DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Ankara Kavaklıdere Eğitim ve Sosyal Tesisleri Genel Onarım İşi ile ilgili olarak istisna akdi yapıldığını, daha sonra sözleşmesinin feshedilerek teminat mektubunun irad kaydedildiğini ve kamu ihalelerinden 1 yıl süre ile yasaklandığını, Ankara 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada müvekkilinin mağduriyetinin tespit edildiğini, ayrıca teminat mektubunun haksız irad kaydedilmesi ile 1 yıl kamu ihalelerinden yasaklanmasına ilişkin kararın iptali için de Ankara 1.İdare Mahkemesinde 2011/252 Esas sayılı dava açtığını, davanın lehe sonuçlandığını, sözleşmenin haksız feshedilerek teminatın irat kaydedilmesi ve ihalelerden yasaklama kararı verilmesi nedeniyle müvekkili şirketin zor duruma düştüğünü, müspet ve menfi zarara uğradığını ileri sürerek, 5.000,00TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fesih tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II....
Buna göre de davacı ancak verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerince geri isteyebilir, kâr kaybı (olumlu zarar) isteyemez. (15. HD 12/06/2017 gün ve 2017/121 Esas 2017/2508 Karar sayılı kararı) Davacı yüklenici, menfi zarar kapsamında yapıp da ödenmeyen iş ve imalat bedeli, noter masrafı, damga vergisi, teminat mektubu için yapılan masraf, faiz ve komisyonları, sözleşmenin imzası için gerekli sigorta poliçesi masrafı, karar pulu bedeli ve Kamu İhale Kurumu payını isteyebilir. (15. HD 16/09/2020 gün ve 2020/1557 Esas 2020/2455 Karar sayılı kararı) Bu durumda mahkemece davacının kâr kaybına ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Davalının mahkemece hükmedilen menfi zararlara yönelik istinaf nedenleri ise yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında yerinde görülmemiştir....
Bununla birlikte davalı tarafın cevap dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü, davacı tarafın haksız feshi nedeniyle zararlarının doğduğu, karşılanması gerektiği, bu kapsamda ödemezlik defi ile mahsup itirazı ileri sürdükleri belirlenmekle, feshin haksız olup olmadığı, davalı taraf zarar iddiasının ve tazmin koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerekecektir. Davalı tarafça cevap dilekeçesinde ve aşamalarda, davaya konu ---- davacı almaktan vazgeçince, acil nakit ihtiyacı nedeniyle ----- satmak zorunda kaldığı, bu nedenle zarara uğradığı ifade edilmiş, bu zararın mahsup itirazı kapsamında değerlendirilmesini talep etmiştir. Davalının mahsup talebine konu zarar müspet zarar olup, sözleşmenin davacı tarafça feshedilmiş olması nedeniyle bu zararın tazmin/somut olayda mahsup edilebilmesi için davalı tarafın fesihte kusuru bulunmamalı; tam aksine, davacının sözleşmenin feshinde kusurlu olması gereklidir....
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/409 E. sayılı dosyasıyla açılan davanın feshin iptali olmayıp feshin haksız olduğunun tespiti ile tazminat isteğine ilişkin olduğu, neticede mahkemece 29.05.2013 tarihinde feshin haklı olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla gerek sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi ve gerekse de davacının fesih talep etmekle menfi zararını isteyebileceği, yukarıda ifade edildiği üzere menfi zararın, alacaklının sözleşme yapılmasaydı uğramayacağı fiili zararlar ile yoksun kaldığı kârı kapsadığı, bunun da sözleşme kapsamında ödenen bedel ile taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli ile ödenen bedel arasındaki fark olduğu, Belediyenin sorumluluğunun güven sorumluluğu olduğu, TBK.m.51 uyarınca somut olayın özelliği ve hakkaniyet gereği belediyenin kusuru daha hafif olduğundan belediyenin sadece sözleşme kapsamında ödenen bedel yönünden sorumlu tutulması gerektiği, zarar yönünden yüklenici firmanın kusurlu olduğu dikkate alınarak zarardan sadece...
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacının taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu malları 07/07/2013 tarihinde davalıya teslime hazır ettiği, davalının belirlenen teslim gününde malları teslim almadığı, davalı tarafca, yaz tatili olması, stokların tüketilmemiş olması ve teslim alma için yeterli elemanın bulunmaması gibi ileri sürülen sebeplerin haklı sebep olmadığı, davalının 08.07.2013 tarihinde mütemerrit olduğu, temerrüt sırasında meydana gelen yangın hadisesi mücbir sebep oluşturmadığından davalıyı teslim almaktan alıkoyamayacağı, tarafları tacir olan sözleşmenin 7. maddesi ile temerrüt durumunda olumlu-olumsuz zarar ayırımı yapılmaksızın tüm zararların karşılanması gerektiği kararlaştırıldığından, davacının hem olumlu hem de olumsuz zararlarını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 68.764,80 Euro asıl alacak ve talep edilen faiz oranı üzerinden devamına, fazlaya dair birikmiş faiz talebinin...
içeren asgari zarar olarak tespit edilen 30.000....
bulmadığına göre, sözleşmenin tek taraflı haksız feshinden ötürü davacıların --- zararından davalının sorumlu olduğu…” şeklinde sonuç ve kanaate varıldığının bildirildiği görülmüştür. c)----davalı ---- arasında akdedilen sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olması nedeni ile davacı lehine hesaplanan tazminata birer aylık olarak eklenen kira bedeli ve işçi ücretlerinin ikişer aylık olarak eklenmesi ve ayrıca davacı tarafça bir kereye mahsus olmak üzere---- sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmasına rağmen sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olması nedeni ile zarar hesabına dahil edilmesi gerektiği kanaatindeyiz....
Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin 03/03/2020 tarih, 2018/3856 esas, 2020/619 karar yine aynı dairenin 29/09/2015 tarih, 2015/6954 esas, 2015/11454 karar nolu ilamlarında da belirtildiği üzere "sözleşmenin haksız feshi halinde taraflar arasında cezai şart ön görülmüş olduğundan, davacının ayrıca müspet zararı talep etmesi olanağı olmadığından, davacının menfi zarar ve menfi zarar yanında cezai şart nedeni ile alacak talep edebileceği" ve " diğer yandan davacı bayilik sözleşmesini fesih ettiğinden artık fesihten sonrası dönem içinde müspet zarar şeklinde olan kar mahrumiyetini talep edemez, bu durumda yalnızca son yıl için sözleşmenin fesih tarihine kadar olan döneme ilişkin taahhüde yönelik sözleşme maddesinin ihlalinden dolayı tazminata karar verilmesi gerekir" denildiğinden, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile sözleşme uyarınca 50.000USD cezai şart kararlaştırıldığından tekrar davalı tarafın müspet zarar niteliğinde olan kar mahrumiyetini istemeyeceğinden davalı tarafın takas ve mahsup talebinin...
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, sözleşmenin tek taraflı feshi nedeniyle uygulanan menfi ve müsbet zararların tahsiline ilişkin tazminat davasıdır Celp ve tetkik olunan------ incelenmesinde taraflarının davacı ve davalı olduğu, sözleşmenin konusunun davalı ---- tarafından üretilen ----- dahilinde------ ---- onarımını ,--------- markalarına duyulan -------biçimde ifası amacıyla , zamanında ve noksansız bir şekilde kaliteli bir hizmet sunarak,-------- etmek için --------- hizmetlerinin gerçekleştirilmesi konusunda karşılıklı hak ve hükümlülüklerini belirtmektedir şeklinde olduğu görülmüştür....
Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır.Menfi zarar ise uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar, borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, Haluk; age., s. 427). Bu husus, Borçlar Kanununun 108. maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada, alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü, sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır....


