İş Mahkemesinde görülen ve davalısı aynı olan 2016/26543, 2016/28949 ve 2016/28950 esas numaralı dosyalarda sendika tarafından gönderilen cevabi yazılardan 07.04.2015 tarihli yazıda davalı işyerinde 305 sendika üyesi işçi bulunduğu, sendika üyeliğinden istifa edip çalıştırılan 14 işçi olduğu ve 21 sendika üyesi işçinin iş sözleşmesini feshedildiği, 19.10.2015 tarihli yazıda davalı işyerinde 49 sendika üyesi işçi bulunduğu, sendika üyeliğinden istifa edip çalıştırılan 286 işçi olduğu ve 40 sendika üyesi işçinin iş sözleşmesini feshedildiği, 02.03.2016 tarihli yazıda davalı işyerinde 49 sendika üyesi işçi bulunduğu, sendika üyeliğinden istifa edip çalıştırılan 287 işçi olduğu ve 41 sendika üyesi işçinin iş sözleşmesini feshedildiği, 11.5.2016 tarihli yazıda davalı işyerinde 3 sendika üyesi işçi bulunduğu, sendika üyeliğinden istifa edip çalıştırılan 332 işçi olduğu ve 42 sendika üyesi işçinin iş sözleşmesini feshedildiği bildirilmiş olup tüm dosyalarda dinlenen tanık beyanları...
Ancak; Belediye görevlileri tarafından 12/10/2012 tarihinde sanıkların ruhsat almadan inşaat yaptıklarının yerinde tutanakla tespit edildiği ve inşaat faaliyetinin durdurulması amacıyla mühürleme yapıldığı, aynı yerde 26/12/2012 tarihinde yapılan kontrolde ise inşaatın “mührün kendisi sökülmeden” devam ettiğinin belirlendiği olayda, Mühür bozma suçunun işlenmesinde mührün kendisine müdahale zorunluluğu bulunmayıp, konuluş amacına aykırı her türlü faaliyetin suçun işlenmesi için yeterli olduğu dikkate alınmak, sanıkların inşaatta mühürlemeden sonra “sadece önceden sipariş edilmiş camları taktırdıkları” yönündeki savunmaları da gözetilmek suretiyle, tutanak tanıkları dinlenerek, mühürlemeden sonra inşaat faaliyetinin devam edip etmediğinin belirlenmesi, faaliyetin devam ettiği kanaatine varılması durumunda sanıkların mahkûmiyetlerine hükmedilmesi, aksi durumda beraatlarına karar verilmesi gerekirken, “mührün kendisi sökülmediği için mühür bozma suçunun oluşmayacağı” şeklindeki yasal olmayan...
İşlem tarihinde yürürlükte olan Kanun'un ilk halinde, idari para cezası yaptırımına yer verilmeyerek, Kanun'da öngörülen esaslara göre denetim görevini yerine getirmediği anlaşılan yapı denetim kuruşulunun denetim faaliyetinin bir (1) yıla kadar durdurulması esası benimsenmiştir. Ayrıca, Kanun'un yeni halindeki gibi, tespit edilen aykırılıkların yapının taşıyıcı sistemi üzerinde etkisi olup olmadığı yönünden bir ayrımın da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Denetim faaliyetinin bir (1) yıla kadar durdurulması yaptırımının, yapı denetim kuruluşunun, bu süre içerisinde elinde mevcut denetim işleri de dahil olmak üzere, yapı denetimiyle ilgili hiçbir iş ve işlem yapamaması sonucunu doğurduğu açıktır. Kanun'un öngördüğü yeni yaptırım düzeninin ikinci kademesinde yer alan bir (1) yıl yeni iş almaktan men cezası ise, yaptırımın uygulanmasına neden olan yapıdaki yapı denetim işiyle ilişik kesilmesine neden olan ve yeni iş alınmasını engelleyen bir yaptırım türüdür....
Danıştay Savcısı … 'ün Düşüncesi: Öğretmen olan davacının basına açıklama yaptığı nedeniyle bir yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması işlemine karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. 657 sayılı Yasanın 15. maddesinde devlet memurlarının kamu görevleri hakkında basına bilgi vermeleri yasaklanmış, aynı Yasanın 125. maddesinin D/g bendinde de bu eylemin cezası gösterilmiştir. Davacının … şubesi başkanı olduğu dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Şu hale göre, davacının basına yaptığı açıklamanın niteliğinin incelenmesi ve kamu görevleri hakkında bilgi içerip içermediğinin saptanarak ceza önerilmesi zorunludur. Aksi halde davacının yaptığı açıklama, sendika şube başkanı sıfatıyla ve sendikasının belirli bir konudaki görüşünü kamuoyuna bildirmeyi amaçlamakta ise, bu açıklamanın yukarda anılan 657 sayılı Yasanın 15....
Temyize konu karar; İdare Mahkemesi kararının, davacının dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ilişkin kısmı yönünden incelendiğinde; İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmı ile ilgili olarak yukarıda yer verilen gerekçenin; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası hakkında, idare tarafından, disiplin kuruluna sendika temsilcisinin katılımı sağlanarak yeniden bir değerlendirme yapılmasını gerektirmesi nedeniyle, bu aşamada davacının parasal hak kaybının varlığından söz edilemeyeceğinden, temyize konu kararın, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi, özlük haklarının iadesi yolundaki kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın işlemin iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA, 2....
MUHALEFET ŞERHİ Dava, sendika genel disiplin kurulunun 04.10.2013 tarihli ve 23 sayılı kararının tedbiren durdurulması ve iptaline ilişkindir. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sendika disiplin kurulunun 04.10.2013 tarihli ve 23 sayılı kararının tedbiren durdurulması ve iptaline ilişkin ise de öncelikle çözülmesi gereken problem, ihtiyati tedbir kararlarına karşı temyiz yoluyla Yargıtay’a başvurulup başvurulamayacağı hususudur. Bilindiği üzere, 01/10/2011 tarihinden önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre ihtiyati tedbir kararlarına karşı temyiz yolu öngörülmeyip bu kararların itiraz yoluna tabi olduğu belirtilmiş, fakat itiraz üzerine verilen kararlara karşı herhangi bir kanun yoluna yer verilmemişti (md.107)....
Sendika özgürlüğü Anayasaca güvence altına alınan sosyal ve klasik temel haktır. Anayasanın 2. maddesinde ifadesini bulan “sosyal devlet” ilkesinin gerçekleşmesine aracı olur. Anayasanın 51. maddesinin incelenmesinden de sendika özgürlüğünün klasik ve en önemlisi sosyal bir temel hak olduğu ortaya çıkmaktadır. Anılan maddenin içeriğinden sendika özgürlüğünün bireysel ve toplu sendika özgürlüğünü kapsayan çifte temel hak özelliği anlaşılmaktadır. İşçinin sendika kurma sendikaya üye olma özgürlüğüne pozitif sendika özgürlüğü denir. İşçiler önceden izin almadan sendikalar ve üst kuruluşlar kurma hakkına sahip oldukları gibi, sendikalar serbestçe üye olabilecekler, üyelikten çekilebileceklerdir. Bireysel sendika özgürlüğü, kolektif sendika özgürlüğünün temelidir ve bu ikisi bir bütünü oluşturur. Çalışanların örgütlenmesi önündeki tüm engeller, toplu sözleşme düzeninin varlığını tehdit eder. Sendikal nedenle yapılan fesih, bu engellerden biridir....
çalışmadıkları hususunun araştırılması gerektiğini, 235 sendikalı işçinin başka bir sendikaya üye olup olmadıklarının, önceki üyesi olduğu sendika üyeliğinden istifa edip etmediğinin, davalı sendikadan istifa edip etmediklerinin ve sendika üyeliklerinin devam edip etmediklerinin tetkik edilmesi gerektiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle yetki tespitinin iptaline karar verilmesini karar verilmesini talep etmiştir....
ve temsil edilemediği” gerekçeleri ile sendikanın olağan üstü genel kurulunda görevden ihracına dair karar alındığını iddia ederek söz konusu kararın tedbiren durdurulması ile iptalini talep etmiştir....
Noterliğinin 31 Temmuz 2012 tarihli ihtarnamesi ile grev kararının 15.08.2012 tarihinde saat 10.00'da uygulanmasına karar verildiğinin bildirildiğini, üye işçilerden 66 kişinin 01.06.2012 tarihinde Notere başvurarak sendika üyeliğinden istifa ettiğini, noter tarafından bu hususun işverene bildirildiğini, istifa bildirimlerinin 01.07.2012 tarihi itibariyle geçerli hale geldiğini, 04.06.2012 tarihi İtibariyle ... üyesi olan 3 işçinin sendika üyeliğinden İstifa ettiğini, 04.07.2012 tarihi itibariyle 27 işçinin sendikadan istifa ettiğini, 05 07.2012 tarihi itibariyle 8 çalışanın sendikadan istifa ettiğini, Mayıs sonu itibariyle 104 kişi olan sendikalı işçilerin tamamının sendika üyeliğinden ayrılmış bulunduğunu, 15.08.2012 tarihinde ... yetkilileri tarafından davalı Şirket işyerinde "bu işyerinde grev vardır" pankartının asıldığını, dört grev gözcüsünün pankart yanında beklediğini, 2822 sayılı Kanun'un md. 51 uyarınca grevin sona erdirilmesi gerektiğini, yine sendikanın işyerinde çalışan işçilerin...


