Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen ... sınırları içinde kaldığı, öncesi itibarıyla ve halen ... sayılan yer olduğu iddiasıyla, tapu kaydının iptaliyle ... niteliği ile ... adına tapuya tesciline, elatmanın önlenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmış, mahkemece, davanın kısmen kabulüne, taşınmazın (C) harfiyle işaretli 1513 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ile ... niteliğiyle ... adına tesciline, tapu kaydındaki tüm şerhlerin silinmesine, elatmanın önlenmesi isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Yönetimi ve davalı ... vekillerinin tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ... savına dayalı olarak açılan tapu kaydının iptali, tescil, elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir....
Haciz şerhinin usulsüz konulduğunun saptanması veya lehtarın talebi üzerine kaldırılması mümkün olduğu gibi Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi uyarınca borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi ya da herhangi bir sebeple sona ermesi halinde de terkini mümkündür. Tapu kaydındaki şerhlerin kaldırılmasına ilişkin davalarda husumetin kural olarak tapudaki şerhin lehtarına yöneltilmesi gerekir. Somut olayda; dava konusu taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde ... lehine 180.000 TL bedelli, 13.11.2012 tarihli ipotek şerhi ile ... İcra Müdürlüğünün 08.03.2013 tarihli 2013/950 Esas sayılı, ... İcra Müdürlüğü'nün 03.05.2013 tarihli 2013/2548 Esas sayılı, ... İcra Müdürlüğünün 30.04.2013 tarihli 2013/2260 Esas sayılı, ... İcra Müdürlüğü'nün 16.05.2013 tarihli 2013/2780 Esas sayılı yazıları ile alacaklılar ..., ... ve ... lehine haciz şerhlerinin konulduğu ancak ipotek lehtarı ve haciz alacaklılarının davada taraf olarak yer almadığı anlaşılmaktadır....
Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, 24.11.2015 gününde verilen dilekçe ile haciz şerhinin terkini talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.01.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kaydındaki haciz şerhinin terkini istemine ilişkindir. Davacı Hazine vekili, dava konusu 10501 ada 1, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına kayıtlı olduğunu, tapu kayıtlarının şerhler bölümünde 17.01.1956 tarihli, 11.12.1959 tarihli ve 01.07.1971 tarihli üç adet lehtarı Hazine olan haciz şerhi bulunduğunu belirterek bu şerhlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir....
Ancak; 1-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim koşulları, arazinin toprak ve topoğrafik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde (değeri önemli biçimde etkileyen, kanıtlanmış farklı ve özel bir etkenin bulunması durumu dışında) kapitalizasyon faiz oranı %5 olarak alınmaktadır. Hal böyle iken değerlendirmeye esas alınan bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının %5 yerine % 4 olarak kabulü, 2-Mahkemece taşınmazın kamulaştırmayı yapan idare adına tesciline karar verilirken tapu kaydındaki şerhlerin yansıtılmamış olması, Doğru görülmemiştir....
K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1945 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 21.11.1991 tarihinde ilân edilip kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik aplikasyon ve 2/B uygulaması, 1958 yılında yapılan arazi kadastrosu vardır. Davacı ... Yönetimi vekili, 21.07.2011 havale tarihli dava dilekçesi ile ... Merkez ... Köyü 148 ada 64 parsel sayılı, 3.762 m2 yüzölçümlü taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı, öncesi itibarıyla ve halen de eylemli orman olduğu iddiasıyla tapu kaydının iptali, orman niteliğiyle Hazine adına tescili, elatmanın önlenmesi ve tapu kaydındaki şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Davalılar, davanın reddini savunmuştur....
Yönetimi vekilinin mahkemeye sunduğu 18/04/2012 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; .... ili, .... beldesi, .... köyünde bulunan 2023 parsel sayılı taşınmazın yörede yapılan tapulama çalışmaları esnasında davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, oysa taşınmazın dava dilekçesine ekli koordinatlı krokide belirlenen kısmının kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığının tespit edildiğini beyanla, davalı taşınmazın mahkemece tespit edilecek bölümünün tapu kaydının iptali ile, orman vasfı ile adına tescili, davalıların müdahalesinin önlenmesi ve söz konusu parselin üzerinde bulunan bütün şerhlerin kaldırılması istemiyle dava açmıştır....
kayıtlarındaki beyanlar hanesine işlenen şerhlerin, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün yazısı üzerine işaretlendiği, bu nedenle şerhin yasal olmayan bir yolla kayda işlendiğini söylemeyeceği gözetilerek, “31.01.2006 gün ve 1468 yevmiye ile “BU PARSELİN OLUŞUMUNDAKİ İHDAS İŞLEMİ İMAR KANUNUN 18....
O halde, mahkemece, haciz şerhi lehdarı ... da davaya dahil edildikten sonra, diğer şerh sahiplerinin davada taraf oldukları gözönünde bulundurularak, taşınmazın tapu kaydında bulunan tüm şerhlerin silinmesine karar verilmelidir.” denilmiştir Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında ... davaya dahil edildikten sonra Kanburdere mevkii 199 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydının beyanlar hanesindeki 3. kişi lehine olan tüm şerhlerin silinmesine, tapu iptali ve tescil kararı onaylandığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm ... tarafından temyiz edilmiştir Dava, kesinleşen orman sınırı içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali, tescil, elatmanın önlenmesi ve beyanlar hanesindeki şerhlerin silinmesi niteliğindedir....
nın 29.05.2015 tarihli rapor ve krokisinde (A1) harfi ile gösterilen 7.674,97 m²'lik kısım ile (B2) harfi ile gösterilen 3.757,65 m²'lik kısım yönünden kabul edildiğine ve bu kısımların tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğine göre, taşınmazın tapu kaydında mevcut şerhlerin de bu kısımlar yönünden kaldırılması gerekirken taşınmazın tamamı için kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bozma sebebi yapılmamış, kararın hüküm fıkrasının (2.) bendinin HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... ve ...'...
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu kaydındaki şerhlerin terkin istemine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 12/06/2019 gününde oybirliği ile karar verildi....


