Dosya içerisinde yer alan ve az yukarıda bahsi geçen 08.04.2019 tanzim tarihli harici satış sözleşmesi HMK'nin 202. maddesi kapsamında delil başlangıcı niteliğinde olup davalı savunmasını “tanık” dahil her türlü delille ispatlayabilir.Yargılama aşamasında dinlenen ve harici satış sözleşmesini şahit olarak imzalayan tanık ...’nun “ 2009 yılı Nisan ayının ilk haftasında sözleşme ve ibraname hazırladık, davacıdan randevu talep etmiştik, birlikte gittik, yanımızda ayrıca ...’dan başka bir arsa işi sebebiyle alacaklı olan.... da vardı, birlikte ...'ın ... tek katlı evine gittik, ... bana bir poşet içinde parayı verdi, yüz liralık 4 paket ile 50 liralık bir paket vardı, ben parayı saydım, 45.000,00 TL idi ve bu parayı ...'a elden teslim ettim, hatta borçlu olduğu yukarıda ismini saydığım... 3.000,00 TL vereceğini söyleyen Ruhi bu parayı da vermedi, kalan 23.000,00 TL için ...'...
B.. tarafından tesbit dosyasına "İş Sözleşmesi" başlıklı sözleşme ibraz edilmiştir. Anılan sözleşme sadece davacı iş sahibi İ.. P..'ın imzasını içermekte olup, yüklenicinin imzası bulunmamaktadır. Sözleşmede davacı İ.. P.. iş sahibi, davalı A.. B.. ise yüklenici olarak yeralmaktadır. Tesbit dosyasında yapılan keşif sırasında yüklenici tarafından sureti ibraz edilen "İş Sözleşmesi" başlıklı sözleşme davacı iş sahibi tarafından açılan temyize konu eldeki davada da 19.01.2009 tarihli delil listesine ekli olarak dosyaya sunulmuştur. Bu durumda iş sahibinin imzalı icabı niteliğindeki bu belgenin, davalı yüklenici tarafından inşaat işine başlanarak işin belli bir aşamaya kadar ifa edilmesi suretiyle kabul edilerek akdî ilişkinin bu sözleşme kapsamında kurulduğunun kabulü gerekir. Sözleşmede bedel rakamla 22.000,00 TL olarak gösterildiği halde yazı ile 22.750,00 TL olarak gösterilmiştir....
Davacı tarafından sözleşme kapsamında imal edildiği belirtilen ürünlerin hazır olup olmadığı ve nitelikleri tespit edilip incelenmek suretiyle ve teklifteki birim fiyatlarına ilişkin olarak bilirkişi tarafından yerinde tespit edildiği üzere 50 lik 19 paket toplam 950 adet masa takvimi 50 lik 16 paket toplam 800 adet masa sümeninin bulunuduğu, 26.12.2016 tarihinde yazılan iş teslim tutanağı ile 200 adet masa sümeni 60 adet masa takvimi önceden teslim edildiği ve toplamda iş siparişinin tamamının üretildiği, fatura bedellerinin rayice uygunluğuna ilişkin olarak ürünlerin fiyatlarının 2016 yılına uyumlu olduğu, 1000 adet masa takvimi faturasında yazan bedelin 2.895,00- TL olduğu ve 1000 adet masa sümeni faturasında belirtilen bedelin 3.750,00- TL olduğu, belirtilen fiyatların o günkü değerlerle teyit edildiği anlaşılmakla davalının Ankara ...İcra Müdürlüğünün ......
sözleşme bedelinin iadesi talebinin, sözleşmenin feshi iradesini de kapsadığını ve öncelikli edimini yerine getirmemesi sebebiyle davacının feshi haksız olup, bunun sonucu müvekkili yüklenicinin müspet zarar kapsamında kar kaybına uğradığından, yerleşik emsal yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere kesinti yöntemine göre müvekkilin "kar kaybı alacağının" sözleşme yabancı para cinsinden düzenlenmiş olduğundan ve safhalarda da bu şekilde talep olunduğundan, yabancı para cinsine göre hesaplattırılıp, karar tarihine göre TL karşılığının davacı alacağından düşülmek suretiyle, varsa iş sahibi alacağına hükmedilmesinin, müvekkilinin kar kaybı alacağının daha fazla olacağından davacının ödediği bedeli iadesi ile ilgili talep ve davasının reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu davacının fesihte haklı olduğu kabul edilerek, haklı olarak mahsubu talep edilen kar kaybı alacağı ile ilgli kesinti yöntemine uygun olarak bilirkişi incelemesi yaptırıp...
Taraflardan kimsenin gelmediği anlaşılmakla, evrak üzerinde işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde; taraflar arasında, 03.09.2008 tarihli, Cumhuriyet altını ile vadeli konut satış sözleşmesi aktedildiğini; davalının, 02.12.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirerek, ödediği bedelin iadesi için müvekili hakkında icra takibi başlattığını; takibin yersiz olduğunu, davalının edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek; Gebze 3. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5943 sayılı takip dosyası nedeniyle, müvekkilinin, davalıya borçlu olmadığının tespitine; ayrıca, icra takibi dosyasına ödenen 8.000 TL'nin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevabında; davanın reddini istemiştir....
itirazları ile davacı vekilinin temyiz itirazları ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Asıl dava davacısı vekilinin karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Yollanan ödemenin yazılı franchising sözleşmesi yapılacağı inancıyla gönderildiği karşı tarafın buna yanaşmadığı, --- yıl boyunca müvekkilinin kar elde ettiği iddiasında olan davalının --- yıl boyunca içecek grubu üzerinden ödenmesini gerektiğini belirttiği bedelleri ve diğer uğradığını iddia ettiği zararları neden talep etmediğini, davalının kötü niyetinin aşikar olduğunu belirterek arz ve izah edilen nedenlerle asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava hukuki niteliği itibariyle; ----- sözleşmesi kapsamında davalı yana gönderilen paranın sözleşmenin imzalanmaması sebebiyle iadesi gerektiği iddiasıyla başlatılan ------ icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir....
Sözleşme bu niteliği itibariyle eser sözleşmesi olup davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Eser sözleşmelerinde ana kural yüklenicinin işi sözleşme ve ekleri, iş sahibinin beklediği amaç ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiği ve bedele hak kazandığını, iş sahibi de bedeli ödediğini kanıtlamak zorundadır. Davacı eldeki davayı yüklenicinin sözleşme ile üstlendiği edimleri ifa etmediğini ileri sürerek ödediği bedelin 10.000,00 TL'lik kısmının iadesi için açmıştır. Alacağın tamamının tespit edilmesi mümkün olup belirsiz alacak davası açılması mümkün olmamakla birlikte davacı 10.000,00 TL'lik kısmın iadesini istediğinden davanın 6100 sayılı HMK'nın 130. maddesinde düzenlenen kısmi dava niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Davalı yüklenicinin sözleşmenin 3.6. maddesindeki edimini yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Davacı iş sahibinin 94.990,00 TL ödediği ihtilâfsızdır....
Petrol Ürünleri Tur. Nak. İnş. Taah. Tekel Ürn. Gıda San. ve Tic Ltd....
KARAR SAYILI KARARINDA ÖZETLE; "...Dava, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesine göre iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında 24/02/2016 tarihinde adi yazılı şekilde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında davacı alacı tarafından davalı satıcı şirkete 618.000,00 TL ödeme yapıldığı, satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın davacıya tapu devrinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri TBK'nın 29, Noterlik Kanunun 60/3 ve 89. maddeleri uyarınca resmi senet şeklinde düzenlenmesi ve noter huzurunda iki tarafça imzalanması suretiyle geçerlilik kazanır. Sözleşmenin şekil şartı kamu düzeni ile ilgili olup noter tarafından düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler geçersiz olup, geçersiz sözleşmeler uyarınca, taraflar sözleşme kapsamında birbirlerine verdiklerini her zaman geri isteyebilirler....


