İdare Mahkemesince; Dairemizce verilen bozma kararına uyulup hasım düzeltildikten sonra, 30.03.2012 gününde yapılan toplantının iptali istemi yönünden; çağrının kent konseyi başkanı, tabii olarak yürütme kurulu başkanı tarafından yapıldığı, bu durumun usulüne uygun olduğu, ayrıca kararın 6 ret oyuna karşın 122 olumlu oy ile alındığı, dolayısıyla lazım gelen nisapların da sağlandığı anlaşıldığından, davanın bu kısmı bakımından hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine; İç Yönergenin 12. maddesinin iptali istemi yönünden davanın incelenmesinden; İçişleri Bakanlığınca 5393 sayılı Yasanın 79. maddesi uyarınca çıkartılan Kent Konseyi Yönetmeliğinin 8. maddesinde; Genel Kuruluna üye olacaklar arasında siyası parti temsilcileri ile konseyce kurulan meclis-çalışma grubu temsilcilerinin sayıldığı, daha önce de konseye üye olabilecekler arasında sayılan siyasi parti temsilcilerinin Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 22.05.2008 tarih ve E:2007/1280, K:2008/3744 sayılı kararı...
Diğer taraftan bir siyasi partinin, kendi tüzüğü doğrultusunda ülke çapında kamu menfaati ve yararı için faaliyet göstermek üzere teşkilatlanmış bir tüzel kişilik olduğu göz önüne alındığında; hem hukukun tesisi hem de kamu yararı için uyuşmazlık konusu Bakanlar Kurulu kararına karşı dava açma ehliyetinin olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle, davanın esasının incelenmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz....
ın da bu cenaze törenine katılma çağrısında bulunduğu, bu cenaze törenine ilişkin el ilanlarının dağıtıldığı anlaşıldığından, davacının eyleminin 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (o) alt bendinde yer alan "Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" fiili kapsamında kaldığı ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal hakların tazmini isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : ......
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; uyuşmazlığın esası incelendiğinde ise, dosyada yer alan bilgi, belge, soruşturma raporu ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının bir siyasi parti aleyhine, diğer bir siyasi partinin lehine siyasi faaliyette bulunduğunun sabit olduğu, davacının bu fiillerinin 633 sayılı Kanun'un 25. maddesinde ifade edilen, dini görevi içinde veya dışında, her ne suretle olursa olsun, siyasi partilerden herhangi birini veya onların tutum ve davranışını övme ve yerme yasağını ihlal ettiği sonucuna ulaşıldığından, davacının görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir....
İdari Dava Dairesince; davacının kişisel sosyal medya hesaplarından, bir siyasi parti belediye başkanı adayının lehine, bir başka siyasi parti belediye başkanı adayının ise aleyine paylaşımlarda bulunduğunun görüldüğü, davacının imzaladığı hizmet sözleşmesinin 11. maddesinde "...herhangi bir siyasi partiye üye olamaz ve siyasi faaliyetlere katılamaz" hususunu taahhüt ettiği ve yine sözleşmenin 14/b maddesinde sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiği takdirde sözleşmesinin kurum tarafından gerekçesi ile yazılı olarak bildirilmesi sonrasında sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği hususunun hükme bağlandığı görülmüş olup, davaya konu sosyal medya paylaşımların, yerel seçimler öncesinde, davacının siyasi görüşü doğrultusunda desteklediği siyasi adaya ve muhalif olduğu siyasi adaya yönelik söylemler içerdiği, bu durumda, davacının sosyal medya hesaplarında yapmış olduğu, siyasi kimlik, duruş ve tavrını sergileyecek nitelikteki paylaşımı ile hizmet sözleşmesinin 11. maddesinde taahhüt ettiği...
Ceza Dairesinin bu kararından hemen sonra yayınlanan dava konusu yazıda "hiç kimsenin anlamasına imkan olmayan, anladığı takdirde vicdanen kabulüne imkan bulunmayan hukuki ayrıntılarla, 2002 seçimlerinin iktidar adaylarından biri, belki de birincisi olan bir siyasi partinin genel başkanının önünün kesilmeye kalkışılması; Ankara'nın milletin kararını gaspetme girişimi olarak algılanmalıdır, hiç kimse hele siyasi şahsiyetler Yargıtay 8. Ceza Dairesinin Tayyip Erdoğan ile ilgili kararın altına yargı kararıdır diyerek saklanmamalı, sözde bir kuvvetler ayrılığından dem vurarak kaçak dövüşmemeli, hiçbir parti lideri, ülkede büyük seçmen teveccühüne hedef bir partinin genel başkanının fi tarihinde okuduğu bir şiirden ötürü ömür boyu siyasi haklarından mahrum bırakılmasını hukuk adına izah edemez....
Yani siyasi parti genel merkezinin sorumluluğuna, merkez karar ve yönetim kurulunca önceden yazılı yetki verilme veya sonradan kararla onaylama koşuluna bağlanması, ancak 03.08.2016 tarihinden sonra il veya ilçe teşkilatları işlemlerinde geçerli olacaktır. Parti genel merkezinin sorumluluğunu sınırlayıcı yasal düzenlemenin önceki olaylara uygulanması mümkün değildir....
Bu düzenleme ile toplumda yaşayan insanlar üzerinde güven etkisi oluşturan kurum, kuruluş ve tüzel kişiler aracı kullanılmak suretiyle kişilerin istismar edilmesinin önlenmesi amaçlanmış ve maddenin bu bölümüne ilişkin gerekçesinde de; "Birinci fıkranın (d) bendinde, dolandırıcılık suçunun kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişilerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi, bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Çünkü, kamu kurum veya kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişilikleri toplumda güven beslenen müesseler olarak kabul edilmiştir."şeklinde açıklamalara yer verilmiştir....
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/3510 E. , 2022/1032 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/3510 Karar No : 2022/1032 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : I.Huk.Müş.Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....
Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/05/2016 gününde verilen dilekçe ile siyasi parti disiplin kurulu kararının iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen 15/11/2016 günlü karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan inceleme sonucu verilen karar kesin olduğundan ve istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından istinaf dilekçesinin reddine dair verilen 02/05/2017 günlü ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 17/04/2018 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı adına gelen olmadı, karşı taraftan davalı vekili Avukat... geldi. Açık duruşmaya başlandı....


