Boşanma kararının kesinleştiği tarih (08.12.2011) ile artırım davasının açıldığı tarih (15.09.2014) arasında yaklaşık 3 yıla yakın bir süre geçtiği, bu süreçte müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artmış olduğunun açık olması karşısında, iştirak nafakasının TMK 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesine uygun bir şekilde artırımına gidilmesi gerekmektedir. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, iştirak nafakasının artırımına yönelik talebin reddedilmesi, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamıştır. Bu nedenle mahkemece, müşterek çocuğun ihtiyaçlarındaki değişim ve davalının gelir durumu gözetilerek hakkkaniyete uygun şekilde nafakanın bir miktar artırımına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki asıl davada yoksulluk nafakasının artırılması, karşı davada yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, asıl davada ... .... Asliye ... Mahkemesinin 2002/36 e 2002/354 k sayılı ilamı ile 250,00 TL yoksulluk nafakası takdir edildiğini, ...'da zor şartlar altında yaşadığını, gelirinin olmadığını, ihtiyaçlarını karşılayamadığını, mevcut nafakanın yetersiz olduğunu belirterek; aylık ....250,00 TL'ye çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile, ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.01.2013 tarih, 2012/381 esas 2013/13 karar sayılı dosyasında davacı kadın lehine hükmedilen aylık 259,08 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren aylık 305,00 TL ye arttırılmasına, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazları dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) Dava; nafaka artırım talebine ilişkindir....
Davalı taraf cevap ve karşı dava dilekçesinde; nafakaların kaldırılma şartlarının oluşmadığını, bununla birlikte kendisinin ve müşterek çocuğun ihtiyaçlarının geçen zaman içerisinde arttığını ve boşanma davasında hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakasının yetersiz kaldığını belirterek; davacı-karşı davalının isteminin reddi ile yoksulluk nafakasının ayık 350 TL'den 500 TL'ye, iştirak nafakasının ise aylık 150 TL'den 250 TL'ye yükseltilmesini talep etmiştir....
Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde; mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmakla 23.02.2017 tarihli bozma ilam gereği yerine getirilecek şekilde davacı ... yönünden boşanma davasında hükmedilen yoksulluk nafakası kararının kesinleşme tarihi olan 21.03.2013 tarihinden eldeki artırım davasının açıldığı 11.05.2015 tarihine kadar aradan yaklaşık 2 yıl 2 aylık süre geçtiği gözetilerek tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayımladığı ÜFE (TEFE) artış oranı nazara alınarak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu oranda artırıma karar verilmesi gerekirken, mahkemece davacı lehine ÜFE (TEFE) artış oranının üzerinde olacak şekilde 190,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir....
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları yardım nafakasının niteliği, davalının gelir durumu, davacının sağlık sorunlarının bulunması, tedavisinin devam etmesi, eğitimine açık lisede devam ediyor olması ve özellikle de .... Mahkemesi'nin ....Karar sayılı 24.01.2013 tarihli iştirak nafakası artırım davasında davacı için aylık 10,00 TL'lik iştirak nafakasının aylık 250,00 TL'ye yükseltilmiş olması da nazara alındığında davacı lehine hükmedilen nafaka miktarı az olup, Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir. Bu itibarla, davacı tarafın temyiz itirazları yerinde görülerek hükmün bozulması gerekmiştir. O halde, mahkemece yapılacak iş; davacının giderleriyle, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı şekilde, hakkaniyet ilkesi de gözetilerek daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....
Somut olayda, önceki nafakanın 20.07.2010 tarihinden itibaren geçerli olarak hükmedildiği ve aradan bir yıl geçtikten sonra nafaka artırım davası açıldığı anlaşılmakla, davacı tarafın ihtiyaçlarının artması, ülke ekonomisindeki gelişmeler, paranın satın alma gücünün azalması hususları gözönünde bulundurularak, TMK'nın 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilip az da olsa nafaka miktarı artırılarak hüküm kurulması gerekirken, nafaka artırım talebinin tümüyle reddi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakasının TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; en son Tavşanlı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2008/17 Esas ve 2008/52 Karar sayılı dosyasında yoksulluk nafakasının artırılması davası görüldüğü ve davacı Selma için ödenmekte olan 135,00 TL yoksulluk nafakasının 160,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden taraflar arasında bu davadan sonra görülen bir nafaka artırım davası da bulunmadığı anlaşılmıştır....
Mahkemece, yoksulluk ve iştirak nafakasının hakkaniyete uygun olarak davalının boşandıktan sonra gelirinde oluşan büyük artış nedeniyle TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmadığı, daha fazla artırım yapıldığı tespit edilmiş ise de dosya içerisinde bulunan davalının sosyal ve ekonomik durum araştırmasının tam olarak gerçeği yansıtmadığı, araştırmada bilgisindan yararlanılan kişilerin kim oldukları anlaşılmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca mahkemece, davalının sosyal ekonomik durumunun kolluk aracılığıyla, tam olarak tespit edilmesi, söz konusu bölgede bulunan benzer işletmelerin gelirlerininde araştırılarak, gerekirse işletmenin vergi kayıtları da getirtilerek sonucu dairesinde yoksulluk ve iştirak nafakası takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
aylık 3.500,00 TL'den 300,00 TL'ye, iştirak nafakasının herbir çocuk için ayrı ayrı aylık 3.000,00 TL'den 200,00 TL'ye indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir....


