lehine aylık 1000'er TL iştirak nafakasına hükmedildiğini,aradan geçen zamanda takdir edilen nafakaların ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını ileri sürerek; iştirak nafakasının her bir müşterek çocuk için 5.000 TL'ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ,davanın reddini istemiştir.Mahkemece ;davanın kısmen kabulü ile, müşterek çocuk ... ve ... lehine aylık 1000'er TL iştirak nafakasının her bir çocuk için 200 TL artırlarak aylık 1.200 TL ye yükseltilmesine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir....
Tüm bu maddeler doğrultusunda, mahkemece, iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; davalı babanın infaz koruma memuru olduğu, 2.600 TL gelir elde ettiği, lojmanda oturduğu, bekar yaşadığı, davacı annenin ise, ev hanımı olduğu, geçimini yeni eşinin sağladığı, müşterek çocuğun 2006 doğumlu ve 4. sınıf öğrencisi oldukları, iştirak nafakasının daha önce artırılmadığı, eldeki davanın 25.02.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaç düzeyine göre; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az bulunmuş, bu konu hakkaniyet ilkesine aykırı görülmüş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ÇAYIRALAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/11/2014 NUMARASI : 2013/33-2014/174 Taraflar arasındaki nafakanın artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 2012 yılında boşandıklarını, boşanma kararı ile davacı (kadın) lehine hükmolunan yoksulluk nafakasının zorunlu ihtiyaçlarını karşılamada dahi yetersiz kaldığını, düzenli şekilde ödenmediğini belirterek aylık 200 TL olan yoksulluk nafakasının aylık 700 TL olarak artırımını talep ve dava etmiştir....
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacı için takdir edilen 250 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren 150 TL artırılarak 400 TL, müşterek çocuk için takdir edilen 250 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren 150 TL artırılarak 400 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş, sözkonusu karar davalı tarafıca temyiz edilmiştir. 1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının iştirak nafakasına ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine, yoksulluk nafakası yönünden ise; 2-)TMK'nun 175.maddesine göre; ''Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.'' TMK'nun 176/4. maddesine göre de; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir....
Hüküm, davacı vekilince; artırılan miktarın az olması, ÜFE/TÜFE oranında artırım talep edilmesine rağmen bu hususta karar verilmemesi ve yargılama giderleri bakımından temyiz edilmiştir. Dava, daha önce hükmedilen tebdir nafakasının artırılması talebine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 197.maddesine göre, ayrı yaşamakta hakkı olan eş diğer eşten tedbir nafakası isteminde bulunabilir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenlemeler gereği eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında katılmak zorundadırlar (TMK.madde 186/son). Bu bağlamda; tedbir nafakası miktarı tayin edilirken, birliğin giderlerine katılmada eşlerin "ekonomik güçleri" ile müşterek yaşam sırasında davalının eş ve çocuklarına sağlamış olduğu yaşam düzeyi dikkate alınmalı, hakim; eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyelerinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir....
(TMK.md.176/son) Bu düzenleme dikkate alınmaksızın, hükmedilen yoksulluk nafakasına dava tarihinden başlayacak şekilde artırım uygulanması doğru değildir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. (HUMK.md.438/7) SONUÇ:Temyize konu hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının 4. bendindeki "taktir edilen yoksulluk nafakasının dava tarihinden bir yıl sonra..." sözlerinin hükümden çıkarılmasına yerine "taktir edilen yoksulluk nafakasına kararın kesinleşme tarihinden bir yıl sonra.." sözlerinin yazılmasına hükmün bu bölümünün düzeltilmiş şekliyle temyize konu diğer hususların ise yukarıda 1.bentte açıklanan sebeplerle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 14.12.2009 (Pzt.)...
Davada, daha önce müşterek çocuk için hükmedilen 250,00 TL iştirak nafakasının yetersiz kaldığı ileri sürülerek 500,00 TL'ye artırılması istenilmiş; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. TMK.nun 331.maddesinde; "Durumun değişmesi halinde hakim, istek halinde nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır" düzenlemesi bulunmaktadır. Söz konusu yasal düzenleme gereğince, nafaka miktarının yeniden belirlenebilmesi için tarafların gelirlerinde veya küçüğün ihtiyaçlarında artış olması hali yeterli olup artırım istemli dava açılabilir. Somut olayda; küçüğün yaşı, eğitim düzeyi ve özellikle üniversite sınavlarına hazırlanıyor olması nedeniyle davalı babanın geliri de gözetilerek uygun miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde düşük miktarda nafakaya hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirir....
AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 16/10/2014 NUMARASI : 2014/342-2014/688 Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı dilekçesinde; davalı ile Elazığ 1.Aile Mahkemesi'nin 02.05.2013 tarih 2012/636 E. 2013/388 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma neticesinde lehine aylık 300 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, 2013 yılında hükmedilen aylık 300 TL'lik yoksulluk nafakasının sosyal ve ekonomik koşulların değişmesine bağlı olarak artırılması gerektiğini, davalının ekonomik durumundaki düzelme, paranın alım gücündeki düşüş nazara alınarak aylık 300 TL olan yoksulluk nafakasının 600 TL'ye yükseltilmesini ve sonraki yıllardaki artış oranının da TEFE-ÜFE endekslerine göre belirlenmesini talep...
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, tarafların müşterek çocuğu Tugay için hükmedilen aylık 100 TL'lik iştirak nafakasının aylık 48 TL artışla tahsilde tekerrüre sebep olmayacak şekilde dava tarihinden itibaren aylık 148 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Dava, iştirak nafakasının artırılması talebine ilişkindir. TMK.'nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür....
Boşanma kararının kesinleştiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında bir yıldan fazla süre geçtiği, bu süreçte müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artmış olduğunun açık olması karşısında, iştirak nafakasının TMK 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesine uygun bir şekilde artırımına gidilmesi gerekmektedir. O halde mahkemece, iştirak nafakasının niteliği, müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı göz önünde bulundurularak, nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu ile orantılı olarak, TMK'nun 4.maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesine uygun bir şekilde nafakanın artırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....


