"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili, dava dilekçesinde davacının nüfus kütüğüne kayıtlı olan ...'un davacının kızı olmadığını ve davacının hiç doğum yapmadığını bildirerek bu kaydın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava dilekçesinde, davacı vekili, müvekkili davacı ...'un 22.12.1947 yılında ... ile evlendiğini, evlilik dönemi içerisinde çocuklarının olmadığını ...'un ölümü üzerine davacının 1.1.1954 doğumlu ... adıyla 9.6.1957 tarihinde müşterek çocukları olarak nüfusa tescil edildiğini öğrendiğini, gerçekte böyle bir çocuğun olmadığını ileri sürerek ...'un nüfus kütüğündeki kaydının silinmesini istemiştir....
Bütün bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde nüfus kütüğünde kayıtlı bir kişinin ölüm kaydı kütüklere işlenmedikçe veya Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kişinin ölmüş olduğu belirlenmiş olmadıkça dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemesince kişinin sağ olduğunun kabul edilmesi gerekir. Nüfus Müdürlüklerince ölüm araştırması yapılması ve buna ilişkin açıklama yazılarak kütükteki kaydın kapatılmış olması bu olguyu değiştirmez. Somut olaya gelince, miras bırakan Mustafa Kaya'nın 2007 yılında çocuksuz olarak öldüğü, eşi Sultan'ın da muristen evvel öldüğü, murisin alt soyunun bulunmaması sebebiyle 2.zümredeki mirasçıları olan babasının muristen evvel 1955 yılında öldüğü, annesi 1880 doğumlu .... hakkında da ölüm araştırmasının yapılması sebebiyle kaydının kapatıldığı, murisin kayden başkaca mirasçısının bulunmadığı görülmektedir. Kolluk tarafından murisin nüfusa kayıtlı olduğu ......
Bütün bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde nüfus kütüğünde kayıtlı bir kişinin ölüm kaydı kütüklere işlenmedikçe veya Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kişinin ölmüş olduğu belirlenmiş olmadıkça dar yetkili Sulh Hukuk Mahkemesince kişinin sağ olduğunun kabul edilmesi gerekir. Nüfus Müdürlüklerince ölüm araştırması yapılması ve buna ilişkin açıklama yazılarak kütükteki kaydın kapatılmış olması bu olguyu değiştirmez. Somut olaya gelince, davacı tarafından ......... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan tapu iptal ve tescil davasında verilen yetki uyarınca miras bırakan ...........'in mirasçılık belgesinin verilmesi istemiyle dava açılmıştır. Dosya içeriğinde toplanan delillerden miras bırakan ....... İli, ..... İlçesi, ...... Mahallesi Cilt ....., Hane 1790'da nüfusa kayıtlı .......... ve ..........'den olma ...........'...
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar dava dilekçesinde, müşterek çocuklarının çevresinde "..." adıyla tanınmasına karşın nüfus kütüğüne "..." olarak kaydedildiğini ileri sürerek, tanınıp bilindiği adının, nüfus kayıtlarında yer almasını temin için Jansere olan adının iptali ile ... olarak nüfusa kayıt ve tescilini istemiş, mahkemece Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğü ile Türk Dil Kurumu Kişi Adları Sözlüğünde yapılan incelemede Türkçe'de ... ve ... şeklinde ad kullanımı olmadığının bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar müşterek çocuklarının Jansere olan adının Janserey olarak düzeltilmesi için haklı nedeni bulunduğunu ileri sürmüştür. 5490 sayılı Nüfus Kanunu'nda ve gerekse yürürlükteki diğer yasalarda kişinin, almak istediği adın herhangi bir anlamının olması gerekmemektedir....
ın Nüfus müdürlüğüne başvurarak nüfusa kayıtlı olmayan bir kızı olduğunu ve kayıt yapacağını beyan ettiği ve 14/05/2009 tarihli sahte doğum bildirimi, nüfus cüzdanı talep belgesi ve yaş tespit formu ile kızı...'yi 1992 doğumlu ... olarak 14.05.2009 tarihinde nüfusa tescilini sağlayıp nüfus cüzdanı aldığı iddia ve kabul edilen somut olayda; 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 31. maddesinde "Şehir ve kasabalarda 24/04/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu gereği defin ruhsatı vermeye yetkili olanlar ile köylerde, varsa resmi tabip veya sağlık kuruluşu yetkilileri, yoksa köy muhtarları tarafından olayın meydana geldiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde nüfus müdürlüğüne bildirileceğine" dair amir hüküm bulunduğu, suça konu MERNİS ölüm tutanağında ölüm yeri olarak Suruç ilçesi yazmasına rağmen onaylayan yetkilinin yukarıda bahsi geçen Kanun maddesi uyarınca yetkisi olmayan ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2009 gün 2009/2 sayılı davanamesi ile nüfus kaydının düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davada taraf olmayan ... adlı kişinin ihbarı üzerine Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 27.02.2009 gün 2009/2 sayılı davanamesi ile nüfusta davalılar ... ve ... çocuğu olarak kayıtlı bulunan davalı ...'...
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- “Mülkiyet hakkının tescili” başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibarettir. Görülüyor ki; bunların arasında malikin nüfusa kayıtlı olduğu yer ve anne adı yer almamıştır. Dolayısıyla tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgilerinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez. Şayet tapunun tesciline dayanak yapılan işlemde düzeltmeyi gerektirir bir hata yapılmışsa, bu hata tüzüğün 87. maddesi uyarınca ilgilisinin başvurusu üzerine o maddedeki konular araştırılarak idarece düzeltilmelidir....
Merkez Yeşilyayla köyü cilt 115, hane 49 da nüfusa kayıtlı ... ve ...’den olma 1.3.1941 D.lu)” kelimelerinin çıkartılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve değiştirilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 01.06.2009 tarihinde oy birliği ile karar verildi ....
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacıların babası olduğu nüfus kaydından anlaşılan ...'in, ... adındaki kadınla olan evliliğinden ..., ..., ..., ..., ... ve ... adında çocuklarının dünyaya geldiği, ...'in ... adındaki kadınla olan ilişkisinden ... (...) ...'un 1940 yılında doğduğu, ancak, yukarıda da belirtildiği gibi bu kişinin de ... ve ...'nin çocuğu olarak nüfus kütüğüne kayıt edildiği, daha sonra ...'nin 1909 doğumlu ... ... ile evlendiği ve bu evlilikten de ..., ..., ... ile ...'ın dünyaya geldiği bu durumu kanıtlayan nüfus kayıtlarının bir bölümünün dosyada bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, tarafların iddialarının kanıtlanması bakımından, dava dilekçelerinde göstermiş oldukları tüm deliller toplanıp, konuya ilişkin belgeler ilgili kurumlardan getirtilip, gerektiğinde dilekçede sözü edilen tanıklar da dinlenip oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, ... ...'ün ...'le olan evliliğinden dünyaya gelen ... ...'...
Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın, kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için, böyle bir durumda çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak dava, soybağının reddi davası değil, yanlış kaydın düzeltilmesi amacına yönelik kayıt düzeltme davasıdır (TMK m. 39). Örneğin kocanın eşi dışında bir başka kadın tarafından doğrulan çocuğu, eşinden doğmuş gibi nüfus kütüğüne kaydettirmesi ya da evliliğin sona ermesinden üçyüz gün geçtikten sonra doğan çocuğun üçyüz günlük süre içinde doğmuş gibi nüfusa kaydettirilmesi hallerinde durum böyledir. Nüfus kayıt düzeltmesi davalarına gelince: Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi, “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davalarının konusunu oluşturur....


