Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre; adli sicil kaydından çıkarılarak arşiv kaydına alındığı anlaşılan ilama ilişkin adli sicil arşiv kaydı ile ilgili olarak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6290 sayılı Kanun’la değişik geçici 2/3. maddesi gereğince 11/04/2012 tarihinden itibaren bu tür kayıtların şartları oluştuğu takdirde Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinebileceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesindeisabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yerel mahkemenin 04.10.1995 gün ve 1995/ 572 - 888 sayılı kararı ile 765 Sayılı TCK'nın 49l/3, 522 ve 647/6. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilen ve adli sicil kaydı silinerek, mahkûmiyet kaydı arşive alınan hükümlü ...’in 26.10.2015 tarihli dilekçesi ile... 15....
Sözleşmesi imzalandığını, davalı borçlunun sözleşme imzalanması sonrasında müvekkilinden borç para istediğini, müvekkilinin de muhtelif tarihlerde 1.085.000,00 TL ve 75.000,00 USD tutarında para gönderdiğini, davalıdan 1.234.914,00 TL tutarında alacaklarının bulunduğunu, davalının sözleşme ile ilgili edimlerini yerine getirmediğinden 22.03.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini ve anapara alacağının iadesi için icra takibine geçildiğini, davalının itirazı ile takibi durdurduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşmenin taraflar arasında imzalanmayıp dava ........
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkındaki mahkumiyet kararında hak kısıtlayıcı bir yasa maddesi uygulanmadığından bahisle talebin reddine karar verilmiş ise de, hak yoksunluğu kavramına adli sicil sorgulama sonucunda kayıt bulunması hali de dahil olduğu cihetle, talebin kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yerel mahkemenin 15.07.2004 gün ve 2004/ 871-1178 sayılı kararı ile 765 Sayılı TCK'nın 49l/ilk, 522, 59/2, 647/4-6. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilen ve adli sicil kaydı silinerek, mahkûmiyet kaydı arşive alınan hükümlü ... 22.01.2014 tarihli dilekçesi ile ... 1....
Mahkemece iddia , savunma ile deliller tartışılmamış, davanın sendikal nedenle kabulünün gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamış, sadece işveren tarafından fesih bildiriminde bildirilen hususlar kesin,inandırıcı ve yeterli bulunmamıştır şeklindeki gerekçe ile yetinilmiştir. Mahkemenin kararı T.C. Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımamaktadır. Kararın gerekçesiz olması adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda davacının eksik tüketim bedelinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulü ile davacının icra takibi ve dayanağı nedeniyle 2.887,50 TL borçlu olmadığının tespitine, (davacının 12.474,84 TL borçlu olduğuna,), davalıya ödemiş olduğu 15.362,34 TL'den borçlu olduğu belirlenen kısmın düşülmesi ile fazla yatırılan 2.887,50 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, itiraz nedeni ile durdurulan takibe dayalı haricen tahsil edilen 2.484,89 TL nin (tahsil harcı, icra gideri, vekalet ücreti, icra sonrası faiz ve KDV toplamı) dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine ve karşılıklı tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin...
Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak oy birliği ile 14.05.2015 gününde karar verildi...
Bu durumda mahkemece teslim edilen 7 adet kapının kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması, diğerlerinin de bedeline hak kazanıldığının ve iş sahibinin temerrüdünün gerçekleştiğinin ispatlanamaması sebebi ile 7 adet kapının davalıya iadesi koşuluyla davadaki peşin ödemenin istirdadı ve çekle ilgili menfi tespit (çek iptâli) taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu ve davalının karşı davası da bulunmadığı halde tahsil ve kısmen iptâl kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur....
(X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Kararda Bulunacak Hususlar'' başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hükmün kararda belirtileceği; ''Temyiz İncelenmesi Üzerine Verilecek Kararlar'' başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde ise, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması durumu, Mahkeme kararının bozulması nedeni olarak gösterilmiştir. Davacının temyiz talebinin incelenmesinden, yalnızca, temyize konu kararda tek vekalet ücretine hükmedilmesine karşı itirazlarının bulunduğu anlaşıldığından, bu yönüyle, davacı tarafından temyiz talebinde bulunulmadığı halde dosyanın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmesi yolunda Dairemizce verilen bozma kararının davalı idare aleyhine bozma yasağı kapsamında olduğu sonucuna varıldığından, tarafların temyiz istemlerinin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum....
Sanık hakkında bozma öncesi kurulan hükmün kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil etmediği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. III....
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....


