Sebepsiz zenginleşme talebi hukuki nitelikçe, poliçeden doğan hakkı, bunun korunması ve/veya kullanılması için gereken işlemlerin yapılmaması nedeniyle düştüğü veya zamanaşımına uğradığı hâllerde, senet borçlusu nezdinde oluşan sebepsiz zenginleşmeye yönelik olarak, poliçe alacağını elde edemeyen ve bu nedenle mal varlığında hakkaniyete aykırı bir değer kaybı oluşan hâmile, yine poliçe hukuku tarafından tanınmış olan yeni bir haktır.Sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulabilmesi için, hâmilin müracaat hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasından dolayı bir zararının ortaya çıkmış olması gerekir. Zararın mevcudiyeti, sebepsiz zenginleşme talebinin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için, hamile ait ve tahsili mümkün olan bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu borçlu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması, yani sebepsiz olması yeterlidir....
Sebepsiz zenginleşme talebi hukuki nitelikçe, poliçeden doğan hakkı, bunun korunması ve/veya kullanılması için gereken işlemlerin yapılmaması nedeniyle düştüğü veya zamanaşımına uğradığı hâllerde, senet borçlusu nezdinde oluşan sebepsiz zenginleşmeye yönelik olarak, poliçe alacağını elde edemeyen ve bu nedenle mal varlığında hakkaniyete aykırı bir değer kaybı oluşan hâmile, yine poliçe hukuku tarafından tanınmış olan yeni bir haktır.Sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulabilmesi için, hâmilin müracaat hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasından dolayı bir zararının ortaya çıkmış olması gerekir. Zararın mevcudiyeti, sebepsiz zenginleşme talebinin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için, hamile ait ve tahsili mümkün olan bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu borçlu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması, yani sebepsiz olması yeterlidir....
Mahkemece, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; arsa payı inşaat sözleşmesi kurulurken sözleşmeye konu 3059 parselin imar görerek üç ayrı parsele dönüştüğü, daha sonra imar uygulamasının iptal edildiği, ancak kadastro parseli olan bu taşınmaz üzerinde imar uygulaması yapılmadan inşaatın yapılamayacağı, bu durumda sözleşmenin başlangıçtan itibaren ifa imkansızlığı nedeniyle geçersiz ve batıl hale geldiği, tarafların sözleşmeye göre hak talep edemeyecekleri, ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiklerini isteyebilecekleri gerekçesiyle, davacı tarafından tüm hisseleri için davalıya ödenen 100.000,00 TL'den davalının sözleşmeye aykırı olarak üçüncü kişilere devrettiği hisselerine tekabül eden 75.369,00 TL'nin davalıya gönderilen ihtarnameye göre oluşan temerrüt tarihi 22.03.2006 tarihinden itibaren davalıdan tahsiline, geçersiz sözleşmeye dayanılarak munzam zarar talep edilmeyeceği gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istirdat istemine ilişkin davada ... 1.Aile ve ... 1.Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, fazla ödendiği iddia olunan tedbir nafakasının istirdatına ilişkindir. ... 1. Aile Mahkemesince, uyuşmazlığın Türk Medeni Kanununun 2.Kitabında yer alan Aile Hukukundan kaynaklanmadığı, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre fazla ödenen paranın iadesine ilişkin olduğu ve Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bulunduğu belirtilerek, dava değerine göre görevli mahkemenin Sulh Hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi ise, görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur....
Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir.", olarak belirtildiği üzere, davacı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak ödediği paranın iadesini talep edebilir ve sebepsiz zenginleşme davasının davalısı, mal varlığı zenginleşen asıl icra dosyası alacaklısıdır. Bu noktadan itibaren tespit edilmesi gereken husus ödemenin dava dışı ... tarafından yapılmış olması nedeni ile davacının ödenen bedelin iadesini isteyip isteyemeyeceğidir....
Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunmadığı, davanın ödenen 2016/8680 - 2016/8325 paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsiline ilişkin olması karşısında malvarlığına ilişkin uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 03/10/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Bu düzenlemeye göre dosya kendisine gönderilen ilgili hukuk dairesi 1 ay içinde yapacağı ön inceleme sonucunda işbölümü bakımından kendisini görevli görmez ise gerekçeleri ile birlikte dosyayı bir ay içinde görevli Daireye gönderecektir. Bu durumda dosya içeriğine, temyizin kapsamına, uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin bulunmasına göre, temyiz inceleme görevi Yargıtay Kanununun 14. maddesi ve Başkanlar Kurulu kararı uyarınca Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne aittir. SONUÇ: Yukarıdaki yasal düzenleme de dikkate alındığında dosyanın görevli Yargıtay 3. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 04.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda, davacı tarafından satış bedeli olarak ödediği bedeli, faiziyle birlikte tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlattığına göre; bu talebin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle tahsili talebine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. Başka bir deyişle davacı talebinde, ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde ödeme yapılması kastedilmiştir....
Somut olayda; tacir olmayan davacının sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkin dava açtığı anlaşılmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır Davacı tarafın tacir sıfatı bulunmadığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır. Hal böyle olunca, davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf talebi üzerine kamu düzenine göre yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmiştir....
Mahkemece; davacı tarafın rayiç bedel talebi kabul edilerek davanın tazminat bakımından kabulü ile, 24.050,07 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-) Dava, harici satım sözleşmesine dayalı alacağın sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca rayiç bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşme, resmi şekilde yapılmadığı için TMK'nun 706, TBK'nun 237. (BK.'nun 213), Tapu Kanununun 26. ve Noterlik Kanununun 60. maddeleri uyarınca hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz....


