"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.02.2012 gününde verilen dilekçe ile sözleşmenin iptali ve elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, sözleşmenin iptali ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir....
Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarihli ilamı ile bozulması üzerine uyulan bozma ilamı gereğince, yeniden yapılan yargılamada, arsa üzerinde pay sahibi olarak görülen ve dava dışı eski hissedar Ali Kaya'dan arsa payını satış suretiyle devralan ...’ın davada taraf olması sağlandıktan ve sözleşmenin feshi yönündeki beyanı alındıktan sonra, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuna göre kararlaştırılan inşaat süresi geçmesine rağmen binada keşif tarihi itibariyle %56 oranında imalat bulunduğu, süresi içerisinde ve sözleşmeye uygun olarak tamamlanmadığı, davacının kullandığı seçimlik hak gereğince menfi zarar talep edilebileceği, ancak müspet zarar niteliğinde olan kira kaybı yönünden zarar tazmini talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davacıların davasının kısmen kabulü ile, davacılar ile davalılar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin haksız şart niteliği taşıdığından geçersiz olduğu, bu nedenle davalının sözleşmenin iptal edilmesi nedeniyle cezai şart talep edemeyeceği, sözleşmeye konu düğünün iptalinde ve sözleşmenin feshinde kusursuz olan davalının düğünün iptali nedeniyle uğradığı zarar varsa bunun talep edebileceği ne var ki zarar iddiasının davalı tarafça usulünce ileri sürülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B....
Her ne kadar davalı mücbir sebep nedeniyle edemini ifa edemediğini iddia etse de , sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle mücbir sebep var olmakla , davalı bu sebebi öngörerek sözleşme yaptığından bu iddiası kabul görmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar: Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır....
Masrafı, Kamu İhale Kurumu payı, teminat mektubu komisyon bedelleri, sözleşme gereği davalı idareye bildirilen teknik personelin masrafları sair giderleri, menfi zararları kapsamında davalı idareden tahsilini talep edebilecekleri değerlendirilmiştir. Davacı Yüklenicilerin menfi zarar kalemlerinin tespiti bakımından dava dosyası kapsamında yapılan inceleme ve tespitlerden; dava dosyası kapsamında yer alan sözleşme ve hakediş raporundan, Davacı Yükleniciler ile akdedilen sözleşmenin 18.797.234,20 TL bedel üzerinden akdedilmiş olduğu, Davacı Yüklenicilere 01/02/2015 ile 07/07/2015 tarihleri arasında ihale konusu işin ifası kapsamında 1.005.479,27 TL tutarlı hakediş/ler yapılmış olduğu görülmekte olup işbu tutarlar uyarınca sözleşmenin gerçekleşmeyen dönemine ilişkin oran 0,9465 (sıfır virgül dokuzbindörtyüzaltmışbeş) olarak tespit edilmektedir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/853 Esas KARAR NO: 2021/1364 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 21/05/2021 KARAR TARİHİ: 16/12/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; taraflar arasındaki ---- tarihli sözleşmeye dayalı davacı tarafından sözleşmenin ifası için satın alınan techizatın bedeli olan ---- tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptalini talep ve dava etmiştir....
KARAR Davacı, davalı tarafından yapılan ihaleye katıldığını, taraflar arasında 27.12.2012 tarihinde 6.273,150,00 TL bedelli sözleşme imzalanıp davacı şirketin 01.01.2013 tarihinde işe başladığını, ihaleye katılan şirketlerden bir tanesinin yürütmenin durdurulması ve ihalenin iptali için idari dava açtığını, Ankara 4. idare mahkemesinin yürütmenin durdurulmasına karar verdiğini, kamu ihale kurulunun kararından sonra davalı idarenin bu kez 20.06.2013 tarihinde ihalenin başka bir şirketin üzerinde bırakılmasına karar vererek taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi fesettiğini, şirketin 85.942,17 TL sözleşme gideri ödediğini ( damga vergisi,karar pulu, kamu ihale kurulu pay bedeli) ileri sürerek hiçbir kusuru olmaksızın haksız olarak sözleşmenin feshinden dolayı menfi zarar kapsamında bu masrafların yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir....
Alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı zarara müspet zarar denir. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya olan menfaatini yansıtır, bu menfaat borçlanmış olduğu edimin vaktinde ifa etmiş olsaydı alacaklı hangi ekonomik durumda bulunacak idi ise o durumu ifade eder. Menfi zarar ise alacaklının sözleşmeden dönmesi üzerine uğramış olduğu zararı kapsar. Buna göre alacaklı sözleşme hiç yapılmamış olsaydı hangi durumda bulunacak idi ise o duruma getirilmesini ifade eder.-------- Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. ---------- Her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle mahrum kalınan kazanç kaybı talep edilmiş ise de; anılan talebin sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle uğranılan müspet zarar olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiştir. Davacı tarafça dönme iradesi ile sözleme sona erdiğinden müspet zararın tahsilinin talep edilmesi mümkün olmadığından, davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir....
Alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı zarara müspet zarar denir. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya olan menfaatini yansıtır, bu menfaat borçlanmış olduğu edimin vaktinde ifa etmiş olsaydı alacaklı hangi ekonomik durumda bulunacak idi ise o durumu ifade eder. Menfi zarar ise alacaklının sözleşmeden dönmesi üzerine uğramış olduğu zararı kapsar. Buna göre alacaklı sözleşme hiç yapılmamış olsaydı hangi durumda bulunacak idi ise o duruma getirilmesini ifade eder.-------- Olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. ---------- Her ne kadar davacı tarafça sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle mahrum kalınan kazanç kaybı talep edilmiş ise de; anılan talebin sözleşmenin uygulanamaması sebebiyle uğranılan müspet zarar olduğuna mahkememizce kanaat getirilmiştir. Davacı tarafça dönme iradesi ile sözleme sona erdiğinden müspet zararın tahsilinin talep edilmesi mümkün olmadığından, davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir....
Davacı vekili her ne kadar kira sözleşmesinin kurulamadığından bahsetmiş ise de, kira sözleşmeleri yazılı şekle tabi olmayıp, sözleşmenin kurulması için her iki tarafın sözleşmenin asli unsurlarındaki irade beyanlarının birbiri ile uyuşması yeterlidir. Nitekim davacı vekilinin dava dilekçesindeki anlatımından sözleşmenin esaslı unsurları olan kiralanan ve bedel yönünden anlaşmanın sağlandığı ve bedelin peşin olarak davalılar hesabına yatırıldığı sonucu çıkmaktadır. Dolayısıyla kiralananın ifa edilmeden evvel başka birine kiralanması akdin münakid olması ile ilgili değil, ifa edilip edilemeyeceği ile ilgili bir husustur. Dolayısıyla uyuşmazlık kira sözleşmesinin ifası ile ilgilidir. Görev kamu düzenindendir. Taraflar ileri sürmese dahi mahkemece resen değerlendirilmesi gerekir. Tüm bu gerekçelerle görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekliyle karar verilmiştir....


