Davacı, taşınmazın kendisinin kullanımında fındık bahçesi olduğunu iddia ederek, beyanlar hanesindeki eylemli orman şerhinin kaldırılarak, kendi kullanımında olduğu konusunda şerh verilmesi iskemiyle dava açmıştır. Mahkemece, Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine, Hazineye yönelik davanın kabulü ile taşınmazın bahçe niteliği ile Hazine adına tesciline, "taşınmazın tamamı eylemli orman haline dönüşmüştür" şerhinin iptali ile yerine "taşınmaz üzerindeki fındık ağaçları ... oğlu 1956 doğumlu ...'in kullanımındadır" şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir....
Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil ve orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili, ... Köyü 117 ada 1 parselin kısmen 2007 yılında yapılan ve 22.04.2008 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B çalışmasında Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını bildirerek, davalılar adlarına kayıtlı tapunun iptalini ve Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davanın davacıları ise, çekişmeli taşınmazın orman olmadığına ilişkin kesin hüküm bulunduğunu bildirerek, orman sınırlamasının iptaline ve 2/B şerhinin silinmesine karar verilmesini istemişlerdir....
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve (B) ile gösterilen 30775 m2’lik kısma ilişkin 14.12.1995 tarih 2351 sayılı komisyon kararının iptali ile bu kısım üzerindeki satılamaz şerhinin kaldırılmasına (A) ile gösterilen 16225 m2’lik kısma yönelik davanın reddine, 1856 nolu parsel davacıların murisi ... adına tapuda kayıtlı olduğundan tescil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi hükmüne göre 10 yıllık yasal süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davası niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 13.09.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır....
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra dava konusu 2144 parselin (A)=311717.44 m2 bölüm üzerindeki "orman tahdidi içindeki şerhin" kaldırılmasına, diğer taleplerle ilgili davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine vekili ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; orman kadastrosuna itiraz, tescil ve orman şerhinin iptali niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 01/07/1988 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır....
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacının iddiasını ancak, da davası niteliğinde olan orman kadastrosuna itiraz davasında ileri sürülebileceği, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen orman kadastrosuna itiraz sürelerinin somut olayda çoktan geçirildiği, eda davası açılacak yerde tesbit davası açılamayacağı; kaldı ki, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Yalova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/254-2003/401 sayılı ilamıyla çekişmeli taşınmazın 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, daha sonra 25.07.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon sırasındada orman sınırlarında bir değişiklik yapılmayarak orman sınırları içinde bırakıldığı belirlendiğine, orman sınırı içinde kalan taşınmaz hakkındaki tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonuç itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz...
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davacının iddiasına ancak, ede davası niteliğinde olan orman kadastrosuna itiraz davasında ileri sürülebileceği, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde öngörülen orman kadastrosuna itiraz sürelerinin somut olayda çoktan geçirildiği, eda davası açılacak yerde tesbit davası açılamayacağı, kaldı ki; Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Yalova Asliye Hukuk Mahkemesinin sayılı ilamıyla çekişmeli taşınmazın 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, daha sonra 25.07.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon sırasındada orman sınırlarında bir değişiklik yapılmayarak orman sınırları içinde bırakıldığı belirlendiğine, orman sınırı içinde kalan taşınmaz hakkındaki tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonuç itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, Hisareyn Beldesi 101 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tapuda kayıtlı olduğu halde, 1995 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında, orman alanı içine alındığını belirterek, sınırlamanın iptalini ve tapuda yazılı orman şerhinin silinmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir....
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve Orman Yönetiminin her zaman çekişmeli 958 sayılı parselin orman sınırları içinde kalan 2356 m2'lik bölümü hakkında tapu iptali ve tescil davası açabileceği gibi, davacı kişi de açacağı davada, kesinleşen orman sınırları içinde kalıp resmi belgelerin uygulanması sonucu da orman olduğu belirlenen bu bölümü ifrazen orman niteliği ile Hazine adına orman sınırı dışında kalan bölümün de orman şerhi olmadan kendisi üzerine bırakılmasını isteyebileceğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 03/07/2006 gününde oybirliği ile karar verildi....
Mahallesi 3935 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine konulan “orman sınırları içinde olup, tapu iptali tescil davası açılacaktır” şerhinin silinmesine, 2668 parselin Fen Bilirkişi ..., Orman Bilirkişiler ... ...ve ... tarafından ortak düzenlenen 11.07.2016 tarihli rapor ve ekindeki Ek-4 nolu krokide (A) ile işaretlenen 3.994,919 m2 yüzölçümlü kesiminin orman sınırları dışına çıkarılmasına şeklinde esas değiştirilmeden vekalet ücreti dava edilen kısmın değeri üzerinden belirlenerek karar verilmiş ve bu karar davalı ... Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca 10 yıl içinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve beyanlar hanesindeki orman şerhinin silinmesi isteklerine ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı ......
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde olmadığı belirlendiğinden tapu kaydı üzerine konulan “Orman sınırları içerisinde olup tapu iptali davası açılacaktır” şerhinin kaldırılmasına, tescil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve tapu kütüğüne konulan şerhin silinmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşıldığına göre yazılı biçimde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır....


