WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının protokolde belirtilen evden 2006 yılında kendi isteği ile ayrıldığını, 2008 yılında müvekkilinin annesi tarafından davacı için alınan eve taşındığını, müvekkili ve annesinin davacıya belli zamanlarda maddi yardımlar yaptıklarını, nafakanın artırılmasına yönelik taraflar arasında yazılı ya da sözlü her hangi bir anlaşma bulunmadığını, protokol de belirtilen nafakanın iştirak nafakası niteliğinde bulunduğunu, davacının şahsi malvarlığının olduğunu, müvekkilinin boşanma ile birlikte davacıya 75.000 ABD doları tazminat ödendiğini iddia ederek; davanın reddini savunmuştur....

nin 9. maddesi uyarınca hükmedilen nafakanın(ya da artırım davalarında hükmedilen artış miktarının ) bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin 3.kısmı uyarınca hesaplanacak miktarın tamamına avukatlık ücreti olarak hükmolunacağı, bu miktarın Tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamayacağı düzenlenmesi yer almaktadır. Mahkemece; yargılamada kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına yukarıdaki madde hükmü uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemiş olması doğru görülmemiştir. Bundan ayrı, kural olarak yargılama giderleri, davada haksız çıkan tarafa yükletilir. (HMK m. 326/1; HUMK m. 417/1 c.l) Bir davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, mahkemece, yargılama giderleri, haklı çıkma oranına göre taraflar arasında paylaştırır....

Somut olayda; boşanma davasının 2009 yılında açıldığı, boşanma kararının 2010 yılında kesinleştiği, iştirak nafakalarının da bu dava ile takdir edildiği, daha önce nafaka artırım davası açılmadığı, çocukların 2001 doğumlu ve ikiz oldukları, davacı annenin ev hanımı olduğu, gelirinin bulunmadığı, babasının evinde kaldığı, davalının elektrik ustası olduğu, 750,00 TL maaş aldığı, annesinin evinde kaldığı, adına kayıtlı iki dükkanı olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, ortak çocukların yaşı ve ihtiyaçları, iştirak nafakasına hükmedilen tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki süre nazara alındığında mahkemece takdir edilen iştirak nafakalarının miktarı, taraflar arasındaki dengeyi bozacak kadar azdır....

Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 8 yıla yakın süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı çok az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş olması, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....

Asliye Hukuk Mahkemesinin 08/07/2010 tarih 2008/3 E.- 2010/386 K.sayılı ilamı ile boşanmalarına karar verilmiş, boşanma ile kesinleşmeden itibaren davacı eş kadın için 200 TL yoksulluk, müşterek çocuk için 150 TL iştirak nafakasına hükmolunmuş hüküm 23/02/2012 tarihinden kesinleşmiştir.Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının incelenmesinde, davacı kadın; ev hanımı olup, başka gelirinin bulunmadığı, davalı eş kocanın çifçi olup aylık 400 TL gelirinin bulunduğu belirtilmiştir.Somut olayda; önceki nafakanın takdir edildiği 13/10/2006 tarih ile eldeki davanın dava tarihi olan 05/07/2010 tarihleri arasında üç yıldan fazla bir süre geçmiş olup bu süre içerisinde doğal olarak tarafların sosyal ekonomik durumları gibi davacı eş ve çocuğun ihtiyaçlırında artma ve değişme olmuş, paranında en azından enflasyon oranında, alım gücünde değer kaybına uğramış olduğu bilinen bir gerçektir....

sebeplere ve özellikle küçüğün eğitim durumu, yaşı ve ihtiyaçları göz önüne alındığında iştirak nafakasına yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile artırıma ilişkin verilen hükmün ONANMASINA, 2- Küçük ... için hükmedilen iştirak nafakasına yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; TMK. nun 327/1. maddesi “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler anne ve baba tarafından karşılanır” hükmünü içermektedir.Aynı kanunun 330/1. maddesi ile nafaka miktarının, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirleneceği, 331. madde ile de durumun değişmesi halinde hâkimin, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirleyeceği hüküm altına alınmıştır.Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca, iştirak nafakasının miktarı tayin edilirken müşterek çocuğunn ihtiyaçları yanında nafaka yükümlüsünün gelir durumunun da dikkate alınacağı ve durumun değişmesi halinde nafakanın...

Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 4 yıldan fazla süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocukların yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocukların yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır....

Tüm bu maddeler doğrultusunda mahkemece iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; müşterek çocuklar E..B.. ve Z..N..'ın 2012, B..I..'ın ise 2007 doğumlu olduğu, müşterek çocukların kreş ve etüt merkezi ücretlerinin aylık toplam 1.400,00 TL civarında olduğu, davacı annenin banka memuru olarak çalıştığı ve aylık 2.700,00 TL gelirinin bulunduğu, davalı babanın da yine banka memuru olup aylık 2.000,00 TL civarında maaş aldığı ve kira giderinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocukların yaşları ve ihtiyaçları nazara alındığında mahkemece takdir edilen nafaka miktarı azdır....

Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; davacı ... ev hanımı olup çalışmıyor olması nedeniyle herhangi bir gelire sahip değildir. Müşterek çocuk ile birlikte çiftçilikle geçimini sağlayan ailesinin yanında yaşamaktadır. Iştirak nafakasına hükmedilen müşterek çocuk ise 2000 doğumlu ve ilköğretim öğrencisi olup eğitimi devam etmektedir....

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda başlıkta belirtilen tarih ve sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesi uyarınca miktar veya değeri 8.000,00 TL sını geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 Esas 2005/235 Karar sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltme taleplerinde yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı, somut olayda, davalı aleyhine artırılmasına karar verilen nafakanın yıllık artırım miktarının toplamının (600,00x12=7.200,00 TL) belirlenen istinaf sınırının altında olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun usulden reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 15.03.2023 tarihli ek karar ile temyiz talebinin kararın kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiştir....

UYAP Entegrasyonu