Mahkemece; dosya kapsamına göre, hükmedilen nafakanın yeterli olduğu, kaldırılma şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı(karşı davalı) vekili süresinde temyiz etmiştir. TMK'nun 175.maddesine göre; ''Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.'' TMK. nun 176/4. maddesine göre de; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Somut olayda ise; davacının, mevcut 300,00 TL yoksulluk nafakasının takdir edildiği 28/10/2010 tarihi ile, bu artırım davası tarihi arasında, üç yıldan fazla bir süre geçmiş olup; bu süre içerisinde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları doğal olarak değiştiği gibi, davacının ihtiyaçları da artmış, paranın da en azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış olduğu da bir gerçektir....
Mahkemece, boşanma kararı kesinleşmediği için davanın tedbir ve iştirak nafakasının artırılması istemine ilişkin olduğu belirtilerek; eş için ödenen aylık 60,00 TL nafakanın 200,00 TL'ye, müşterek çocuklardan Tuba için ödenen aylık 60,00 TL nafakanın aylık 150,00 TL'ye çıkarılmasına, müşterek çocuk Ayşe Gül reşit olduğu için onunla ilgili talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Bu durumda yapılacak iş; nafakanın niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim gözetilerek; ....’in yayımladığı ... artış oranı dikkate alınmak suretiyle, uygun bir miktar nafakanın artırılmasından ibarettir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Yoksulluk nafakasının artırımına ilişkin davalarda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki değişikliğin, önce kurulan dengeyi bozup bozmadığı göz önünde bulundurulmalı, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını karşılayacak, nafaka yükümlüsünün gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyet ölçüsünde artırım yapılmalıdır. Yargıtay'ın bu konudaki yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır....
Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamından; tarafların 17.01.2003 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte davacı lehine yoksulluk nafakasına karar verildiği, 30.07.2010 tarihinde açılan nafaka artırım davası sonucu davacı lehine aylık 350,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, son nafaka artırım kararından bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık beş yıllık süre geçtiği, davacının ev hanımı olduğu; davalının ise emekli olup, aylık 744,99 Euro maaş aldığı, 2003 yılında yeniden evlendiği, anlaşılmaktadır....
davacı vekili ve davalının iştirak nafakasının artırım oranına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacı kadın için hükmedilen en son yoksulluk nafakası miktarına, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu, hakkaniyete uygun oranda artırım kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde hükme bağlanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş, bu husus bozmayı gerekmiştir." gerekçesi ile bozulmuş, ilama karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur....
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; tarafların 14.06.1996 tarihinde kesinleşen ilamla boşandıkları, müşterek çocuğun velayetinin anneye bırakıldığı, davacı annenin en son 17.10.2011 tarihinde nafakanın artırılması için dava açtığı, 05.06.2012 tarihli ilamla nafakanın 150,00 TL daha artırılarak 300,00 TL'ye yükseltildiği, ilamın taraflarca temyiz edilmeksizin 25.07.2012 tarihinde kesinleştiği, davacının 12.11.2013 günü eldeki artırım davasını açtığı, davacının ev hanımı olduğu, davalıdan aylık 200,00 TL yoksulluk nafakası aldığı ayrıca babasından dolayı 770,00 TL yetim aylığı aldığı, başkaca bir gelirinin bulunmadığı, müşterek çocuğun 15.08.1996 doğumlu olduğu, devlet okulunda okuduğu, dershaneye gittiği, obezite tedavisi gördüğü, davalı babanın ise polis olduğu, aylık 3.000,00 TL gelirinin bulunduğu, yeniden evlendiği, ikinci evliliğinden 4 çocuğunun daha olduğu anlaşılmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafakanın artırılması-nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı-k.davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; aylık 2000 TL olarak ödenen yoksulluk nafakasının, artırılarak aylık 4000 TL'ye yükseltilmesi istenilmiştir. Birleşen davada ise; davalının gelir durumu (aldığı faiz gelirleri) gözetilerek, nafakanın kaldırılması talep edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma-Nafakanın İndirilmesi-Nafakanın Artırılması Taraflar arasındaki davanın birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her üç dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı kocanın boşanma davası ve nafakanın indirilmesi davasına yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların davalı-davacı kadının nafaka artırım davasına yönelik temyiz taleplerinin incelenmesine gelince; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 14.07.2004 gün ve 5219 sayılı yasa ile değişik 427/2. maddesi ile taşınır mal ve alacak davalarında temyiz sınırı 21.07.2004 tarihinden itibaren 1000 YTL’ye ( 1.000.000.000 TL. ) çıkarılmıştır....
Ancak, davacıya boşanma kararı ile takdir edilen aylık 20 TL yoksulluk nafakasının; 5.4.2002 tarihinde açılan artırım davası ile 50 TL'ye yükseltildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu artırımın gözetilmemesi doğru değil isede; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ikinci maddesindeki "Mahkememizin 2000/204 Esas, 2000/369 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine hükmedilen 20,00 TL nafakanın" ifadesinin çıkartılarak yerine "Mahkememizin 2002/190 Esas, 2002/248 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine hükmedilen 50.00 TL nafakanın" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 5.80 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi....


