Somut olayda, taraflar 25.05.2009 tarihli ilamla boşanmış, 2008 doğumlu müşterek çocuğun velayeti anneye verilmiş, çocuk için 750,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş ve eldeki artırım davası 01.10.2013 günü açılmış olup, geçen süreçte, müşterek çocuğun yaşının büyüdüğü, ihtiyaçlarının arttığı, paranın alım gücünün azaldığı, ödenmekte olan nafakanın çocuğun ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığı açıktır. Mahkemece yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırması neticesinde; davacı kadının bir bankada müdür yardımcısı olarak çalıştığı, çocuğu ile birlikte yaşadığı, davalının ise inşaat mühendisi olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece; çocuğun ihtiyaçları ve davalı babanın ekonomik ve sosyal durumu etraflıca araştırılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir....
Yasada nafakanın yeniden belirlenebilmesi için belli bir zamanın geçmesi aranmamıştır. Buna göre mahkemece iradın arttırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı zorunlu kılması gerekmektedir. Artırım davasında; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle mahkeme, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde nafakayı artırmalıdır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır....
Ancak, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, davacının talebi,nafakanın niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile DİE'nin yayınladığı TEFE(ÜFE) artış oranı nazara alındığında takdir edilen miktar çok olup, TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmamış ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1/1.fıkrasından “aylık 50,00 TL olan iştirak nafakasının reşit olduğu tarihe kadar aylık 150,00 TL artırım ile aylık 200,00 TL olarak" ifadesi çıkartılarak yerine “aylık 50,00 TL olan iştirak nafakasının reşit olduğu tarihe kadar aylık 100,00 TL artırım ile aylık 150,00 TL olarak" ifadesi yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 18,50 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 8.7.2010 günü oybirliğiyle karar verildi....
Asıl dava, yoksulluk ve iştirak nafakası artırımı, karşı dava nafaka indirimi davasıdır. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalı/karşı davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 9. maddesi uyarınca hükmedilen nafakanın (ya da artırım davalarında hükmedilen artış miktarının) bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin 3. kısmı uyarınca hesaplanacak miktarın tamamına avukatlık ücreti olarak hükmolunacağı, bu miktarın Tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamayacağı düzenlenmesi yer almaktadır....
CEVAP Davalı-davacı kadın vekili cevap ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; tarafların zina sebebiyle boşanmalarma, kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin sadakatsizlik ve şiddetli geçimsizlik sebebiyle temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, davalı- davacı lehine 150.000,00 TL maddî ve 150.000,00 TL manevî tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hükmedilmesine, davacı-davalı erkekten aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasının kadın lehine dava tarihinden itibaren alınmasına, boşanma halinde bunun yoksulluk nafakası olarak devamına ve belirlenecek nafakanın artırım davasına gerek olmaksızın her nafaka dönem yılı bitiminde uygulanmak üzere her yıl TUİK'in belirlediği TÜFE oranından aşağı olmamak üzere kendiliğinden artış uygulanarak ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III....
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tarafların boşanmalarına ilişkin hükümde kadın yararına aylık 450,00 TL yoksulluk nafakası tayin ve takdirine, nafakanın her yıl ÜFE oranında arttırılmasına karar verilmiş, verilen bu karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Mahkemece, dava tarihindeki şartlara göre; yoksulluk nafakasına hükmedilen tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre dikkate alınarak artırım yapılması gerektiği açıktır....
Somut olayda, önceki nafakanın takdir edildiği dava tarihi olan 07.03.2006 ile bu artırım davasının açıldığı dava tarihi olan 07.07.2009 tarihleri arasında 3 yılı aşkın bir zaman geçmiş olup, bu zaman içerisinde davacı kadının ihtiyaçları doğal olarak arttığı gibi davalı kocanın da gelirinde artış olmuştur. Paranın da enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu da sabittir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, nafakanın hakkaniyete uygun bir miktar artırılmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Somut olayda ise, önceki nafakanın takdir edildiği 09.11.2006 tarihinden bu artırım davası tarihi arasında üç yıldan fazla bir süre geçmiş olup, bu süre içerisinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi müşterek çocuğun yaşı ihtayaçları, eğitim giderleri doğal olarak artmış, paranında alım gücünün en azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu bir gerçektir. Yukarıda açıklanan nedenlerle nafakanın en azından DİEC'e yayınlanan ÜFE artışı oranında artırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece, önceki nafakanın takdir edildiği tarihte davalının aylık 750 TL, şimdi ise 900 TL gelirinin bulunduğunu, 2013 yılına kadar kredi ödemesinin bulunduğu ve bu nedenle de gelirinde azalma olduğunu, davacı kadının evlere temizliğe gittiğini, buradan gelir elde ettiğini nafaka artırım şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK'nun 176/4.maddesinde; “tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir” hükmü getirilmiştir.Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmasında; davacı kadının iş bulduğu zaman binalara temizlik işine gittiği, düzenli bir gelirinin bulunmadığı, davalının ise aylık 900 TL emekli maaşının bulunduğu anlaşılmıştır.Somut olayda, önceki nafakanın takdir edildiği 25/02/2008 tarihinden eldeki davanın açıldığı tarihi olan 07/01/2011 tarihine kadar yaklaşık üç yıl süre geçmiş olup, bu süre içerisinde davacı kadının...
Davalı (birleştirilen dosyada davacı); davacının maddi durumunun iyi olduğunu, anne ve babasının vefatı ile davalıya 250 adet ağaç zeytinlik ve ev kaldığını, kendisinin ise yeniden evlendiğini, giderlerinin artığını, üniversitede okuyan oğlunun masraflarını da karşılamaya çalıştığı için davacıya ödediği nafakanın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yerel Mahkeme nafakanın belirlendiği tarih ile dava tarihi arasında geçen süre içinde nafaka alacaklısı lehine veya nafaka borçlusu aleyhine bir durum değişikliği olmadığı, nafakanın kaldırılması için yasal koşulların oluşmadığı kanaati ile birleştirilen davanın davacısı ... tarafından açılan yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının reddine, davacı ve birleştirilen dosyanın davalısı ...'in nafaka artırım davasını kısmen kabul ederek; yoksulluk nafakasının aylık 650.00-TL olarak artırılmasına karar vermiş, hüküm davalı (birleştirilen dosyanın davacısı) ... tarafından temyiz edilmiştir....


