Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir....
KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda "siyasi partiye girmek" fiilinin, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayıldığı, Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği gibi, davacıya siyasi parti üyeliğinden istifa etmesi için süre tanınması, siyasi parti üyeliği ile memuriyetten birini tercih etmesi için imkan sağlanması veya memuriyetin askıya alınması gibi iradi bir seçenek sunulması gibi bir hüküm bulunmadığı, davacının Yüksek Disiplin Kurulu kararından önceki bir tarihte görevinden istifa ettiği belirtilerek, kararın düzeltilmesi talebinin kabulü ile onama kararının kaldırılarak İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir....
"şeklinde beyanda bulunmuştur...Dernek Kaydı:Dosyada mevcut Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının 07.11.2018 tarihli Mali Analiz Raporuna göre, sanık ...'in OHAL KHK'ları kapsamında hakkında işlem yapılan Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneği üyesi olduğunun belirtildiği görülmüştür." şeklinde tespite yer verildiği görülmüştür. Örgütlenme özgürlüğünün, kişilerin kendi menfaatlerini korumak için kendilerini temsil eden bir toplu teşekkül oluşturarak bir araya gelmeleri özgürlüğü olarak tanımlanması mümkündür. Anayasa'nın 33., 51. ve 68. maddelerinde düzenlenen "Dernek Kurma Hürriyeti", "Sendika Kurma Hakkı" ve "Siyasi Parti Kurma Hakkı " gibi örgütlenmeye yönelik haklar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 11. maddesinde karşılığını bulmaktadır....
Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.” Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.” Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır....
parti giderleri miktarınca parti malvarlığının, yine Anayasa Mahkemesi kararıyla Hazineye irad kaydedileceği düzenlenmiştir....
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın "Diyanet İşleri Başkanlığı" başlıklı 136. maddesinde, "Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir." kuralına yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık" başlıklı 7. maddesinde; "Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirilirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunmazlar ve bu eylemlere katılamazlar. Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler....
İl Başkanlığı tarafından yapılan anlaşmayı onayladığına dair dosyaya herhangi bir belge ibraz edilemediği, bu durumda, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun aynen “...Siyasi partilerin yapacakları giderler, sözleşmeler ve girişecekleri yükümlülükler; genel merkezde parti tüzelkişiliği adına, illerde il yönetim kurulu adına ve ilçelerde ilçe yönetim kurulu adına yetkili kılınan kişi veya kurulca yapılır. Siyasi partilerin il ve ilçelerdeki teşkilat kademeleri tarafından parti tüzelkişiliği adına sözleşme yapılmasına ve yükümlülük altına girilmesine ilişkin esaslar, merkez karar ve yönetim kurulunca tespit olunur....
Kişilerin bir siyasi partinin yönetim kuruluna üye olması eylemi, sadece dış dünyada etkisi hissedilen beşeri bir davranış olmasının yanında, çerçevesi yasalarca belirlenen ve koruma altına alınan, statüleştirilen bir tanımı kapsamakta, bu suretle siyasi bir faaliyet olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla kişilerin bir siyasi partiye ve partinin organlarına üye olması eylemi, Anayasa'nın 67. maddesinde belirtilen "...bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma..." tanımı ve kapsamı içinde değerlendirildiğinden, siyasi temel hak ve özgürlükler kapsamındadır....
Ayrıca, Disiplin Hukuku yönünden yapılan soruşturma sonucunda da, üzerine atılı suçlamaların doğru olduğu görülmektedir. Bu nedenle davacıya verilen ceza yerinde olduğundan, davanın reddi gerekirken işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararının, bu nedenle bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum....
İl Başkanlığında güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının işçilik alacaklarına ilişkin davasında davalı Siyasi Parti tüzel kişiliğine husumet düşüp düşmediği hususunda uyuşmazlık bulunduğu, 2820 sayılı Kanun'un 71 inci maddesine göre siyasi parti il veya ilçe teşkilatları tarafından yapılan sözleşmelerin, merkez karar ve yönetim kurulu tarafından izin veya onay verilmediği sürece siyasi parti tüzel kişiliğini bağlamayacağı, il veya ilçe teşkilatlarında çalıştırılan işçiler bakımından sorumluluğun 2820 sayılı Kanun gereği sözleşmeyi yapan ve yükümlülük altına giren kişi veya kişilere ait olacağı, somut olayda davalı Siyasi Parti tarafından davacının işe alınması yönünde izin veya onay verilmediği ancak davacının çalışmasının kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 2016 yılından önceki döneme ilişkin olduğu ve davacının hizmet süresinin uzunluğu birlikte değerlendirildiğinde, davalı Siyasi Partinin pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, davacının görevini ifa ettiği İl Başkanlığı işyerindeki...


