tahliye kararı verilemeyeceğinden, istemin reddine karar vermek gerekirken, tahliye kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır....
Davalı borçlu 25.11.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, öncelikle alacağın zamanaşımına uğradığını, alacaklı kiraya verene 2009 yılından bu yana aylık 80 TL kira bedeli verdiğini, 3.750 TL’ye çatıyı yaptırdığını, çatı masrafını kiradan mahsup ettiğini, 60 ay gibi bir süre kiranın ödenmemesinin hayatın akışına aykırı olduğunu ileri sürerek takibe itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece verilen ilk kararda, borçlu davalının itiraz dilekçesinde kira akdine itiraz etmediği, ödemeyle ilgili yazılı belgede ibraz edemediği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile davalının itirazının kaldırılmasına, icra takibinin devamına ve davalının asıl alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiştir. Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir....


