'nun anne-baba-kardeş ve çocuklarını gösterir nüfus aile kaydı getirtilerek, davacının muris annesinin ölüm tarihi ile kadastro tutanağındaki tespit malikinin ölüm tarihi arasında ortaya çıkan çelişkili durumun giderilmesini sağlamak olmalıdır. Bu araştırmalardan sonra gerekirse mahallinde keşif de yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda yazılan nedenlerle, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Mahkemece yapılan nüfus araştırması sonucunda ise, ... mahallesi, C:47, H:43, BSN:2’de nüfusa kayıtlı ve tapu kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip 1874 doğumlu olup, 1932 yılında vefat eden “... oğlu, ... ...”’ın bulunduğu anlaşılmıştır. Bütün bu saptamalardan sonra mahkemece tapu kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip “... oğlu, ... ...”’ın, anne-baba-kardeş ve çocuklarını gösterir nüfus aile kaydı ile varsa naklen geldiği yere ait nüfus kaydı getirtilmeli, tapulama tutanağına itiraz eden ... oğlu, ...’un davacı olup olmadığı araştırılmalı ve dayanak 1944 tarihli tapu kaydında, ... muhaciri olan kayıt malikinin “efradı ailesine” taşınmazın tahsis ve temlik edilmiş olduğu da nazara alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, keşif yapılarak tanıklar ve tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek bir karar verilmesi gerekir....
Somut olayda iki farklı hanede doğumla kaydedilen aile hanesi ile evlenmekle tecsil edilen evlilik hanesi arasında bağ bulunmayan kişinin aynı kişi olduğunun tespiti istenilmekle; nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında, davanın mahiyeti gereği kamu düzeni ile yakından ilgili bulunması sebebiyle, hakimin istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğundan, mahkemece taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip, evlenme cüzdanı, ilgili evlendirme dairesinden evliliğin tesciline ilişkin tüm belgelerin ve evlilik hanesindeki kaydın tesciline ilişkin tüm belgelerin getirtilerek tanık beyanları ve diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ... ve ...'ın aynı kişi olduğunun tespiti ile ...'...
de sonuç alınamadığını, davacı ve davalı kardeş olup hisse devrine ilişkin vaad ve taraflar arasındaki hissedarlar sözleşmesinin HMK'nın 203. maddesi uyarınca tanıkla ispat edilebileceğini belirterek, davalı şirketin %16,6 hissesinin müvekkiline ait olduğunun tespiti ile bu hissenin karşılığının davalılardan tahsiline, davalı şirket ile davalı ...'...
Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirildiği söz konusudur. (HGK 30.01.2008 tarihli ve 2008/2-36-47 sayılı kararı) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, 4787 sayılı Kanunun 4'ncü maddesi kapsamı dışında olup, aile mahkemelerinin görevine girmez. Asliye hukuk mahkemelerinin görev alanına giren nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarında, Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi gereği, nüfus müdürü veya memurunun bulunması ve kararın onların önünde verilmesi zorunludur. Somut olayda dava, ...'ın İsmail Aktaş ve Zeliha Aktaş çocuğu olarak gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kaydının iptali ile gerçek annesinin ..., gerçek babasının da ... olduğunun tespiti ve buna uygun olarak nüfus kaydının düzeltilmesi istemlerine ilişkindir. Yukarıda gösterilen açıklamalar dikkate alındığında; anne ile çocuk arasında soybağı doğum ile kurulacağından ve ...'...
CEVAP 1.Davalı ... vekili duruşmalardaki beyanlarında özetle; nüfus kayıtları ile ispat edilmiş mirasçılık belgesinin mevcut olduğunu, nüfus kayıtlarının aksine olan tanık beyanlarını kabul etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. 2. Dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına karşın diğer davalılar herhangi bir savunma ileri sürmemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi, davacıların murisi ...'ın baba adının "...." anne adının "....." olduğu, nüfus kayıtlarına göre ... ve ... ile kardeş olduklarının doğrulanamadığı, muris ... ile aralarında mirasçılık ilişkisi kurulamadığı gerekçesiyle karar vermiştir. IV. İSTİNAF A....
Reddine, Davacının S..E.. hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; Her ne kadar Nüfus Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazda paydaş olan S..E..'ın nüfus kaydının olmadığı ve zabıta araştırmasında ise taşınmazın bulunduğu yerde tanınmadığı saptanmış ise de taşınmaz hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davasının yapılan yargılaması sonucunda paydaş Siropi'nin paylarının 3. kişilere satış yoluyla devredildiği öteyandan TMK'nin 588. maddesi kapsamında gazetede verilen ilan sonucunda A..E..'ın duruşmaya katılımı sağlandığı, kadastro tespit tutanağının edinme sebebine göre (Karabet oğlu) Siropi ve Avidis'in kardeş oldukları açıktır. Hal böyle olunca; Develi Sulh Hukuk Mahkemesinin 1990/67 Esas, 1991/202 Karar sayılı, ortaklığın giderilmesi dava dosyası ve devamında satış dosyalarında paydaş S..i E..'...
in aynı kişi olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava dilekçesinde, ... İlindeki nüfus kayıtlarında ..., ... İlinde ise ... ad ve soyadı ile kayıtlı kişilerin davacının amcası olduğu bildirilerek her ikisinin de aynı kişi olduklarının tespiti istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, farklı hanelerde nüfusa kayıtlı kişilerin aynı kişi olduğunun tespiti istemine yönelik olup nüfus kaydının düzeltilmesine esas oluşturmaktadır....
in davalıların çocuğu olduğunun tespiti ile nüfus kayıtlarının buna göre düzeltilmesini talep etmişlerdir. Bu türden yanlış ve yanıltıcı beyan ve işlemle yasaya aykırı olarak yapılan kayıtların düzeltilmesinin nüfus kaydının düzeltilmesi davası olduğu ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu açıktır. ( ... 2013/18-354 E. 2013/1554 K. 13.11.2013 T.) Dava bu niteliğiyle bir nesep davası olmayıp hatalı yapılan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkindir. 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. Maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesine yönelik olan ve Türk Medeni Kanununun 282 ve devamı maddelerinde düzenlenen soybağı kurulmasıyla ilgisi bulunmayan davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.'nın 21. ve 22. maddeleri gereğince ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 09.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi....
ın ölü olduğunun ve ölüm tarihinin tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava dilekçesinde, ...'ın ölü olduğunun ve ölüm tarihinin tespiti istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan ve yargılama aşamasında nüfus müdürlüğünce 01.11.2011 tarihinde verilen nüfus kayıt örneğine göre Çubuk İlçe Emniyet Müdürlüğünün 14.09.2011 tarih ve 1363 sayılı ölüm tahkikat evrakına istinaden ...'ın ölüm tarihinin 28.02.1997 olarak nüfus kaydına işlenmesi karşısında konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir....


