Köyünde bulunan '' ... ...'' mezarında yatan kişinin, anneanne olduğu ileri sürülen ... ve ...'den olma ... isimli kişiye ait nüfusa kayıtlı olduğu ...İli ... Köyünde mezarlık defterinde kaydının bulunması (mezar yeri tespit edilememiş olmakla birlikte) ve bu isimde ... Köyünde başkaca bir kişinin de olmaması karşısında, anneanne olduğu ileri sürülen ... isimli kişiye ait mezar yeri olduğu kayden saptanamadığından, fethi kabir ve dolayısıyla ... incelemesi de sağlıklı bir sonuç vermeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir. Dava,davacının anneannesinin ...Köyü nüfusuna kayıtlı ... olduğu ve ...'un ... ... olarak bilinen kişi olduğunun tespitine ilişkindir. Doğum tarihi kayda geçmemekle birlikte çok yaşlı olduğu için bizzat evinde dinlenen tanık ... Dağlı beyanında, ...'un dayısının eşi olduğunu, eşi ...'ın ölümünden sonra da dedesinin yanında yaşarken evlenerek ... Köyüne gittiğini, kiminle evlendiğini bilmediğini, ...'da akrabaları var diye duyunca gidip ...'...
"Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir." 4. 4721 sayılı Kanun’un 609 uncu maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. ” C. Değerlendirme Dosya kapsamından, uyuşmazlığın mirasın gerçek reddi istemine ilişkin olup mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili isteminin çekişmesiz yargı işlerinden olduğu, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesince sonuçlandırılması gerekmektedir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Kayseri 5....
Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir....
Nüfusta kayıtlı anne ve baba adının gerçeği yansıtmadığı ve bu nedenle gerçek anne ve baba adının yazılması istemiyle açılacak ve nüfusa kayıtlı bulunan hanenin de değiştirilmesi sonucunu doğuracak davalarda, esasen iki iddia bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, çocuğun kayden anne olan kadından değil, başka bir anneden doğduğu; ikincisi ise, kayden baba olarak gözüken kişinin genetik baba olmadığı iddiasıdır. Bu davada, kayden anne gözüken kişinin çocuğu doğurmadığı, genetik annenin başka bir kadın olduğunun tespit edilmesi halinde, yukarıda sözü edilen babalık karinesi aksi yönde işleyecek ve “genetik annenin kocası olmayan” kayden babanın, babalık sıfatı kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Mahkemece belirlenen genetik annenin, çocuğun doğduğu tarihte evli bulunduğunun anlaşılması halinde, TMK'nın 285. maddesinde yazılı babalık karinesi nedeniyle genetik annenin kocası olan erkek, kendiliğinden baba sıfatını kazanacaktır....
Aynı Kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1. maddeleri uyarınca, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz, ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur....
Ayrıça, dosyadaki nüfus kaydından anlaşıldığına göre Şile ... köyü cilt 16, hane 29'da nüfusa kayıtlı ... ...'nın ... adında bir kardeşi yoktur. ... kızı ... ve ... kızı ... kardeş olmakla birlikte annelerinin adı ... olup, bu isimde 348 parselin tescil dayanağı olan Zilhicce 1288 tarih 102 numaralı tapu kaydının iktisap sebebi ile örtüşmemektedir. Bu durumda mahkemece, öncelikle davacı ile tapu maliki ...'ın irsi ilişkisini gösteren veraset ilamı veya aile nüfus kayıt tablosunun temin edilerek irsi ilişki ispat edilmediği takdirde aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi, sözü edilen irsi bağlantının kurulması halinde, dava konusu olan 348 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı ile, davacılara sorulacak bilgi doğrultusunda isimlerinin düzeltilmesi istenen ... ve ...'nin babaları ile ...'ın babası ...'in kardeş olup olmadıklarını gösterecek biçimde ... ve ...'...
Hal böyle olunca; tescile esas alınan ilamda adı geçen ... yönünden bir araştırma yapılması, tapu kaydında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin olup olmadığı hususunun nüfus müdürlüğünden sorulması, tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tadavülleri ile birlikte, kadastro tutanakları tespit ve tescile esas alınan tüm dayanaklarının getirtilmesi, taşınmazın tasarruf durumunun araştırılması, kayıt maliki olduğu iddia olunan kişinin nüfusa kayıtlı olmadığının anlaşılması halinde çoğun içinde azıda vardır kuralı gereği tespit hükmü kurulacağı da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazının açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 14.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK'nin 11.02.1998 tarihli ve 2-87/77 sayılı kararı). Soybağının reddi davası ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Soybağının reddinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir....
Nüfusta kayıtlı anne ve baba adının gerçeği yansıtmadığı ve bu nedenle gerçek anne ve baba adının yazılması istemiyle açılacak ve nüfusa kayıtlı bulunan hanenin de değiştirilmesi sonucunu doğuracak davalarda, esasen iki iddia bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, çocuğun kayden anne olan kadından değil, başka bir anneden doğduğu; ikincisi ise, kayden baba olarak gözüken kişinin genetik baba olmadığı ididasıdır. Bu davada, kayden anne gözüken kişinin çocuğu doğurmadığı, genetik annenin başka bir kadın olduğunun tespit edilmesi h...nde, yukarıda sözü edilen babalık karinesi aksi yönde işleyecek ve “genetik annenin kocası olmayan” kayden babanın babalık sıfatı, aksine bir iddia bulunmadığı takdirde, ortadan kalkacaktır. Mahkemece belirlenen genetik annenin, çocuğun doğduğu tarihte evli bulunduğunun anlaşılması h...nde, TMK'nın 285. maddesinde yazılı babalık karinesi nedeniyle genetik annenin kocası olan erkek, baba sıfatını kazanacaktır....
Bu çelişkilerin giderilmesi için dava konusu parsellere tapulama tespiti sırasında uygulanan dayanak kayıtları ve tescili hükmen oluşan parsellerin de hüküm dosyaları incelenmeli, gerekir ise tapu tesbit maliklerinden kişiler dinlenmeli, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve mahalli bilirkişileri de taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenerek tapuda kayıtlı kişi ile isim tashihi istenen kişinin aynı kişi olup olmadığını tespit etmek suretiyle, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.2.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi....


